
Sokak isimleri üzerine düşündüğünüz bir zaman muhakkak olmuştur. Bir adresin peşine düşmüşken birden sizi sokağın ortasında tebessüm ettiren, şaşırtan, ne manaya geliyor ki diye düşündüğünüz bir isim çıkıverir karşınıza. Bazılarımız o an düşünür geçer. Bazılarımız oturduğu sokağın adı ile hayatı arasında doğrudan bağlantı kuracak kadar titizliğe döker işi. İnanmayacaksınız ama bir arkadaşım 1989''dan 1992 yılına kadar ev aradı ve çok beğendiği bir sürü evi, sokağın ve mahallenin adını beğenmediği, o ismin kendi kişiliğine uygun düşmediği gerekçesiyle tutmaktan vaz geçti.
İnsanlar artık birbirlerine pek mektup yazmadığı için belki sokak isimleri hayatımızda merkezi bir yer tutmuyor. Posta ile ulaşması gerekmeyen tariflerde sucuya, tatlıcıya, herhangi bir mağazaya göre evimizin, iş yerimizin adresini vermeyi tercih ediyoruz.
90''lı yıllarda Suadiye''de otururken saptığım her sokağın Ayşe Kadın ya da Ayşe Çavuş diye bir isme işaret ettiğini görünce şaşırmış, semt sakinlerinin her birinden değişik bir hikaye dinlemiştim. Kimisi Kurtuluş savaşında yararlılık göstermiş Ayşe adındaki bir kadının hatırasına hürmeten bu ismin verildiğini söylemişti, kimisi de Ayşe Hanım''ın çok sözünün eri bir kimliğe sahip olduğundan bahsederek, mahallenin muhtarı olarak adlandırılabilecek bir kimlik çizmişti.
Ben sokak isimlerinin peşine düşmüşken o tarihlerde TRT 2 de şimdi adını hatırlayamadığım bir magazin programında sokaktaki adama yaşadıkları adreslerle ilgili sorular soruluyordu. Mikrofonu görüp atmasyon malumatlarla bilgiç bilgiç verdikleri cevaplar yayınlandıktan sonra, sokak ya da cadde isminin gerçek bilgisi aktarılıyordu. Programın amacı bir nevi insanların yaşadıkları adreslere dair bilgilerinin olmadığı ile alay etmekti. Tesadüf o programla ilgili olarak bana da mikrofon uzatıldı ve evimin adresi sorulduktan sonra caddeye ismini vermiş olan Şemsettin Günallay hakkında bilgi istendi. Yanımdakı küçük bebekle ve başımın örtüsüyle bu bilgiye çok uzak olduğumdan sunucu öylesine emindi ki, biraz sonra basacağı kahkahayı erkenden hazırlamıştı bile. Benim Şemsettin Günaltay''ın Felsefe profesörü olduğunu, başkanlığından sonra düşüncesinde çok bariz değişimler yaşayan bir zat olarak Türk Felsefe hayatında değişik bir yeri bulunduğundan bahsetmeye kalkmam üzerine afallayarak "siz boş zamanlarınızda ansiklopedi maddesi mi ezberliyorsunuz?" diye sormuştu.
O gün bugündür sokak isimleriyle alakam artarak devam ediyor. Fakat bu konuda en büyük teşekkürü Orhan Okay Hocam''a borçluyum. Kendi hafızasındaki muhteşem fotoğrafları bizimle paylaştığı Silik Fotoğraflar adlı kitabının İstanbul Mektupçusu Osman Nuri Ergin bahsinde İstanbul''un sokak isimlerini Osman Nuri Ergin''in verdiğini okuduğum satırlar sokak isimlerinin verilişi hakkında zorladığım hayal gücümü rahatlığa kavuşturdu.
Orhan Okay Hoca 1927 nüfus sayımı için eski harf ve rakamlarla yaptırılan tabela ve numaraların latin harflerinin kabulu sebebiyle yenileriyle değiştirildiğinden bahsederek, hazırlanan levhaların yerlerine takılmak üzere Ayasofya Camii''nin üst galerilerine geçici olarak konulduğunu anlatıyor. Latin harfleriyle hazırlatılmış sokak isimleri yerlerine konulmak üzere alınmak istendiğinde güvercin gübreleriyle kaplı levhalarla karşılaşılır. Levhalar temizletilir, mükerrer isimli sokak isimleri yenileriyle, Beyoğlu gibi papazların isimleri verilmiş sokakların adı Türk büyüklerinin adıyla değiştirilir. Bu projede Osman Nuri Ergin altı binden fazla sokağa yeni isimler bulmak gibi büyük bir iş başarır. Sokağa isim verirken o sokağın tipik bir özelliğinden ya da o esnada karşılaştığı bir insandan ilham alır: "Peçeli kadın, Kuyulu Sokak, Küçük çocuk, saksağan, feraceliler gibi bir yığın sokak ismi gezintiler sırasında karşılaşılmış" nesneler ya da insanlarla ilgili olarak sokağın adı olmuştur.
Osman Nuri Ergin''in sokaklara taktığı isimler her zaman da memnuniyetle karşılanmamış. Semt sakinlerinin itirazlarına binaen değiştirilmek zorunda kalan sokak isimleri de var: "Samatya taraflarında bir sokağa Leblebici Recep adını verince kıyametler kopmuştu. Sokak sakinleri toplanmış, tabelayı asan görevlilere engel olmuşlar. Meğer bu sokakta İstiklal Savaşı kahramanlarında jandarma yüzbaşısı Recep Bey''in (daha sonları CHP devrinin zorlu başvekillerinden Recep Peker) evi varmış. Zannımca İttihatçı olan ve Cumhuriyet devrinde İttihatçılar''ın tasfiyesinden dolayı kırgın olan Osman Nuri Bey''in "farkında olmayarak(!) yaptığı bu hatayı düzeltmek için sokağa, biraz da sakinlerinin zoruyla Müdafai Milliye adını vermek zorunda kalmışlar."
5 Temmuz 1961''de vefat eden Osman Nuri Ergin, şimdilerde elli atmış kişilik ekiplerin yapamadığı Mecelle-i Umur-ı Belediyye, Türk Maarif Tarihi, İstanbul Şehir Rehberi gibi eserleri tek başına yazmış, ömrünü ilmin bereketinde geçirmiş bir zat idi. Eserlerinin kendisi için rahmet vesilesi olması ve yeni nesiller tarafından layıkıyla tanınması için kuruluşunu Osman Nuri Ergin''e borçlu olan -11000 adet kitap bağışlamıştı- Atatürk kitaplığına büyük görev düştüğünü bir defa daha hatırlatmanın faydalı olacağını düşünüyorum.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.