
Lavaş ekmeğinin içine koyduğu taze nane ve taze soğandan müteşekkil dürümünü ne kadar iştahlı ısırıyor. "Çok güzel değil mi?" diye soruyorum. Yarı mahcup yarı mütebessim "hı" diyor. "Hı."
Ondan mantarların en irisini seçmesini istiyorum.
"Közleycek misin abla?" diyor. Bu defa aynı mahcubiyet ve aynı tebessüm ile ben "hı" diyorum.
Tam o esnada tezgahın kralı edalarında dikilen delikanlı, Kürtçe bir şeyler söylüyor. Kelimeleri eze eze.
Taze naneden dürüm yapmış olan, sanki Kürtçe cevap verirse, benim incineceğimden korkuyor. Anlamadığım için incineceğimden. Arkadaşını kızdırmak pahasına Türkçe cevap veriyor. Sonra kaldığımız yerden devam etmemiz şartmış gibi. "Kaşar da serpiyor musun abla?" diyor. Evet diyecekken… Tam o anda. Taze naneden dürüm yapmış olanın o kara derin gözlerine bakarken "hayır" diyorum. "Ben kaşarı pek sevmem."
Sanki çocuğun özenmesinden mi korkmuştum. Aramıza kaşar yiyenler, kaşar yiyemeyenler ayırımının girmesinden…
Taze naneyi dürüm eylemiş olan, "közü de çok güzel olur" diyor.
Yarım kalmış tebessümümün içine çocukluğumdan beri yediğim bütün azarlar ve ikazlar gelip yerleşiyor: Önce büyükannem. Sen Peygamber değilsin! Böyle her şeye üzülür herkesin derdiyle dertlenirsen büyümek sana haram olur (Haklıymış hiç büyümedim zaten). Sonra babam: Bak evladım el unutuyor kendi derdini, sen unutmuyorsun elin derdini. (Haklıymış. Unutamamak bir çocukluk hastalığı olarak baki kaldı bende). Sonra ağabeyim. Sonra eşim. En son oğlum nasihat ediyor: Anne dünya senin bildiğin dünya değil artık.
Artık. Oysa benim bildiğim dünya hep aynı kaldı. Benim gurbetim bu aynı kalan dünyada başladı.
Mantarları kaşar ile birlikte pişirdiğim gerçeğini ben aslında kaşar sevmem yalanıyla değiştirirken; onu gördüm. Orada. O akan selin içinde. Bulunduğu yerde öylece dönüyordu. Baş parmağında takılı ceketiyle.
"Satılık ceket. Satılık ceket."
Dünya yıkılıyor işte! İnsanın başına. Böyle yıkılıyor. Adamın elindeki ceket, ayağındaki pantolonunun aynısı. Bostancı pazarında kirli, lekeli ceketine bir alıcı çıkacağına inanan bu adam, belli ki hayatında ilk defa dilenmeye çalışıyor. O kirli cekete bir alıcı! Şık pazar arabalarını itina ile doldurmuş olan semtim kadınları, satılık ceketi hiç görmüyor bile.
Sadece bir grup genç gülerek geçiyor adamın yanından. "Manyak ya. Kirli ceketine milyar veren çıkacak."
Bir ben mi gördüm bu adamı!!! Bir ben. Hayır! Kara gözlü, közlenmiş mantar seven çocuk ile göz göze geliyoruz. O da görüyor. Tezgahını bırakıp gidiyor yanına. O, ceketini satan adamın yanına; ben közlenmiş mantar sevenin yanına. Üçümüz bir müddet dikiliyoruz. Kelimelerini kaybetmiş bir ahaliden arta kalmış; üç ayrı kabın içindeki, üç ayrı maya misali. Benim söyleyemediğimi o kara derin gözlü çocuk söylüyor. "Giy dayı ceketini. Kimse almaz bu ceketi burada."
Cebinden çıkarabileceği en büyük parayı uzatıyor. 5 YTL. Ceketini satan adamın para mefhumu hiç yok. "Kaç para?" "Beş" diyor kara gözlü. "Daha 45 YTL''ye ihtiyacım var" diyor yaşlı adam.
Çocuk bana bakıyor. Bu ne şimdi ?!
Kirli eskimiş ceketine, müşteri bekleyen yaşlı adam, hikayesini anlatıyor. "Samsundan geldim. Bir arkadaşımda kalırım dediydim. İki gün sonra Ankara''ya gidicem. Yaşlılar yurduna. Biletim de var Ankara''ya. Ama iki gün sonraya bilet. Burada bir arkadaş vardı. Onda kalırım dediydim. O memlekete gitmiş. Karısı öyle dedi."
Biraz önce ben incinirim diye Kürtçe sorulan soruya Türkçe cevap veren çocuk, o közlenmiş mantar seven çocuk, Samsun''dan gelen amcaya "Giy ceketini burada bekle dayı" diyor.
Sonra pazarın içinde kayboluyor. Gerisini merak ediyorsunuz değil mi?
Ceketini satılığa çıkaran adamın cebine on dakika sonra 50 YTL konulmuştu. Hani BİZ kimiz diye merak ediyorsanız …Bir de bu resimden bakın derim. Sayıların kalbi olmaz. Ama biz hâlâ daha, evet hâlâ daha, her şeye rağmen birbirimizin gözüne bakan, birbirimizin sesini duyan insanlarız. Sayımız az belki. Ama bir kaşık yoğurt bir kova sütü mayalar. O bir kaşık maya ile süt bozulmaktan kurtulur.
Kalbinizde saklı bir kaşık maya var mı? İşte bütün mesele bu!
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.