"Sultan Abdülhamid Lâ demişti oysa..."

Fatma Barbarosoğlu
Fatma BarbarosoğluYeni Şafak Gazete Yazarı
00:00, 08/09/2010, Çarşamba • Yeni Şafak Haber Merkezi
"Sultan Abdülhamid Lâ demişti oysa..."

Sizlerle bu gün değerli arkadaşım Dr.Havva Sula''nın satırlarını paylaşmak istiyorum. Havva kendi imkanları ile sık sık yurt dışına bir doktor olarak çıkmaya gayret eder. Türkiye''ye döndüğü zaman da "Siz edebiyatçısınız bunları yazarsınız" diye anılarını paylaşır bizlerle.

Bu defa yaşadıklarının zekatını, yazarak verdi. Ben de sizlerle paylaşmak istedim. Buyurun Dr Hanım''ın satırlarına…

Birkaç yıldır görmediğim memleketimi çok özlediğimi fark ettim bu yıl. Orada doğmadığım, yaşamadığım ama memleketim diye bildiğim toprakları… Yaşlandıkça memleket toprağı çekiyor insanı demek.

Yüzündeki hüzün, gözlerindeki ümit ve bize söyleyeceği onca söz…

Yusuf Ali Amca…

Memlekete gitmeyi hayal ederken "memleket"in ve özlemenin ne demek olduğunu çok iyi anlıyorum Filistin kamplarında.

Filistin Kızılayı''nın Hayfa Hastanesi''ni gezdiriyor bize başhekim. Yeryüzü Doktorları bir hafta burada çalışacak. Tüm gözler biraz meraklı, biraz şüpheli ve hatta kırgın, bizi izliyor.

"Nerdesiniz?"

2 yıl önce Malezya''dan gelen 20 tıp öğrencisinden başka hiçbir Müslüman kuruluş gelmemiş bu hastaneye yardım için, en azından hatırlarını sormak için. Gelen "diğer"lerine de onlar güvenmemişler, rağbet etmemişler. Şimdi kulaklara "Türkiyya" fısıldanıyor, kapı aralarından izlenirken yeni gelenler.

Başında bonesi, mavileri giymiş yaşlı amca gözleri ışıl ışıl ümitle bakıyor bize. "İşte nihayet geldiniz" der gibi. Biz acaba ameliyata girecek hasta olabilir mi diye düşünürken, kurulduğundan bu yana bu hastanede çalıştığını söylüyor başhekim. Masmavi gözleri sımsıkı tutuyor, bırakmıyor bizi, adım atamıyoruz. Sorular, sorular… Koskoca bir tarih gizli, yüreğimizi delip geçen bu bakışların arkasında…

Ertesi gün göz polikliniğinin kapısında görünce onu o kadar seviniyoruz ki… Dr. Leyla görmesini kontrol ediyor, biz ise 79 yıldır gördüklerini bilmek istiyoruz.

1931 yılında Filistin''de Akka şehrinin bir köyünde doğmuş Yusuf Ali Amca. Henüz gencecik bir delikanlıyken terk etmek zorunda bırakılmış vatanını.

"1948''da İngilizler çıkarken Filistin''den, ellerindeki silahları Yahudilere teslim ettiler. Bir yerde bir mermi çekirdeği bulsalar ellerimizdeki silahları toplayıp onlara veriyorlardı. Abdülhamit "Lâ" demişti oysa. Sonra oyunlar oynandı, Araplar şehri teslim etti. Elimizdeki çifteli tüfeklerle mücadele ettik…" Anlatıyor, anlatıyor…

1948''te 3 kardeşini, anne ve babasını bırakarak göçmüş memleketinden, Lübnan''a gelmiş, bu kampa, Burj el Barajneh''e. 24 yıl sonra gizlice gitmiş bir kez köyüne sonra bir daha hiç görmemiş vatanını. Yakalanmış, 2 yıl hapis yatmış, eziyet görmüş. Ailesinin Lübnan''a gelmesi yasak, onun Filistin''e girmesi. Zaman zaman Suriye''de görüşmüş kardeşleriyle.

"Memleketinin en çok neyini özlüyor? Lütfen sorar mısın?" diyorum Muhammed''e. Duraksıyor Muhammed, gözleri doluyor, yutkunarak soruyor. Yusuf Amca''nın bakışları çok uzakta bir yerlere dalıyor, düşünüyor, sanki hatırlamaya çalışıyor. "Zeytini" diyor "bir de toprağı". Hepimizin ağzından aynı şey dökülüyor "vettini vezzeytuni ve tur-i sinini ve hazal beledil emin"

Ayrılmak istemiyor bizden, hastanenin kapısına kadar geliyor. Biz ayakta yorulduğu endişesini taşırken o konuşmaya devam ediyor. Sanki gerçekten çok uzun zamandır Türkiyya''dan/Osmanlı''dan birini bekliyormuş da bırakmak istemiyormuş gibi. "Artık Türkiye''den bir uyanış var. Bizim haklı bir davamız var, bu bize güç verecek ve vatanımıza döneceğiz. Güçle verilen güçle alınır"

79 yaşındaki bu Filistinli bize "memleket"i, mücadeleyi, vefayı ve ümidi gösteriyor ve ne kadar geç kaldığımızı.

Kamplardaki ümit hiç sönmemeli, duvarlardaki Filistin haritaları hiç silinmemeli, hastanelere verilen Filistin şehir adları -Hayfa, Akka, Safed, Kudüs- hiç değişmemeli.

Ve biz onları hiç unutmamalıyız, en azından kendi memleketimizi özlerken…

"Sürgün yerinin sükuneti ve ondan istenilen güven asla tam olarak fark edilemez. Vatan, son lahzaya değin bırakmaz insanın yakasını.

Balık

Balıkçının ağındayken bile

Halâ

Taşır üstünde denizler kokusunu."

Şairin Filistini/MOURID BARGHOUTİ

Başlıklar :
Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiye[email protected]+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026