Sağlık Bakanlığı"nın dikkatine!

00:0027/04/2012, Cuma
G: 5/09/2019, Perşembe
Fatma Barbarosoğlu

Doktorların yaşadığı sıkıntıları bir doktorun mektubu üzerinden dikkatinize sunmak istiyorum. Sağlık sektöründe gerçekleştirilmiş devrimin başarıya ulaşması için meseleye doktorların tarafından da bakmak gerekiyor.Aşağıdaki mektubun sahibi adının baş harflerinin bile verilmesini istemiyor. Korkusu o kadar kavi.Buyurun:Bir süredir medyadaki sağlıkla ilgili haberleri Sağlık Bakanlığı ve SGK tarafından yapılan açıklamalar oluşturdu. Hekimlerin aleyhine olan her şey halkın lehineymiş gibi beyanatlar

Doktorların yaşadığı sıkıntıları bir doktorun mektubu üzerinden dikkatinize sunmak istiyorum. Sağlık sektöründe gerçekleştirilmiş devrimin başarıya ulaşması için meseleye doktorların tarafından da bakmak gerekiyor.

Aşağıdaki mektubun sahibi adının baş harflerinin bile verilmesini istemiyor. Korkusu o kadar kavi.

Buyurun:

Bir süredir medyadaki sağlıkla ilgili haberleri Sağlık Bakanlığı ve SGK tarafından yapılan açıklamalar oluşturdu. Hekimlerin aleyhine olan her şey halkın lehineymiş gibi beyanatlar verildi, siyasilerimiz "Onların ne kadar kazandıklarını biz biliyoruz" gibi cümleler sarf ederek hekimleri hedef gösterdi.

Hekimlerin halkın daha iyi sağlık hizmeti alması ile ilgili bir problemi yok. Hekimlerin en büyük problemi kendi sıkıntılarının dinlenilmemesi. Hekimlerin sıkıntıları, tek başına bir meslek grubunun sıkıntısı değil, bir halkın sağlık problemi.

Bir kaç gün önce 88 yaşındaki bir hastayı ameliyat etme cesaretini gösteren bir hekim öldürüldü, ertesi günü bir milletvekili görevini yapmakta olan bir hekimi darp etti, bir acil servis basıldı hekimler bir odaya sığınarak canlarını zor kurtardılar. Her gün yüzlerce hekim sözlü ve fiziksel tacize uğruyor bu sebeple artık sorunlu ve komplike hastayı tedaviden kaçmaya dayalı "defansif tıp" icra etmeye yöneliyorlar. Hekimler mezun olurken ettikleri yemin metninde "hastamın sağlığını baş kaygım yapacağım" duruşundan gün be gün uzaklaştırılmakta. Bu sorunun büyümesinde, siyasilerin icraat ve beyanları kadar medya da sorumlu.

Hekimler kendi mesleklerini icra ederken huzurlu değiller, ve bunun sebebi sadece ekonomik değil, hekimler lavaboya gitme, su içme, yemek yeme, ibadet etme gibi insani vazifelerini gördükten sonra hastaların çatık kaşlarının arasından koşturarak polikliniğe yetişmeye çalışmakta kimseyle tartışmadan polikliniğe başladılarsa nispeten o günü daha huzurlu geçirmiş saymaktalar.

Medya mensupları hekimlerin yıllar öncesinde kalan bir kısım bıçak paraları, rehin kalan hastalar gibi yanlış uygulamaları gördü, ve hekimlere bakışları orada takılı kaldı.

Siyasilerin beyanatlarından ve medyanın yayınlarından dolayı hekimlerin hakkını savunması ideolojik bir duruş gibi algılanıyor. Hekimin aleyhine kararların alınması halkçı bir davranış gibi kabul edilir oldu.

Sağlık Bakanlığı''nın şu sorulara cevap vermesini bekliyoruz:

1- TTB''nin yaptırdığı hekime karşı şiddetle ilgili bir çalışmayla; son bir yıl içinde çalıştığı kurumda şiddet içeren bir olaya tanık olduğunu söyleyen sağlık çalışanı oranı %56. En fazla şiddete tanık olan grup %66 oranı ile pratisyen hekimler, çalışma yaşamları boyunca en az bir defa şiddet içeren olaya tanık olduğunu söyleyen sağlık çalışanı oranı %96 olduğu bildirilmektedir. Bu kadar riskli bir meslekte çalışanlar için ne gibi tedbirler alınmıştır? Sayın Sağlık Bakanımız''ın "şiddete yönelik alınan tedbirlere devam edeceğiz" ifadesinin muğlak kalmaması adına, şimdiye kadar hangi tedbirleri aldıklarını ve bundan sonra almayı planladıkları tedbirleri kamuoyuyla da paylaşmak isterler mi?

2- Özel hastanelerde muayeneler saatte 6 hastayla sınırlandırılmıştır, devlet hastanelerinde de bu düzenlemeye gitmeyi düşünüyor musunuz? Düşünmüyorsanız özel sağlık kuruluşlarında hangi nedenle bu sisteme geçildi? Bu nedenler devlet hastanesinde de geçerli değil midir?

3- Türkiye % 6,1 oran ile OECD ülkelerinin bütçelerinden sağlığa en az kaynak aktaran ülke olmasına rağmen sürekli ''sağlık harcamalarda artış oluyor'' diye beyanatlar verilmektedir. ''GSMH artıyor'', ''en zengin 17. ülkeyiz'' derken geride kalan sağlık harcaması oranını nasıl okumalıyız? Yetkililerimiz bütçeden sağlığa ayrılan payı arttırmayı düşünüyorlar mı?

