Sorumluluk geni bulununcaya kadar hiçbir sorumluluğumuz yoktur!

00:0027/02/2012, Pazartesi
G: 5/09/2019, Perşembe
Fatma Barbarosoğlu

Okulu bol semtlerde oturdum yıllardır. Sabah ve öğle saatlerinde evden çıktığımda okul müdürlerinin öğrencileri nasıl taciz ettiğine şahit ola ola yürüdüm. Bas bas bağıran, hakaret eden okul müdürlerine; seslerini ulaştırabilme kapasitelerine göre kendilerini “amir” zanneden nezaketten ve letafetten nasipsiz okul müdürlerine tanık ola ola.Her defasında buğzederek. Bazen dilimle, bazen kalben. Geçip gittiğim okulun önündeki velilere ''müdür beyin bu ifadeleri sizi rahatsız etmiyor mu?'' diye sorarak.Geçen

Okulu bol semtlerde oturdum yıllardır. Sabah ve öğle saatlerinde evden çıktığımda okul müdürlerinin öğrencileri nasıl taciz ettiğine şahit ola ola yürüdüm. Bas bas bağıran, hakaret eden okul müdürlerine; seslerini ulaştırabilme kapasitelerine göre kendilerini “amir” zanneden nezaketten ve letafetten nasipsiz okul müdürlerine tanık ola ola.

Her defasında buğzederek. Bazen dilimle, bazen kalben. Geçip gittiğim okulun önündeki velilere ''müdür beyin bu ifadeleri sizi rahatsız etmiyor mu?'' diye sorarak.

Geçen haftanın en medyatik müdürü Erzurum''dan geldi. Kamuoyu, müdürün yüz naklinden duyduğu heyecan ile tıp bunca ilerlemişken suçluluk genini niye devreye sokmuyoruz Batı ülkelerinde... blo blo diye süren sonunda da suçluluk geni taşıyan çocukların yürümeye başlamadan önce imha edilmesini “öneren” konuşmasını merkeze aldı.

Belli ki müdür bey bir düzen tutkunu. Bahçesinde tek bir ayrık otu istemeyen titiz bahçevan. Düzen tutkunu müdürlerimiz için Tahsin Yücel''in Aykırı Öyküler kitabındaki Büyükbaba öyküsünü tavsiye ediyorum. Bütün eğitim hayatını düzene indirgeyen bir ilkokul müdürünün muhteşem hicvidir.

Sorun şu ki müdür beyin “pek eğitici” konuşmasına tanık olanlar onu ya gülerek, ya alkışlayarak karşılıyor. Lütfen dikkat buyurunuz. Alkışlayanlar yani her durumda “otorite”ye haklısınız efendim, en doğrusunu siz bilirsiniz diyerek temenna edenler; bir de her durumdan latife tadı çıkaranlar.

Onca kalabalığın içinde bir Allah''ın kulu neden itiraz etmiyor!

Kanun karşısında kendimizi suçlu duruma düşürmeyecek bir itiraz dilimiz neden yok!

Yuh demeden! Sebze, meyve, yumurta atmadan! Kahrolsun demeyen, taciz etmeden reddeden bir itiraz dili. ''SANA KATILMIYORUM. SENİN BU SÖYLEMİNİ İNSANLIK ONURUNDAN ALDIĞIM FEYZ İLE REDDEDİYORUM!'' diyen bir itiraz dilimiz niye yok!

Çünkü itiraz kültürümüz yok.

Olaylara eleştirel bakma kapasitemiz yok.

(Cenazeyi alkışlamayı itiraz dili olarak sunmaya kalkmayacağınızı ümit edebilir miyim?)

Konu medyada haber oluncaya kadar, o salonda bulunan veliler böyle bir eğitimci ile karşılaşmış olmanın şokunu yaşamışlar mıydı? Aman Allah''ım diye şaşıran, eğitimcisi bile eğitimi reddederek imha operasyonuna bel bağlıyor; ülkemize ne oldu, insanımıza ne oldu diye hüzünlenen olmadı mı o salonda!

O sözlere muhatap hazırûn, Hababam Sınıfı “hakikati” ile büyümüş ve büyülenmiş “Seyirciler” olarak, “Adam haklı yaaa” diyerek mi döndüler evlerine!

The Müdür''ün söyleminden daha tehlikeli olan durum budur. Bir kişi yanılır. Bir kişi haddini aşar. Ama oradaki topluluk haddi aşana eşlik ediyorsa, kitle psikolojisinin cemiyet hayatını ve ahlakını esir aldığı durum söz konusudur artık. Kitle ahlakında herkes en aşağı paydada eşitlenmeyi göze aldığını fark etmeden eşitlenir çünkü.

Hatırlar mısınız?

Lütfen içinizden biri hatırlasın. Unutkanlar ülkesinde yaşadığımı bir anlığına unutturacak bir teselli olarak hatırlasın bir kişi!

Konya''da öğretmen, ödevlerini yapmayan öğrencisine sınıfın diğer çocukları tarafından dayak attırmıştı. Herkes öğretmene ve dayak yiyen o öğrenciye odaklanmıştı. Dönemin Milli Eğitim Bakanı''nı bizzat aradım. O sınıfta arkadaşıma vurmam diyen tek bir öğrenci çıkmamış mı? Bunun araştırılması yerine bana şöyle dönüldü Bakanlık yetkilileri tarafından: Konya''ya gidip incelemenizi yapmanız konusunda Bakanlığımız size yardımcı olacaktır. Pardon ben neyin incelemesini yapacağım? Meselenin pedagoji ve psikoloji uzmanları tarafından ele alınması gerekiyor. Bakanlık bünyesinde çalışan şu kadar adam/kadın uzman var. Sorun alanını size takdim ederek tepki haritamızı çıkarmak açısından önemli bir meseleye bir de şuradan bakalım diyorum. Cevap: Biz bakamayız. Siz istiyorsanız gidip bakın.

Sorumluluk geni henüz ispat edilmediğine göre ispat edilinceye kadar hiçbir sorumluluğumuz yoktur.

Bu mudur?

Üzgünüm. Hal ve vaziyet tam tamına BUDUR!