
''Yaz... Ramazan! Hava öyle sıcak ki... İndirilmiş perdelerin arkasında gizli gizli tutuşan, fakat hiç gürültüsü duyulmayan bir cehennem var sanılacak. Niyazi''yle Neşet, duvarları yeşil kâğıt kaplı odanın kapı tarafındaki geniş bir koltuğa canlı keyif heykeli gibi uzanmış, sigaralarının dumanları içinde konuşuyorlar.''
Yukarıda okuduğunuz satırlar Ömer Seyfettin''in Terakki adlı hikâyesinden. Hikâye 28 Mart 1918''de Yeni Mecmua dergisinde yayınlanmış.
İki arkadaş yani Niyazi ile Neşet az zamanda ne kadar çok ilerlediklerini konuşuyor heyecanla. Sekiz on sene öncenin İstanbul''u ne kötüdür. Evleri, arabaları, tramvayları kıyafetleri ile.
Ama şimdi memleket ilerlemiştir. Telefonuyla, elektriğiyle, sinema ve otomobiliyle.
İstanbul''un hayatına girmiş değişiklikleri aşk ile konuşurken bir konuda kararsız kalırlar. Para azalmış mıdır çoğalmış mıdır? Bir türlü karar veremezler. Birisi paranın daha çok olduğunu söyler. Öteki paranın azaldığını.
Terakki edilmiş midir? Edilmiştir. Terakkinin bazı pot gelen taraflarını konuşacaklardır ki tam o sıra sokaktan bir ses duyulur:
''Dünya değişti. Eski günler geçti. Merhamet, mürüvvet, insaniyet kalmadı. Herkes keyfinde, eğlencesinde. Kimse kimseyi düşünmez oldu...Bu ne haldir.''
Sokaktan gelen ses iki arkadaşı hayrete düşürür. Çünkü ses ahenkli ve latiftir. Ayni ses aynı letafet aynı belagat içinde devam eder:
''...Dünya bir cifedir. Hayf onu isteyen köpeklere. Uyanın kâinata ibretle bakın. Fâni olan şeylere aldanmayın.''
Arkadaşlardan biri yüzünü buruşturmuş öteki sesin sahibinin muktedir bir hatip olacağına odaklanmıştır.
Sokaktan gelen ses devam eder:
''Bugün varız, yarın yok! Gündüzün sonu gece. Aydınlığın sonu karanlık. Ateşin sonu kül. Hayatın sonu ölüm. Ölümden kim şüphe eder? Altınlara gark olsak; demirden çelikten kaleler içine saklansak mutlaka ölüm oku gelip bizi bulacak. Er geç bize yetişecek. Bu kadar muhakkak bir akıbet karşısında gaflete düşen nefsine uyan, yarınını unutan insan mıdır? Hayır. Hayvandır. Nefsine uyanların zevkten başka bir şey tanımayanların, hayvanlardan ne farkı var?''
Ramazanda oruç yiyen iki arkadaş sokaktaki sesin söylediği manaya değil sesin ahengine, belagatine hayran kaldıkları için sesin sahibini ''derin bir feylesof'' olarak tanımlarlar.
Oysa sokaktan gelen ses tam da onların kalbini hedef almıştır ne ki ikisi de farkında değildir:
''...Merhamet, şefkat, elalem, kimsenin umurunda değil. Sadakanın ismi unutulmuş. Yiyiniz. İçiniz. Keyif ediniz. Çalınız. Oynayınız. Güzel evlerin içinde, temiz karyolalarda rahat rahat gündüz uykularında yatınız. Ah nerede fazilet.''
İki arkadaş adamın söylediklerinden onun ''sosyalist'' olduğuna kanaat getirir.
''Güpegündüz sokak ortasında bu kadar serbest laf söylemek''liği karşısında iyice şaşırırlar.
Fakat belki de bir başına olmadığını düşündükleri için perdeyi aralayarak sokağa bakarlar.
O da ne! ''Sokakta, tek başına yavaş yavaş yürüyen üstü başı perişan omzu torbalı, eli asalı bir adam gözlerini pencereye kaldırır, boynunu bükerek ''Allah rızası için bir dilim ekmek'' der.
İki arkadaş adamın kimliği konusunda kararsız kalır. Dilenci, feylesoftan dilenci, yok dilenciden feylosof, hatip.''
Darülbedayi''de bile böyle bir hatip olmadığına karar verirler.
Oysa bir dilim ekmek isteyen sesin sahibi belagatla konuşmaya devam etmektedir:
''Gülün, gülün... Gülmenin sonu ağlamadır. Vuslatın sonu hicrandır... Yazın sonu hazan... İkbalin sonu zeval... Hayatın sonu ölüm! Acaba ibret gözüyle şu dünyaya bir baksanız...''
''Uzaklaştıkça işitilmemeye başlayan müteharrik, geçici bir hutbe gibi devam eder. Eski yerlerine oturan Neşet''le Niyazi, yine sigaralarını tellendirirler.
''Sekiz on sene evvel İstanbul''da bu kadar muntazam söz söyleyecek, bu kadar hikmeti bir ağızda etrafa saçacak bir müderris var mıydı?''
''Halbuki şimdi...''
''Bir dilencideki bu belagat!''
''...''
''Daha doğrusu bu küstahlık!''
''Olur iş değil.''
''Olur iş değil vallahi...''
Bu hikayeyi niye naklettim? Anlayanlar anladı.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.