
Geçtiğimiz Pazartesi günü, Hayal ve Hakikat sergisinin atmosferinde TRT Türk''te yayınlanan "Açık Şehir" programı için Fatma Aliye Hanım''a dair söyleştik.
Hayal ve Hakikat sergisinin açılışını, geçtiğimiz ay Sayın Emine Erdoğan yaptı. Sergi ismini, Osmanlı''nın ilk kadın yazarı Fatma Aliye Hanım''ın Ahmet Mithat efendi ile ortaklaşa yazdıkları bir öyküden alıyor. Biyografilerde roman olarak geçiyor, ama roman değil. Kadın kahramanı Vedat''ı Fatma Aliye Hanım''ın kaleminden, erkek kahramanı Vefa''yı ise Ahmet Mithat Efendi''nin kaleminden okuduğumuz bir öykü. Vedat sabırla nişanlısını beklemekte, beklerken neden aramıyor endişeleri içinde kendini kederlere gark etmekte.
Vefa ise, veda etmenin mesuliyetini bile taşımayacak "umursamaz kalpsiz erkek". Ahmet Mithat Efendi, erkekleri kadınlara anlatmak üzere temsil kabiliyeti yüksek bir tip olarak ortaya koyuyor Vefa''yı. Erkeklerin adı Vefa olsa bile, kendinde vefa olmaz demeye getiriyor üstat.
Ne diyordum... TRT Türk''ün "Açık Şehir" ekibi ile çok sıcak bir sohbetin içine girmemiz için birkaç saniye yetti. Teknik ekip ortamı hazırlarken; programın yapımcısı ve yönetmeni Demet Haselçin ve sunucusu Milliyet gazetesinden Miraç Zeynep Özkartal ile tadı damakta kalan bir söyleşinin sularında eğleşiverdik.
Keşke her şey çekim kadar güzel olsaydı. Çekim bitince sınırlı bir vakitte "Hayal ve Hakikat " sergisini gezdik. Sevdiğim sergileri farklı günlerde birkaç defa dolaşmaktan zevk alan biriyim. İyi bir sergide dolaşmaktan daha verimli bir şey yoktur benim için. Sergiyi dolaşmak yetmez bir de sergiye dair kitapçığı edinmek isterim. Mesela yıllar önce Yapı –Kredi Kazım Taşkent''te Piyer Loti sergisinin kitapçığını edinememiş olmak içimde bir ukde olarak kaldı.
Neyse... Sözü nereye getireceğim. Pazartesi günü çekimden sonra gazeteye gideceğim. Kırk dakika gibi bir sürem var. Bu sürede özellikle merak ettiğim ressamların eserlerini görüp bilahare yeniden gelmeyi planlıyordum. Çünkü sadece estetik açıdan değil, sosyolojik açıdan da önemli buluyordum, Osmanlı''dan günümüze Kadın sanatçıların eserlerinin bir serginin çatısı altında toplanmasını.
İlk hayal kırıklığımı, serginin bütün kadın ressamları toplamamış olduğunu fark etmek üzerinden yaşadım.
Bize sergiyi dolaştıran Handan Hanım''a Naciye Neyyal Hanım''ın eserlerinin hangi tarafta olduğunu sordum. Naciye Neyyal''a ait bir tablo olmadığını söyledi. Nasıl olur dedim şaşkınlıkla. Naciye Neyyal''in resimlerinin temsil gücü benim açımdan çok yüksek. Temsil gücü derken sadece eser üzeriden değil, bilhassa ressamın kimliği üzerinden gittiğimi söylememe gerek yok sanırım. Naciye Neyyal son sadrazam Tevfik Bey''in eşi.
Handan Hanım, Naciye Neyyal''in eseri bulunamadığı için sergide yer almamış olabileceğini söyledi. Torunu Fatma Rezzan Hürmen''den yardım istenebilirdi. Eseri sergilenecek durumda değilse bile kimliğinin temsil ettiği özelliklerden dolayı, Fatma Rezzan Hürmen''in "Naciye Neyyal'' in Hatıraları" isimli kitabında yer alan yağlı boya tablo çalışırken halini resmeden fotoğrafı, biyografisi eşliğinde sergiye dâhil edilebilirdi.
