Su için güzelleme

00:0014/08/2007, Salı
G: 29/08/2019, Perşembe
Fatma Barbarosoğlu

Ankara Ankara sudan yana bahtı kara Ankara! 2007 yılında yaşadık ve tanık olduk böyle bir kuru bir sayfaya mı diyeceğiz. Hastaneler ameliyatlarını erteledi. Tuvaletlere kilit vuruldu.Muhabirler dalga geçercesine susuz yemek tarifleri aldı aşçılardan mı diyeceğiz.Türklerin medeniyeti bir su medeniyetidir. Türkiye''yi yönetmeye talip olanlar önce bunu bilmeli.30 Haziran 2000 tarihinde yayınlamış olduğum yazıyı tekrar yayınlayarak Ankara''nın susuzluğunu protesto ediyorum.————-Su hayattır. Ve hayat

Ankara Ankara sudan yana bahtı kara Ankara! 2007 yılında yaşadık ve tanık olduk böyle bir kuru bir sayfaya mı diyeceğiz. Hastaneler ameliyatlarını erteledi. Tuvaletlere kilit vuruldu.

Muhabirler dalga geçercesine susuz yemek tarifleri aldı aşçılardan mı diyeceğiz.

Türklerin medeniyeti bir su medeniyetidir. Türkiye''yi yönetmeye talip olanlar önce bunu bilmeli.

30 Haziran 2000 tarihinde yayınlamış olduğum yazıyı tekrar yayınlayarak Ankara''nın susuzluğunu protesto ediyorum.

————-

Su hayattır. Ve hayat sudur. Akıp geçer. Her medeniyetin kendini bulduğu, kendini bulup da seyre baktığı aynası muhakkak vardır. Türklerin kurmuş olduğu medeniyetler kendi yüzüne bakmak için daima suları seçti. Güzelliğin doruk noktası su idi. Ve “su gibi güzel” deyimi güzelliğin en berrak ifadesi olarak yaşadı dillerde. Türklerin medeniyetinin bir su medeniyeti olarak izi sürülsün diye, güzellik ve hürmet daima su üzerinden ifadelendirilmiş “su gibi aziz olasın” en makbul duadan sayılmıştır.

Eskiler “nan-ı aziz, ab-ı leziz diyerek” ağız tadını ekmek ve suya gösterdikleri hürmet oranında yakalayacaklarına inanıyorlardı. Bir yerden bir yere göçenler için konaklama makamı bir pınarın başı ile salkım söğütün eşlik ettiği yer. Suyunu bulanlar ekmeğini taştan çıkarmak için yeni buldukları mekana yerleşiverirler. Yerlerin sırrı ta Kutadgu Bilig''ten bu yana ifşa edilmektedir. “Ev almak istersen evin komşusunu sor; Yer almak istersen, yerin sularını sor!..”

Suyun törensel bir değer taşıması orta Asya kültürüne kadar uzanır: “Başkurt Türklerinde gelinler, kayınbabalarının, su içtiği pınarların, ırmakların ve göl sularının kıyılarına götürülür. Gelin bu sulara paralar atarak, selam verir. Bu gezide bu suları iyi bilen yaşlı bir kadın kılavuzluk eder. Buna su gösterme töreni denir.”

Dağ başlarını köy niyetine mekan tutanlar, pınar başlarını köy edinip, köyün her mevkiini sahip olduğu pınara göre adlandırarak, kara pınar, duru pınar, sarı pınar, diye isim veredursun; şehrin efendisi pınar başına uzak düşmenin hasretini, huzura gelmiş bir bardak suda lezzetin bütün renklerini keşfederek aşar. Öylesine su erbabıdır ki, Amiral Sir Henry Wood''a “Bir Türk yudumladığı suyun hangi pınar ve kaynaktan çıktığını bilir” dedirtecek kadar su konusunda rütbe ve mevki sahibi olduğunu her yudumda ispat eder.

