
Öğretmen çocuklardan melek resmi çizmelerini istedi. Ali''nin üç kanatlı melek çizdiğini görünce kızdı: Sen hiç üç kanatlı melek gördün mü?
Ali kendinden emin bir şekilde öğretmenin gözünün içine baktı: Peki öğretmenim, siz hiç iki kanatlı melek gördünüz mü?
Pazartesi günü ülkemizi teşrif eden “melek” Almanya''nın ilk kadın şansölyesi: Angela Merkel. İsmiyle müsemma bir lider değil. Onun melekliği sadece isminde saklı.
Sarkozy''yi peşine takarak AB dengesinde, rüzgârın Almanya''dan yana esmesi için elinden geleni yapan bir çelik bilek o. Çelikliği belki ancak İngiltere''nin Margeret Teatcher''i ile mukayese edilebilir.
Almanya''nın “Melek” i ülkemizi teşrif etmeden kanatlarının rüzgârı geldi. Hem de ne rüzgâr.
Dünya kamuoyu Berlusconi''nin, Kaddafi''nin elini öpüşünün şokunu atlatamamışken Alman basını Merkel''in Türkiye ziyaretinin akıbeti hakkında ziyadesiyle gergin bir bekleyişin içine girdi. Berlusconi el öpmüştü, acaba Angela Merkel ne yapacaktı? Çünkü Türkiye, Almanya''nın ihracat yaptığı ülkelerin başında geliyor. Avrupa Birliği''nin Yunanistan''ın ağırlığı sebebiyle hareket kabiliyetini kaybetmesi yüzünden, Avrupalı liderler ülkeleri için dokuz takla atmaya hazır bir halde önlerine çıkan “fırsatları” değerlendiriyor.
Almanya-Türkiye arasındaki bağlantı sadece ekonomik değil. Almanya üç milyon Türk göçmenin de “ikinci vatan”ı. Almanya Türk asıllı göçmenleri vatandaş kılmaya çalışırken asimilasyon politikalarının tuzağına düşerek hatalı davranışlar sergiliyor. Bu hata en ziyade, Almanya''da yaşayan Türklerin temsili noktasında oluyor. Türkiye''nin “kara ses” olarak tanımladığı Cemalettin Kaplan''ın Almanya tarafından himaye edilişini hatırlayalım lütfen. Şimdilerde Türkleri anlamak için daha ziyade seküler bakış açısına sahip “özne”ler ile işbirliğine gidiliyor. Türk kamuoyunun anlaması için şu örneği verelim: Mesela Türkiye''de sivil toplum örgütlerinin ya da üniversitelerin, dindarların gündelik hayat içinde karşılaşmış olduğu sıkıntıları anlamak üzere Kemalist Düşünce Derneği ile atölye çalışması yapmaları gibi bir şey, Almanya''nın Kaplan ve sonrasında tutturmuş olduğu politika.
Mihmandarlarını doğru seçtiği takdirde; Almanya''nın, Almanya''da yaşayan 3 milyon Türk nüfus ile daha sağlıklı ilişkiler kurması mümkün. Çünkü sağ politikacıların yabancı aleyhtarı propagandalarına karşılık Alman kamuoyu yabancılarla yaşamak konusunda oldukça hassas ve yek dil bir tavır geliştirmiş bulunuyor.
Nitekim Merkel''in ziyaretinden hemen önce Almanya''da sağcılar “Cami istemiyoruz” sloganları eşliğinde camiyi basmaya çalıştılar:
Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti''nde yeni örgütlenen Pro NRW''nin 200 kadar yandaşı, geçen hafta sonu Duisburg kentinde “Kuzey Ren Vestfalya''da Camiye Hayır” sloganıyla bir protesto gösterisi düzenledi. “Batı, Hrıstiyanlarındır” sloganıyla harekete geçen aşırılar, Almanya''da cami yapılmasına karşı çıkarak “Almanya''nın İslamlaşmasına” karşı uyarıda bulundu.
Duisburg''daki Almanya''nın en büyük camisine doğru yürüyüşe geçmek isteyen göstericiler, camiye yaklaşamadılar. Zira kilise ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ile politikacılardan oluşan 5 bin kadar karşı gösterici, camiye yakın bir noktada oturma eylemi yaptı ve aşırı sağcıları engelledi.
Yukarıdaki haberi lütfen dikkatlice okuyalım. 200 göstericiye karşılık 5000 bin sivil toplum örgütü üyesi ve kilise görevlisi etten duvar örüyor caminin önüne. Bu duvar “Avrupa bilinci” ve orada yaşayan Türklerin harf harf kurmuş olduğu ortak bir dil üzerinden örülüyor.
Türkiye göçmenleri, Almanlarla ortak bir dil bulmak için dilin bütün imkânlarını kullanmaya çalışıyor. Fakat Türkiye''nin kurmuş olduğu yanlış bir cümle, Almanya''daki Türkleri çok zor duruma düşürüyor.
Türkiye, Avrupa''da yaşayan Türkler konusunda 21.yüzyıla uygun politikalar geliştirmek zorunda. Almanya doğumlu genç nüfusun Almanya topraklarında Türk kültüründen haberdar olmasını beklemek için öncelikle “orada” çok ciddi, çok aktif ''Türk Kültür Merkezleri''nin olması gerekiyor. Türk edebiyatından güzel örneklerin güzel bir Almanca ile yayınlanması, hem Almanların hem de orada yaşayan ikinci ve üçüncü neslin Türk kültürünü tanımasını sağlayacaktır. Almanlar ve yurt dışında yaşayan Türkler, edebiyatçı olarak sadece Orhan Pamuk''u bilmemeli. Almanya''da açılması talep edilen Türk Liseleri ancak güçlü bir edebi damar ile başarıya ulaşabilir. Nitekim Hasan Ali Toptaş''ın “Gölgesizler” adlı romanının Almanca yayınlanması ile ilgili olarak Frankfurter Allgemeine Zeitung''da çıkan şu satırlar bunun göstergesidir: “Sadece Hasan Ali Toptaş okumak için bile Türkçe öğrenmeye değer.”
Dile en çok yatırım yapan, maddi ve manevi olarak bütün imkânlarını kullanıp da dil öğrenemeyen sayılı ülkelerden biri Türkiye. Sivil toplum örgütlerinin ve özel okulların yaz okulu düzenleyerek Almanya''da üniversite eğitimi gören Almanya doğumlu gençleri yaz okullarında istihdam etmesi, hem gelecek gençler için hem de Türkiye''deki öğrenciler için iyi bir karşılaşma olur.
Meleğin kanatları diye başlamıştık değil mi? Ekonomi, göçmen politikaları ve AB''de Almanya''yı lider kılmak…
Merkel''ın kanatlarının rüzgârını bu gidişle daha çok konuşacağız.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.