"Hayal ve Hakikat"ten geriye ne kaldı? Geriye kalan "kanlı performans".
"Kanlı performans"a odaklanmamı öncelikle Sabah Gazetesinde Emre Aköz''ün satırlarına borçlu olduğumu söylemeliyim. Handan Hanım''ın yardımı ile Hale Tenger''in 1990 tarihli "S... Aşşa Kasımpaşa Ekolü" adını verdiği bu eserine ulaştım.
Sanatçıların eserlerine verdikleri isimler öteden beri çok dikkatimi çeker. Hatta çoğu eserde isim ile eserin arasından upuzun bir tren geçtiğini düşünürüm. Bazen de isim üzerinden sanatçı, bizi eseriyle özgürleştirmeyi değil eseri üzerinden kapatmayı düşünmüş diye not düşerim. Nitekim "kanlı performans" olarak kodladığım çalışma için sanatçının eseri ile değil eserine verdiği isim üzerinden bir ses yakalamaya niyet ettiğini düşündüm. El hak. Bu niyet gerçekleşti. Bu satırların yazarı bile sergideki onca esere değil "kanlı performans"a yöneldi.
Niye ısrarla "kanlı performans" diyorum. Birincisi sanatçının kendi eserine verdiği ismi ancak sansürleyerek verebiliyoruz. Çünkü sanatçı, "performans"ını "şiddet" üzerinden gösterirken isim konusunda "pornografik imaj"a yaslanmayı tercih etmişti.
Sergiye gitme imkânı olmayanlar için "kanlı performans"ı tasvir etmeye çalışayım.
Devasa bir kazan düşünün. Kazanın büyüklüğü bir semt camisindeki şadırvan ile aşağı yukarı aynı. İçinde (kanı temsilen)kırmızı renkli bir sıvı var. Kazanın tepesinde uçları kazana gelecek şekilde asılmış onlarca kılıç. Yani kılıçların kanı ile dolmuş bir kazan söz konusu. "Performans"a verilen isim değil, aynı zamanda kazanın dışındaki kurnalarla temsil edilen şadırvan da ibadet eden müminleri şiddetin öznesi olarak imliyor.
Diyeceksiniz ki, belki de sen "aşırı bir yorum" içindesin. O halde buyurun "kanlı performans"ı açıklayan satırlara:
"... Hale Tenger''in bu çalışmasının asıl kaynağı, yaşadığı günlerin gerçekliğine dayanmaktadır. 1990 yılında; laiklik, kadınlar ve İslam hakkında yaptığı özgürleştirici yorumlarla radikal İslamcı kesimin tepkisini çeken, ilahiyatçı ve siyasetçi Bahriye Üçok bir suikast sonucu öldürülmüştür. Çalışma, isminin de işaret ettiği gibi, darbe sonrası dönemde benzer örneklerle ortaya çıkan öfke ve şiddet olaylarına karşı duyulan kayıtsızlık ve suskunluğu yansıtır..."
Dikkat buyurun lütfen: "isminin de işaret ettiği gibi"
Tabi bendeniz buraya ismini yazamıyorum.
"Çalışma" öfke ve şiddet olaylarına suskunluğu filan yansıtmıyor. Tam tersine öfke, şiddeti tohumluyor.
Başlığa gelince... Sergiyi birlikte gezdiğimiz arkadaşlara kılıçların kanı ile kazanın dolduğunu, kan dolu kazandan abdest alma imajı ile birlikte sanatçının kullandığı "şiddet" dilindeki açmazı yorumlamaya çalışırken, elim kazanın içine girdi. Elim tümüyle "kan" oldu velhasıl.
Şiddeti besleyen sanata mesafeliyim. Şiddeti eleştirmek için "şiddetli" bir performans ortaya konması, kimin hanesine kâr olarak geçiyor öncelikle sanatçıların buna cevap vermesi gerekiyor.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.