
Bu gün ve dahi önümüzdeki günlerde bol miktarda AK Parti Kongresi"ne dair yorumlar dinleyip, yazılar okuyacaksınız. Beklenti çıtasını durduk yere yükseltenler kendi beklentileri ile ilgili başlıkların olmayışı üzerinden değerlendirmede bulunacak. Çıta, beklenilen olmadı eleştirisine zemin hazırlamak üzere ''stratejik'' olarak yükseltildi.
Olaya organizasyon ve kitlenin ruhunu kavramak açısından bakanlar kıvamı çok iyi ayarlanmış bir konuşma olduğu konusunda hemfikir. Saatlerce sürmesine rağmen inanlar salonda, dışarıda ve ekranları başında sıkılmadan bir sonraki cümleyi merak ederek takip ettiler. Oysa daha önceki kongrelerden farklı bir konuşma yoktu.
Heyecanı dorukta tutan iki ana sebep var. Birincisi organizasyonun mükemmelliği. Gerek dışarıda kalanlar gerekse solonun içinde bulunanlar için her türlü insanı ihtiyaç düşünülmüştü.
Başbakan salona girmeden önceki süre; bekleme estetiği ve karşılama coşkusu ile kıvamında bir yer değiştirme ile değerlendirildi. Başbakanın salona gelmek üzere olduğu anonsu ile birlikte bir elinde mavi AK Parti bayrağı diğer elinde Türkiye bayrağı taşıyan beyaz tişörtlü gençler tarafından stadyum heyecanını inşa eden hareketlenme başlatıldı.
Çok küçük çaplı bir ödül törenini bile başaramayan aksaklıkların birbirinin takip ettiği organizasyonlar özellikle film festivalleri üzerinden medyayı bir hayli meşgul eder. Bu festivallere, ödül törenlerine katılanların eğitim seviyesi ve katılımcıların sınırlı sayısı ile kongre üyelerinin sayısı, her seviyeden insanın olduğu gerçeği göz önüne alındığında AK Partinin organizasyon başarısının neye tekabül ettiği daha iyi anlaşılacaktır.
AK Parti, Milli Görüş mirası ile Turgut Özal"ın misyonunu bir araya getiren yeni bir parti inşa ederken, mimari perspektifini duygular üzerinden belirledi. Bu perspektifin, içine girilmekte olan post-modern dönemin ruhu ile son derece uyumlu olduğuna, post-modern dönemin aynı zamanda duygular sosyolojisi oluşturduğuna dikkat çekmek gerekiyor.
Tayyip Erdoğan"ın metin inşasında, duyguları ön plana çıkarması, siyasi hayatının dönüm noktasının Pınarhisar Cezaevi"nde bir şiir yüzünden başlayan yolculuğu ile yakından alakalı. Kitleler ile bağını her vesile ile şarkı ve şiir üzerinden tazeleyen Tayyip Erdoğan"ın son kongreye Sezai Karakoç"un ''Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine'' şiirinden bir bölüm okuması; okuduğu bölümü salon"un adeta Tayyip Erdoğan"ın kişisel tarihinin mısraya dönüşmüş hali olarak gözyaşları içinde dinlemesi; seçilen şiirin isabetini gösterdiği kadar, aynı zamanda onu okuyan öznenin mısralara bizzat kendisini katması ile yakından alakalı.
''Hep suç bende değil beni yakıp yıkan bir nazar vardır'' mısrasını salon ve ekran başındaki AK Partililer, Tayyip Erdoğan"ın, çekişmelerinin- çatışmalarının izahı olarak dinlediler.
Başbakan"ın karizmasını oluşturan en önemli etken, kendini halka izah ederken analitik bakışı değil, duygusal tonu öne çıkarması.
Cumhuriyet tarihinin karizmatik liderleri olarak Süleyman Demirel duygusal tonu teatral köylü ağzı ve yöresel değimler atasözleri ile yakalamaya çalışırken; Bülent Ecevit en alttakilerin yaralarına dokunması ile başarmıştı. Necmettin Erbakan Müslümanların duygularının mütercimi, Turgut Özal, herkes için daha iyi bir hayatın olmasının imkan dahilinde olması üzerine kurmuştu söylemini.
Liderin karizmasında lider eşinin katkısı söz konusu olduğunda en şanslı olanın Tayyip Erdoğan olduğu tespitini yapmamız gerekiyor.
Nazmiye Hanım beden olarak daima Süleyman Demirel"in yanında ve ''burada'' olurken beden dili olarak ben esasında hep evdeyim imajını verdi.
Rahşan Hanım bir elmanın iki yarısı olarak daima Ecevit"in yanında idi ama bu yakınlık partililer ve seçmenler tarafından, olumlu değil olumsuz bir özellik olarak algılandı.
Aile bakımından en şansız olanın Turgut Özal olmasını ise Türkiye çocuksuz Başbakanlara alıştığı için sorun çıkıyor şeklinde değerlendirenler bu söylemlerini Tayyip Erdoğan ve ailesinin siyaset alanında gösterdiği katılım ile tanışıncaya kadar sürdürdü.
Tayyip Erdoğan oğullarını siyaset dışında tutarken eşi ve kızları daima yanı başında yer aldı. Emine Erdoğan, türban karşıtlığının siyasi bir duruş olarak mayalanmaya çalışıldığı bir dönemde; Başbakan eşi olmasına rağmen üzerine bırakılan yükü; azmini arttırıcı, performansını kuvvetlendirici bir esturman olarak kullandı. AK Parti Kadınlar Kolu"nun bütün üyelerine bu duyguyu geçirmesini bildi. Başbakanın gören gözü, işiten kulağı olmayı kesintisiz mesai içinde zevk alarak sürdürdü. Zevk aldığını ''lütfen burada'' olamadığı duygusunu her vesile ile kitleye geçirdi. Nitekim ''son kongre''de Başbakan"ın omzuna dokunarak, selamını bekleyen grupları görmesini sağladı. Karanfilleri şevk ile attı. Kendisine selam vermek üzere gelenleri muhabbetle kucakladı. Başbakan eşi olarak mesafeli bir dil kullanmak yerine siyasete ''gündelik hayatın dilini'' dâhil etti.
Duyguların mimarisi burada bitmiyor. Salona alınmayan gazeteler ile duyguların mimarisi arasında bir bağ olduğunu düşünüyorum. Devam edeceğiz inşallah.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.