Türkiye"nin “felsefi terapi”ye ihtiyacı var

00:0020/04/2012, Cuma
G: 5/09/2019, Perşembe
Fatma Barbarosoğlu

Gündemi, tarihi bir hikâye üzerinden okumaya çalışalım. Gazneli Mahmut sefere çıkarken "Allah''ım" dedi "beni muzaffer eyle. Muzaffer eyle ki kazandığım bütün ganimetleri yoksullara dağıtayım."Kazandı savaşı Gazneli Mahmut. Elde edilen ganimetler çok kıymetli ve çok yüklü idi.Adamlarına emir verdi: "Derhal bu ganimeti yoksullara dağıtın."Gazneli Mahmut Allah''a verdiği sözü yerine getirecekken "Hiç olur mu dedi dağıtılacak ganimette gözü olanlar: "Bunca mal, bunca altın değer bilmez bir avuç yoksula

Gündemi, tarihi bir hikâye üzerinden okumaya çalışalım. Gazneli Mahmut sefere çıkarken "Allah''ım" dedi "beni muzaffer eyle. Muzaffer eyle ki kazandığım bütün ganimetleri yoksullara dağıtayım."

Kazandı savaşı Gazneli Mahmut. Elde edilen ganimetler çok kıymetli ve çok yüklü idi.

Adamlarına emir verdi: "Derhal bu ganimeti yoksullara dağıtın."

Gazneli Mahmut Allah''a verdiği sözü yerine getirecekken "Hiç olur mu dedi dağıtılacak ganimette gözü olanlar: "Bunca mal, bunca altın değer bilmez bir avuç yoksula verilir mi?"

"Ya askere ver memnun olsun, savaşa büsbütün hazırlansın, düşmana kinlensin… Yahut da emret hazineye götürsünler."

Padişahın gönlünde tereddüdün yokuşları açıldı: "Adağımı yerine getirip yoksullara mı dağıtayım yoksa dediklerini mi yapayım?"

İki fikrin arasında kararsız kalmış iken yoldan geçen Ebul hüseyn adlı meczubu gördü. "Şu meczup ne derse onu yapayım en iyisi" dedi.

Adamlarını gönderip meczubu huzuruna kabul etti, "Böyle iken böyle dedi. Söyle bakalım sence hangisinde karar kılmalıyım?"

Meczup bu! Ne asker tanır, ne padişah. Söyleyeceği sözü garazsız söyler!

"Eğer bir daha Tanrı''ya işin düşmeyecekse merak etme… bunların dediğini yap, adağını düşünme!"

"Yok …bir vakit gelecek yine ona işin düşecekse utan, dediklerini yapma sakın, adağını yerine getir!"

"Tanrı, madem ki sana yardım etti; işini düzdü koştu; demek ki kendisine düşeni yaptı. Sana düşen iş nerde ya? Niçin vaadini yerine getirmiyorsun?"

Hikaye Ferideddin-i Attar''ın Mantık El-Tayr''ından.

Niye anlattım?

Anlatma sebebim meczuplara hiç bugünkü kadar ihtiyaç duymadığımızı hatırlatmak için. Kaz gelecek yerden tavuk esirgememek, bir koyup beş almak "ahlakı" ile "ah"lAK-lAN-mış olanların heryeri ele geçirdiği günümüzde, sözünü sakınmadan söyleyenlere, sözün değereni söz olarak bileceklere ihtiyacımız var. "Gülün Adı"nın yazarı Umberto Eco, bir yıl boyunca yazarların yazılarını imzasız yazmasını öneriyor. Gerçek eleştiri için bu şart belki de.

Eleştirinin olmadığı yerde ahlak olmaz.

Türkiye''nin adalet kadar eleştiriye ihtiyacı var.

Lakin eleştiri ile kendine yontmak arasındaki farkın iyice ortaya konması gerekiyor.

Bunun için "felsefi terapi"ye ihtiyacımız var.

İşiçleri Bakanı Sayın İdris Naim Şahin''in "ispat edilebilir sevinç" beklentisinden; meslektaşlarının hasta yakını tarafından cinayete kurban gitmesine tepki gösteren doktorlara; doktorların tepkisini medyanın veriş biçimine kadar meseleyi ortak paydada toplayarak analiz edecek felsefi terapilere ihtiyacımız var.

Bu konuya devam edeceğiz.