Sayın Başbakan"a arz etmek isterim ki...

00:0019/09/2012, Çarşamba
G: 6/09/2019, Cuma
Fatma Barbarosoğlu

Türkiye"nin bugün en önemli meselesi kıvam meselesidir. Tasamızda da kıvam tutturamıyoruz hüznümüzde sevincimizde de. Oysa bizim ontolojik duruşumuz kıvam üzeredir. Efendimiz buyurur ki "İfrat ve tefritten sakınınız."Neden kıvam tutturamıyoruz?Değişimin hızlı olduğu zamanlarda ve toplumlarda, aklıselim devreden çıktığı için kıvam meselesi yaşlıların boynunadır. Sorun şu ki, postmodern kültürde kişiler olgunlaşamadan yaş aldıklarından, hayatın izlenimleri tecrübe hanesine kaydedilemediğinden dolayı

Türkiye"nin bugün en önemli meselesi kıvam meselesidir. Tasamızda da kıvam tutturamıyoruz hüznümüzde sevincimizde de. Oysa bizim ontolojik duruşumuz kıvam üzeredir. Efendimiz buyurur ki "İfrat ve tefritten sakınınız."

Neden kıvam tutturamıyoruz?

Değişimin hızlı olduğu zamanlarda ve toplumlarda, aklıselim devreden çıktığı için kıvam meselesi yaşlıların boynunadır. Sorun şu ki, postmodern kültürde kişiler olgunlaşamadan yaş aldıklarından, hayatın izlenimleri tecrübe hanesine kaydedilemediğinden dolayı hayatın anlamlandırılması giderek zorlaşır.

Kıvamsızlığın son örneğini kilim üzerinde yaşadık.

Afyon Valisi"nin kilim armağanı üzerine yazmayan kalmadı. Bir yazan bir daha yazdı. Yazdıkça coşuldu, coşuldukça yazıldı. Ta ki Başbakanımız yanlış yapılmıştır diyene kadar.

Yanlış yapılmıştır. Yanlış iki yerden yapılmıştır.

Birincisi Vali Bey"in yanlışı ki, herkes bu konuda hemfikir.

Bizim esas sorunumuz asıl yanlışı göremememizden kaynaklanıyor.

Vali"nin hediye vermesi, şehit yakınlarını üzeceği noktasından eleştiri konusu yapılıyorsa bu eleştiri birkaç kalem tarafından yapılmalı ve bitmeliydi. Fıkıhta farzlar farz-ı ayın, farz-ı kifaye olarak ikiye ayrılır bilindiği gibi. Köşe yazarlığı da farz kifaye hükmünde yerine getirilmesi gereken bir durum. Birkaç kalem yazdıysa eğer, konuyla ilgili olarak fevkalade farklı bir bakış açınız yok ise sizin o konu ile ilgili olarak yazdığınız her cümle köpürtmeye katkı sunacaktır sadece. Dolayısıyla şehit ailelerini üzeceği için Vali"ye kızanlar bu davranışı sürekli gündemde tutarak esas üzüntüyü kendilerinin yaşattığını farketmedikleri sürece eleştiri diye dile getirdiklerimiz hoyrat bir harcamaya dönüşme tehlikesi ile karşı karşıya kalmaya devam edecektir.

Türkiye olayları aşamayan bir idraksizliğin içinde kilitli kaldı. Olayları aşamayan derken neyi kastediyorum? Olaylar vuku bulduktan sonra bu olayın nedenlerini, varacağı noktayı değerlendirmesini beklediğimiz insanlar vuku bulan olayı özetleyerek, özetin içine küfür cümleleri boca ederek analiz ettiğini zannediyor. "Kilim meselesi " üzerine yazılmış yazılar lütfen iletişim fakültelerinde mercek altına alınsın. Onca yazının arasında meseleyi farklı bir noktadan değerlendiren kaç yazı, yazıdan geçtim kaç cümle çıkar.

Olayları analiz etmek için durmak gerekiyor. Ama medyada durup düşünenler değil en hızlısından laf yetiştirenler makbul ve ancak onlar "çok okunan" kategorisinin şeyhi unvanını ele geçiriyor.

Siyaset, iktidar muhalefet geriliminden ziyade iktidar medya gerilimine kilitlendi.

Bizim kültürümüz kötüyü ortaya getirmeyin mutlaka bir alıcısı çıkar ilkesine dayanır. Eleştirel yaklaşım ile kötü olanı ortaya getirmek arasında küçücük bir temas noktası yoktur. Sayın Başbakanımız"a arz etmek isterim ki, şimdiye kadar hep "Bu nasıl köşe yazısıdır, bu nasıl köşe yazarıdır" diyerek meydanlardan seslendiniz. Siz seslendikçe tek bir cümle kurmaktan aciz olanlar frekansını yükseltti, siz seslendikçe iyi niyetli olanlar belki ben de yanlış anlaşılırım diyerek geri çekildi.

Geleneğimize uygun olarak; iyinin ortaya getirilmesine dair medya üzerinden bir katkıyı kamuoyundan neden esirgiyorsunuz?

Yine arz etmek isterim ki, tarih kifayetsiz hayranlarla değil ufku geniş eleştirmenlerle yazılır. Vizyon sahibi düşünürlerle, toplumun gidişini evvelinden sezme gücüne sahip sanatçılarla yazılır.

Daha önce yazdım. Bir daha tekrarlamak isterim. Uzun vadede en hakiki müttefik eleştiridir.

Not: Yeryüzünde Son Aşk filmi üzerine yazdıklarımdan çok istifade ettiğini söyleyen değerli okuyucularım için yeni bir ev ödevim var. Önümüzdeki günlerde Refik Halit Karay"ın İstanbul"un Bir Yüzü üzerinden bir okuma yapacağız. Yaşadığımız günlere Meşrutiyet Modernleşmesi üzerinden bakmanın iyi olacağını düşünüyorum. Aşk ve evlilik, kadınlar ve erkekler, yeni zenginler eski zenginler... Kitabı hemen sipariş edip bir gün içinde okuyabilirsiniz. Ama ben yavaş okumanızı tavsiye ediyorum.