Çok değil daha elli yıl öncesine kadar, Taşdelen''in, Hünkar''ın, Çırçır''ın, Karakulak''ın, Hamidiye''nin erbabı aramızda idi. Hatta sonunculara ben dahi yetiştim desem inanır mısınız? Rahmetli büyük annem ilk defa evine gittiği ev sahibinden bir bardak su istediğinde kendince en büyük iltifatı “suyunuz da pek güzelmiş” ifadesi olurdu. Su güzel ve bol ise, hayat da güzel ve bereketlidir çünkü.

İstanbul''un suları sudur da, Anadolu''nun suyu su değil midir? Sürgüne giden bir paşanın önüne konan her bardaktan sonra “su güzel şey amma velakin ille de Taşdelen” diye Taşdelen suyuna ağıt yakmasından bir hayli rahatsız olur sürgündeki vilayetin önde gelenleri. Paşanın beğenmesi için civar bölgelerdeki bütün suları sırayla paşaya takdim ederler. Hayır “ille de Taşdelen” der de paşa başka bir şey demez. Düşünülür taşınılır paşanın Taşdelen aşkının hiç de doğru olmadığını ispat etmek üzere İstanbul''dan Taşdelen suyu getirtilir. Taşdelen, Kaçkar suyu denilerek paşaya ikram edilir. Paşa bir yudum içer ve kendinden geçer. Bir daha içer. Taşdelen ile arasındaki benzerliğe iyice şaşırır “Allah, Allah demek Taşdelen''in bir kolu da Kaçkarlara uzanıyor” der.

Taşdelen de Taşdelen''dir hani. Mısır''ın, Arabistan''ın prensleri bir yudum su için ille de İstanbul''dan Taşdelen suyu beklerler.

Sıcak yaz günlerinde bir bardak soğuk sudan daha lezzetli ne olabilir diyenlerin sayısı gittikçe azalıyor. Susuzluğunu gidermek için meşrubata ya da bir bardak çaya hücüm ediyor insanlar. Çünkü nicedir “sudan ucuz “ deyimi yalan ve yavan bir söz hükmünde. Sudan pahalısı yok. Ecdadın su zevkini miras olarak devam ettirenler Taşdelen, Çırçır diye sıralamıyor belki ama herkesin kendince bir su markası yine de var. Ama markalı sular artık İstanbul''dan değil Anadolu''dan geliyor. Uludağ''ın eteklerinden, İzmit''ten, Tokat''tan.

Evet biraz önce okuduğunuz satırlar her birimizin bilincinde büyük hikaye olarak kayıtlı olmalı. Küçük hikaye kısmında ise deniz kenarında abdest alan dervişin hikayesi. Bilirsiniz yeni derviş abdest alırken kolunu dalgınlıkla dört defa yıkar. Yanındaki arkadaşı ikaz eder: “İsraf ettin!” Taze derviş şaşırır. Ummanın bitip tükenmez suyunun başında israf etmek ne ki! “Senin israfın” der arkadaşı, “senin bir şeyi gereğinden fazla kullanmandır. Bir şeyin çokluğu ve bolluğu senin onu çok ve bol kullanmanı gerektirmez.”

Kapitalist zihniyetin asla anlayamayacağı ilke!!!

Sorumlusu kim olursa olsun yöneticiler neticeye bakarak bize asla yakışmayan başkent görüntüleri ile başa çıkmanın yollarını bir an önce bulmalı. Türkiye''nin bir su politikası yok. TEMA''nın Anadolu''da gerçekleştirmeye çalıştığı sulama projelerinin her yere yayılması için bir an evvel kampanyalar yapılması gerekiyor. Aksi halde bir oldu bittiye getirerek, suların özelleşmesine razı etmek için kırk satır mı kırk katır mı seçeneğine maruz bırakıldığımızı düşüneceğiz.

Ne kırk katır ne kırk satır. İlle de yer altı sularının bütün Türkiye''de doğru kullanılmasını, boşa akan suların önünün kesilmesini, akan suyla tarım yapılmasının artık tarih olmasını talep ediyoruz.

Toprağı bol olasıca Huxley “Tecrübe başımıza gelen değildir” der. “Başımıza gelen ile ne yaptığımızdır.” İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş''ın Ankara görüntülerinden fena halde tecrübe sahibi olduğunu düşünüyoruz.

Umarız yanılmıyoruzdur.