
I
Pazartesi gününden bu yana film üzerinden konuşuyoruz. Biz film üzerinden konuşurken dünyanın gündemi de Müslümanlara küfretmek maksadıyla çekilen filme kilitlendi.
Şiddet üzere çekilen filme, "muhatapları" şiddet üzerinden cevap verdi. Dünya son kullanma tarihi geçmiş bir şişe süt. Şişeyi kıranlar içindekini şiddet üzere mayalıyor.
Libya Amerika eliyle getirilen "özgürlük" neticesi çatısı uçmuş, duvarları yıkılmış bir ev şimdi. Libya vatandaşları varlıktan darlığa düşmüş "evsizler" gibi. Her türlü provokosyon için Libya maskelerin fark edilmeyeceği karanlık ve derin bir sahne.
Libya uzakta. Dünyanın medyası kadar bir mesafe var aramızda. Oysa Suriye hemen yanıbaşımız. Suriye''nin Libya''nın akıbetine uğramaması için zihnimiz endişeli, gönlümüz telaşlı aklımız yorgun.
II
Yeryüzünde Son His filmini konuşmaya devam edelim…
Derin bir hüznün ardından koku alma duygusunu kaybeden insanları bekleyen yeni tehlike tat alma duygusunun yok olması. Koku alma duygusunun yitirilişini derin bir hüzün haber veriyordu. Peki, tat alma duygusunun yitirilişi hangi davranışlar eşliğinde geliyor?
Tat alma duygusunun kaybolması ölümüne bir iştah ile başlıyor. Herkes her türlü nesneye yemek üzere saldırıyor. Çiğ balık, bir şişe yağ ya da çiçek demeti. Fark etmiyor. En yakında ne varsa o yeniyor. Bu oburluğun ardından ağız tadı kayboluyor. Acı ya da tatlı. Ekşi ya da tuzlu. Farketmiyor. Yiyecekler, içecekler sadece görüntüden ibaret. Tat olma duygusundan geriye müthiş bir oburluk kalıyor..Her şey nesneleşiyor ve bütün nesneler sıvı ya da katı oluşları üzerinden "farklılaşıyor".
Bu size neye hatırlatıyor? Bana tepe tepe doldurulmuş market arabalarını hatırlatıyor. Kendine has kokusu olmayan sebzeleri, meyveleri bulamayınca elimize geçen her şeyi "at sepete" yapıyoruz. Yaşı otuzun üzerinde olanlar hatırlayacaktır. Altı nüfuslu bir aile için anneler semt pazarına gider iki fileyi dolduracak alış veriş yapar ve bu bütün hafta yeterdi. (Bereket kaybolunca geriye silip süpüren bir oburluk mu kalıyor?)
Ağzımızın tadını nasıl kaybediyoruz?
Ağzımızın tadını kaybederek hayatta kaldığımızı -yaşadığımızı değil, yaşamak başka bir şey- iftar sofrasında idrak ederiz en ziyade. Oruçlu olmayı sünnete uygun bir şekilde yerine getirdiğimizde bir lokmada, bir yudumda nimetlerin engin lezzetini far- kederiz. Bu farkedişle birlikte ekmek yiyecek olmaktan, su içecek olmaktan çıkmış, nimet olmuştur.
İslam''ın beş farzı duyularımızla elde ettiğimiz izlenimleri tefekkür üzere idrak etmemizi sağlar. İbadet ederek Allah''a kul olur Allah''a kul oldukça zamanı genişlik içinde yaşarız.
Öfke ve şiddet birikmesi ile zamanın daralması arasında bir bağlantı olduğunu düşünüyorum.
III
Başlığa gelince… Daha önce yazmıştım. Bizim kimliğimiz kıvam üzeredir. Mutfaktan mimariye kendimizi ifade ve takdir edişimiz kıvamın tutması ya da tutmaması üzerinedir. Pişmiş aşa soğuk su katmak bize uygun değildir. Lakin son yıllarda pişmemiş yemeklere beyhude baharat ile tatlandırmaya çalışıyoruz.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.