Sözün bittiği yerde değil sözün çoğaldığı yerdeyiz

00:0024/10/2011, Pazartesi
G: 5/09/2019, Perşembe
Fatma Barbarosoğlu

19 Ekim 2011 sabahı, otuz yılın ağırlığını tek bir sabahta yeniden yaşamak tecrübesinde bulundu Türkiye.Bu kaçıncı tecrübe!Lakin ünlü sosyologun dediği gibi, tecrübe bizim başımıza gelenler değil başımıza gelenler ile ne yaptığımız.Başımıza gelenler ile ne yaptık?Hiç de fena bir halk değiliz.Hiç de fena insanlar değiliz.Kötülerimiz çok kötü. Ama iyilerimiz de çok iyi.İyilerimizin iyiliğidir bizi bu günlere getiren.Başka bir memlekette, dağların yüklenemediği dert olurdu başımıza gelenler.İyimiz

19 Ekim 2011 sabahı, otuz yılın ağırlığını tek bir sabahta yeniden yaşamak tecrübesinde bulundu Türkiye.

Bu kaçıncı tecrübe!

Lakin ünlü sosyologun dediği gibi, tecrübe bizim başımıza gelenler değil başımıza gelenler ile ne yaptığımız.

Başımıza gelenler ile ne yaptık?

Hiç de fena bir halk değiliz.

Hiç de fena insanlar değiliz.

Kötülerimiz çok kötü. Ama iyilerimiz de çok iyi.

İyilerimizin iyiliğidir bizi bu günlere getiren.

Başka bir memlekette, dağların yüklenemediği dert olurdu başımıza gelenler.

İyimiz sahiden iyi. İyilerimizin yüzü suyu hürmetine şafağını gördüğümüz sabahlar.

Ama 19 Ekim sabahı iyilerimiz iyi olmaktan vazgeçti bir an.

Onların vazgeçişini perçinler gibi oldu, devlet büyüklerinin “sözün bitişini” haykırdıkları konuşmalar.

İnsan tükenmediği sürece söz tükenmez.

Sözün bittiği yerde değiliz sözün çoğaldığı yerdeyiz.

“Asayişin berkemal” olduğu zamanlarda sözün çoğalması iyidir. Söz çoğaldıkça kelimeler nüans kazanır.

Nitekim 90 yılların “Siyaset Meydanı” sözü çoğalttığımız ekran kamusallığı olarak, birbirimizi gördüğümüz, “tanıdığımız” bir “yer” idi.

Lakin, şiddetin bütün duyarlılıkları esir aldığı zamanlarda; sözün çoğalması kelimelerin nüansını artırmaz. Sözün çoğalması manayı çoğaltmaz. Söz birbirimizin başına attığımız taş, sırtına sapladığımız hançer, boynuna doladığımız urgan olur.

Ateşin alazı gökyüzünü dumanlarıyla ele geçirdiğinde, çoğalan söz ateşe atılan yeni odunlardır sadece.

Şiddet değince aklınıza sadece terörün ateşi düşmesin.

Başbakanımız, medya yöneticileri ile toplantı düzenleyerek kullanılan “dil” in BİZİ, dilim dilim dilmemesi için itinalı habercilik anlayışına davet etti.

İtinalı dil. İtinalı dil. İtinalı dil.

PKK ile sadece terör silahları ile mücadele edemeyiz. Türkiye büyük bir organizma, organizmanın bağışıklık sistemini diri tutmak hepimizin vazifesi.

Üçüncü sayfa haberleri bağışıklık sistemini felç ediyor. Şiddet haberleri yeni şiddetler doğuruyor.

Kadınlar, genç kızlar en yakınları tarafından hunharca öldürülüyor. Onların öldürülüşü; en hızlı gazeteci, EN gazeteci benim edalarında manşetlerden veriliyor. Maktul üzerinden ölüm pornografisi en ince detaylarına kadar hanelerimize servis ediliyor.

Ben bu yazıyı bitirmemiştim ki Van''dan gelen deprem haberi düştü kalbimize. Allah beterinden korusun.

Kötüler ne kadar kötü olmaya ceht ederse etsin; iyilerin iyiliği çoğaltmaktan başka şansı yok. Şimdi hepimiz Van için seferber olmalıyız.

Sözü çoğaltmayalım. Hizmeti çoğaltalım, muhabbeti çoğaltalım. Söylemeye değil önce dinlemeye niyet edelim.