Sınıf başkanı kızların videosu ya da eğitimimizin youtube öğretmenleri

00:003/02/2010, Çarşamba
G: 3/09/2019, Salı
Fatma Barbarosoğlu

Şubat 2007''de “28 Şubat''a Armağan: Youtube Gençliği diye yazmıştım bu köşede. Kısaca hatırlatmak gerekirse…“Video paylaşım sitelerinde, lise öğrencilerine ait olduğu söylenen görüntüler, önce gazetelerde ardından tv ekranlarında yayınlanınca; hevesi kursağında gençler, kendilerini kahraman kılma yolunda yol yöntem öğrenmiş oldu. Anormalin/gayri ahlaki olanın ağırlığınca altın olarak kıymetlendirilip, “haber değeri” taşıması; haberleri bırak, haber olmaya bak felsefesini yerleştirdi kanı damarında

Şubat 2007''de “28 Şubat''a Armağan: Youtube Gençliği diye yazmıştım bu köşede. Kısaca hatırlatmak gerekirse…

“Video paylaşım sitelerinde, lise öğrencilerine ait olduğu söylenen görüntüler, önce gazetelerde ardından tv ekranlarında yayınlanınca; hevesi kursağında gençler, kendilerini kahraman kılma yolunda yol yöntem öğrenmiş oldu. Anormalin/gayri ahlaki olanın ağırlığınca altın olarak kıymetlendirilip, “haber değeri” taşıması; haberleri bırak, haber olmaya bak felsefesini yerleştirdi kanı damarında durmayan gençlere. On tekrar, yirmi tekrar derken, “hababam”laşmanın önemini kavramıştı, kaydedilen her görüntünün alıcısının çoktan hazır olduğunu bilen gençlik.

12 Eylül gençliği üzerine çok konuşuldu. Oysa 28 Şubat gençliği üzerine konuşulamayacak. Çünkü, 28 Şubat gençliği, kendisini seyirlik nesneye dönüştürüp, youtube için malzeme olma peşinde. Kendini seyrettirmek isteyen, anormalin sınırlarında “şöhret” olma avına çıkan gençlik, varlığını 28 Şubat''a armağan ediyor velhasıl” diye yazmıştım.

Youtube gençliği tamam da bir de youtube öğretmenleri armağan etmiş bize eğitim sistemimiz. İnternet sitelerinde iki küçük kızın sınıf başkanı olarak gösterdiği “performans” tıklanma rekorları kırıyor.

Bütün Türkiye onların görüntüsüne kilitlendi. Sınıf arkadaşlarına ders veren edalarına. Yanlış oldu esasında. Çocuklar önce sahiden “ders” veriyorlar. 70 soru çözüyor sınıf başkanı Havva. Öğretmen öğretmenler odasındayken. Belli ki öğretmeni bir sorumluluk vermiş. Demiş ki, “Bak Havva sen nasıl 100 alıyorsan arkadaşlarını da öyle çalıştır.” Çocuk kendisine yüklenen ağır yükün altında arkadaşları yüz alsın diye didiniyor.

Sorun şu: Çocuklar teneffüsteyken öğretmen sınıf başkanına böyle bir sorumluluk yüklüyorsa yanlış. Sınıf başkanının da, diğer talebelerin de teneffüs yapmak en tabii hakkı. Yok, öğretmen ders saati içinde öğretmenler odasına gidip kendi öğretmesi gerekenleri sınıf başkanının omuzlarına yüklediyse, bu daha beter bir yanlış.

Öğretmeni Havva''ya sorumluluk yükleyip onu hoca konumuna yükseltmiş, ama o arkadaşlarının nezdinde bir çocuk. Havva, çocuk ile büyük arası bir yerde isyan ediyor. Sizin de yüz almanızı istiyorum, ama siz beni dinlemiyorsunuz diyor.

Derken sınıf başkan yardımcısı Gizem çıkıyor sahneye. Sınıf arkadaşlarını sorumluluk sahibi olmaya davet ediyor. Kendi fakirliklerinden, su alan çizmelerinden bahsediyor. Ekmek parasının peşinde, inşaatlarda ölüm tehlikesi altında çalışan babasını anlatıyor.

Bütün bunları nereden biliyoruz? Çünkü o çocuklar sorumlulukların altında inlerken öğretmenleri “aferin kızım, aferin kızım” diyerek onları videoya çekiyor. Sonra o video internette yayınlanıyor. (Öğretmen değil, kızı çekmiş de… Öğretmen karne dağıtılırken hatıra olsun diye o görüntüleri kayıt altına almışmış da… Geçelim efendim.)

Bu iki öğrenci Beyaz Show''a konuk oldu. Önce peşinen söyleyeyim. Özellikle Gizem''in hiçbir televizyon programına çıkmaması gerekiyor. Bunu niye en başından söylüyorum? Biliyorsunuz Türkiye olarak çocukların öfkesinden, küfür etmesinden eğlence çıkartmakta üstümüze yok.

Gizem''in hayat şartlarına tanık olduk. Ona yardım etmek ve hayat şartlarını düzeltmek yerine; onu, öfkesi üzerinden şov yıldızı haline getirmemiz son derece tehlikeli. Ama daha tehlikeli olan, ailelerin duyulmayan seslerini çocukları üzerinden duyurmak üzere umut beslemeye başlaması. Bu yüzden tam da valiler toplantısının ardından, fakir fukaranın valilere, kaymakamlara neden ulaşılamadığının izi sürülmeli.

Yoksullara, çaresizlere “sizin de olaydı internette bir videonuz, yardıma yardım demezdiniz” anlayışını yerleştirici eylemlerden medya olarak sakınmamız gerektiğini hatırlatmak isterim.

Küçük kızın Beyaz Şov''daki görüntülerini izlerken kalbim daraldı. O öfke, o hak arayışı o küçük beden için çok fazla. Ne ailesi, ne de okulu bu ağır yükü farketmeyerek, onun “yıldızlaşması” için elinden geleni yapmaya hazırdır büyük ihtimal. Bir çocuğun iç dünyası, duyguları böyle ulu orta “malzeme” olmamalı. O çocuğun acilen yardıma ve terapiye ihtiyacı var. Kullandığı dilin bütün kelimeleri öfkeye dair. Öğretmeninin programa katılmasına izin vermeyen vali hakkında söylediklerine Beyaz ve stüdyodakileri güldü.

Bir kıymık gibi batması, içimizi acıtması gereken Gizem için gülüyorsak eğer, insanlık durumumuzda ciddi bir sıkıntı var demektir.

Son olarak öğretmenlerin öğrencilerin görüntülerini ne sebepten olursa olsun çekmesinin izne tâbi olduğunu, Milli Eğitim Bakanlığı''nın öğretmenler için bu konuda ikna edici çalışmalar yapması gerektiğini hatırlatalım.

İnternet devrimine muhatap olmuş öğrencileri ve öğretmenleri, Sanayi Devrimi şartları altında bir arada tutmamız mümkün görünmüyor yoksa.