
PKK''nın sonu gelmeyen saldırılarından birine daha gözümüzü açtık Çarşamba sabahı. Eskiler Allah bu acıyı unutturmasın diye dua ederdi. Lakin otuz yıldır; BİZ, her acıyı unutmaya hüküm giymiş vaziyetteyiz.
PKK ile mücadele konusunda "yetersizliğimizin" sebebini konuşalım.
Otuz yıldır atılan manşetlere, her eylemden sonra ekranı dolduran "uzman" görüşlerine bakalım.
Yazımızın teması başlıktan da anlaşılacağı gibi, herkesin önce kendi yerini doldurmasına dair.
Otuz yılın sonunda geldiğimiz nokta "müzakereler devam etsin."
Kim kiminle müzakere ediyor bilen var mı?
"Müzakere " diyenler; bir klişe, bir moda olarak kullanıyor kelimeyi.
Ne, ne kadar; kim, kiminle müzakere edebilir bu konuda bir fikirleri olduğu için dillendirmiyorlar müzakere kelimesini. Herkes söylüyor ben de söyleyeyim kolaycılığı ile; fikrin endişesini taşımadan, okuma yazmayı yeni öğrenmiş öğrenci edasıyla cümle içinde kullanıyorlar. Bir yazının içinde "müzakere" kelimesi geçiyorsa yazı "çok şey söylemiş" oluyor.
Müzakere konusunda bu satırların yazarının bir fikri var mı? YOK. Ama en azından bilmediğim konularda rüzgâr böyle esiyor diyerek yelkenlerimi şişirmeye kalkmıyorum. Bilmediğim konularda gözümü ve gönlümü dört açıp mıh gibi yerimde duruyorum. Ekran davetlerini kabul etmiyorum mesela. Ben ne anlarım ki diyorum.
Dün sokaklar protesto eylemleri ile doldu. Şehit aileleri ile empati kuranlar eline Türk bayrağını alıp içindeki kırgınlığı, kızgınlığı bayrağın gölgesinde dindirmeye çalıştı.
Eylem yapamayanlar gün boyu, gece boyu aile meclislerinde, twitter ortamlarında "görüş beyan etti".Duygalandı, duygulanamayanlar duygulanmış gibi yaptı.
En olmayacak yorum, meseleye Fransız Kemal Kılıçdaroğlundan geldi. Yangın yerine elinde çiğ tavuk koştu. Belki kızartabilirim diye: "Hükümet istifa etsin"
İŞ bölümüne tuhaf bir mantıkla inanmış bir ülkenin vatandaşları olarak; kendi yerimizde olmayı red edip; askerin, komutanın, siyasi iradenin yerine derhal kurularak; gazetecisinden vatandaşına, doktorundan öğretmenine, işçisinden memuruna, öğrencisinden ev kadınına herkes fikir beyan etti.
Bu fikirler beyan edilirken; BİZİ, BİZE tüm çıplaklığı ile gösterecek fotoğraf Tokat''tan geldi.
Önce gelen habere buyurun:
TOKAT''ta bir devlet bankası şubesinde bir memurun sırada çok sayıda bekleyenler olmasına rağmen, işlem yapması için açık olan bilgisayarında internet üzerinden okey oynarken çekilen görüntüleri internetteki sosyal paylaşım sitelerine yüklendi. Emekli maaşlarının ödendiği bir banka şubesinde bir kişinin cep telefonu ile memurun okey oynarken çektiği görüntüleri kaydetti. Bazı sosyal paylaşım sitelerine de yüklenen videoda yaşlı emeklilerin oturarak sıra beklediği ve bazı banka müşterilerinin de sıra beklediği dikkat çekti. 30 saniyelik görüntülerde önünde işlem yapmak için bekleyenlerle ilgilenmek yerine okey oynamaya devam eden banka memuruna ilişkin banka yetkilileri açıklamada bulunmadı.
O banka memuru da, akşam evine gittiğinde PKK ''nın kanlı saldırıları ile ilgili olarak ahkâm kesmelere doyamamıştır. Ben filanın yerinde olsaydım ben feşmekanın yerinde olsaydım diyerek cümleler kurmuştur. Yani hepimizin yaptığını yapmıştır o da. Gün boyu görevini iyi yapıp yapmadığına dair bir hesaplaşmaya hiç girişmemiştir.
Sorun şu ki herkes başka birinin yerinde. Oysa önce, herkesin kendi yerini doldurmasına ihtiyacımız var.
Türkiye''yi dev bir bünye, kendi görevimizi de o bünyeyi ayakta tutacak organ olarak kabul etmeden, terör ile mücadele edemeyiz. Edemiyoruz nitekim. Terör saldırıları sonucunda şehit sayısı bir elin parmaklarını geçince şimdi ağlama vakti deyip "zamanlı kederlere" bürünüyoruz. Oysa her şehidin yeri tek, biricik.
En tehlikelisi de "zamanlı kederlerin" empati kurmayları tarafından dile getirileni. Hamas ile PKK''yı eşitleyen medya kurmaylarından bahsediyorum…
Otuz yıldır terör ile mücadele konusunda bir arpa boyu yol alamadık. "Bölge"ye dair hiçbir bilgisi olmadığı halde, Diyarbakır''dan ağabeyim gelmiş bilgiçliği ile yorum attıranlar; hayatlarında bir defa olsun harfleri bu kadar kolay yan yana diziyorum, "kanat önderi " olarak "meli,malı" cümleler kuruyorum.Benim cümlelerim gerçeği ne kadar görüyor?" diye endişe etti mi!
Herkes başkasının yerinde. Herkes "başkasının" görevini iyi yapmayışının resmini çekiyor.
Yaptığımız işi en iyi şekilde yapmadan, söylediğimiz sözün,kurduğumuz cümlelerin,kamusal empatilerimizin diyetini ödeme sorumluluğunu sahiplenmeden terör ile mücadele etmemizin imkanı YOK!
Hepimizin hayatında Tokatlı banka memurun "okey sahnesi" gizli.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.