4- Bir türlü getirilmeyen sevk zinciri sistemi ile mükerrer muayenelerle hekimlerin iş yoğunluğu gereksiz yere artmaktadır. Hastanın 10 gün içerisinde istediği yerde istediği kadar doktora gitmesi gelişmiş ülkelerde de normal midir? Sevk zinciri uygulaması neden yürürlüğe konulmamaktadır?

5- a) Kamuda veya özelde çalışan hekimlerin tamamının ne kadar kazanacağı nerede çalışacağı devlet tekelindedir. Zincir hastanelerin önü açılıp, hisselerinin uluslararası piyasalarda satışları kanuni iken, iki hekimin bir araya gelip muayenehane açması yasaklanmıştır. Kapı aralığı merdiven genişliği gibi özel muayenehanelerden bile istenen bina standartları yeni yapılan devlet hastanelerinde neden zaruri görülmemektedir? b) SGK ve Sağlık Bakanlığı tarafından uygulamaya konulan kanun ve yönetmelikler hekimlerin tamamının suça meyilli oldukları öngörüsüyle hazırlanmaktadır. Kamu ihaleleri yapanlara da en az hekimin suça meyilli olabileceği ölçüsünde meyilli olabileceği hesaba katılarak düzenlemeler neden yapılmamaktadır?

6- Ülkemizde hasta memnuniyetinin artışın yanında Adli Tıp Kurumu''na intikal eden tıbbi uygulama şikâyetlerinde 20 kat artış olmuştur. (Bilirkişilik için Adli Tıp Kurumu''na gönderilen sağlık uygulamaları konulu dosyası sayısı 2005''te 600 iken 2010''da 12000''i aşmıştır) Hekimlerin maruz kaldığı şiddet artışını ortaya çıkaran faktörlerin en önemlisi olan mevcut sağlık sisteminin bu tarafı sorgulanmış mıdır? Hasta memnuniyetinin yanısıra bu artışı nereye koymamız, nasıl okumamız gerektiği konusunda yetkililerimizin bir açıklaması olabilir mi?

7- 6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanunu''nun 1. maddesinde geçen "tabipliğin kamu ve kişi yararına uygulanıp geliştirilmesini sağlamak" ibaresi KHK ile yürürlükten kaldırılmıştır. Tabipliğin ''kamu ve kişi yararına'' olmamasının halkımızın sağlığına ne gibi bir katkı sağlaması planlanmıştır? Bunu hekimler anlayamamakta ve bu yasanın değişiminden rahatsız olmaktadırlar. Bu rahatsızlıkları giderme adına bu değişikliğin gayesini hekimlerle de paylaşmak isterler mi?

8- '' Ortak karar'' adıyla hastane sahipleri ile toplantılarda (OHSAD derneğinin düzenlediği Antalya''da gerçekleşen toplantı) bakanlık görevlilerinin de katıldığı, ancak hekimin, meslek odalarının, uzmanlık derneklerinin bilerek dışarda tutulduğu toplantıların yanısıra hekimi temsil eden dernek ve odaların da içinde olduğu bir toplantı yapmayı Bakanlık yetkilileri düşünürler mi?

9- Türkiye Biyomedikal araştırmalarda dünyada 15. sıraya yükselmiştir. Ancak bunun yanında yapılan düzenlemelerle hekimin bilimsel toplantılara katılımı sınırlandırılmıştır. Gitmek isteyene ''tatilinden feragat et öyle git'' denilmiştir. Hekimden hasta bakmasının dışındaki işler gereksiz görülüyor da bilimsel toplantılara katılımı da bakanlık gereksiz uğraş olarak mı görmektedir? Hekimin bilimsel faaliyetlere katılımı konusunda ilaç firmalarının dışında başka bir destek ihtimali konusunda planları var mıdır?

10- Kendilerini eleştirenleri sürekli kendilerinin karşısındaki ideolojik davranıyorlar demek yerine Sayın Bakanımız ideolojik davranmayan hekimlerden de görüş almayı, önerilerini dinlemeyi düşünürler mi? Hekimler arasında anket yaptırdığını ifade eden Sayın Bakanımız''ın bütün Türkiye''deki özel ve kamuda çalışan hekimlerle geniş çaplı ve bağımsız bir firmayla bir anket yapmak fikrine bakışları nasıldır? Bağcıyı dövmeden de yapıcı eleştiriler mümkündür, bunun yolu birbirini dinlemekten geçtiği hepimizin malumudur. Hekimler su içmeye, lavaboya gitmeye, annesinin, eşinin telefonunu açamaya vakit bulamamaktadırlar, kendi haklarını savunacak vakit ise bir hayalden ibarettir. Sayın Sağlık Bakanımız, yaptırdığı ankette hekimlerin "orta dereceli bir memnuniyeti olduğunu" ifade ederek hekimlerin mutsuzluklarını zımnen de olsa söylemiş oldu. Her günümüz keyifsiz çalışmakla geçiyor, motivasyonumuzu yitirmiş durumdayız. Bu vefat ve ard arda gelen şiddet haberleri sebebiyle hekimlere şiddetsiz günler siz medya mensuplarına da yayınlarınızın olması gereken hakkaniyette yapılmasını temennisiyle hayırlı vazifeler dileriz.

İmza: Sürgündeki Doktor