
I-
Aşağıdaki satırlara geçmeden önce (eğer okumadıysanız) Yeni Şafak Pazar ekinde yayınlanmış olan Sema Karabıyık''ın “Sınav mağduru çocuklara tatil hediyesi: Özel ders!” başlıklı yazısını lütfen okuyun. Veliler ve öğretmenler bu yazıyı kesip/çıkış alıp her dakika görebilecekleri bir yere yapıştırsınlar lütfen. Çünkü o yazıda çok çarpıcı bir cümle var: “Her nesil bir sonrakine göre sınav sistemi açısından kendini daha şanslı hissediyorsa bu işte bir yanlışlık yok mu?”
Yaşadığımız tam da bu. Biz çocuklarımıza göre daha şanslıydık. Cildimize rüzgarın ve güneşin elinin değdiği sokak oyunları ile. Bir hafta boyunca hayallerimizi, rüyalarımızı anlatabildiğimiz; sokağımızdaki en sevdiğimiz,en çok kızdığımız kişileri yazabildiğimiz kompozisyon ödevlerimizle. Bir dönem boyunca hazırlandığımız münazaralarla.
Oysa şimdi “SBS çocukları” dili bir edebi zevk olarak hissetmekten mahrum.
Altıncı sınıfta başlattığımız sınavlarla, “ertelenmiş çocukluk” tohumları atıyoruz yarınlar için.
Çocuklarımızın elinden, çocukluklarını “eğitim-öğretim” adı altında almaya hakkımız yok.
II-
Markette rastladım onlara. Kız kasada idi. Delikanlı kasanın önünde.
Siyah paltosunun içinde olanca efendiliği ile bir şey pazarlamaya çalışan delikanlıya, kasadaki kız, zor olmuyor mu, para pul işleri sıkıcı değil mi diye sordu.
Delikanlının kredi kartı pazarladığını anladım konuşmanın devamından.
Delikanlı alınmasın diye, Ben dedi kız, bankacılık okudum aslında.
Delikanlı, bankacılık okumuş biri için bu mavi iş önlüğü ile akşama kadar kasanın arkasında dikilmek zor olmuyor mu demedi.
İşsizliği biliyordu. Parasızlığı.
Ben de esasında makine mühendisiyim. Ağabeyim Gebze''de… Çalışıyor. Genel müdürden sonra ikinci adam. Ama beni işe alamıyor. Her ay yüz kişi çıkarılırken seni nasıl işe alabilirim diyor.
Hı dedi kız, Tekel işçileri grevde.
Biliyorum dedi delikanlı. Ağca beş yıldızlı otele çıkmış.
Yirmi iki yaşında girmiş içeri. Milyon dolarları varmış. İçerde olmak daha kârlı. İstediği gibi kitap okumuş. Karizma o biçim.
Tövbe tövbe diye sesini yükseltti, şekerin yerini bir türlü bulamayan yaşlı kadın. Ağca''ya özenme evladım sen. Bak ne güzel efendi efendi okumuşsun.
Gizli işsiz iki genç birbirlerine baktı o an.
Tekel işçileri ölüm orucuna yattı diye tekrarladı, bankacılık okuyup da kasada dikilen genç kız.
Banka kartı pazarlamaya çalışan delikanlı, Ağca beş yıldızlı otelde diye karşıladı kızın tekrarını.
Hııı dedi kasada bekleyen müşteriye para üstü verirken genç kız, yarışmacı olacakmış.
Olsun olsun dedi biraz önce tövbe tövbe diyen yaşlı kadın.
Seyreder miydin yarışmacı olsa teyze dedi genç adam. Biraz önce kendisine Ağca''ya özenme diye nasihat eden başı bağlı, elleri kınalı, töbe tövbe diyen kadına.
Seyrederdim tabii. Niye seyretmeyeyim!
Bu mudur dedi genç adam, genç kıza.
Budur dedi kasadaki genç kız.
Bu mudur sorusuna verilen budur cevabını duymayan ne bilsin! İkisinin sesinde de ciğerden kopmuş bir çığlık vardı. İkisinin sesinde de dünyada kendisine bir milim yer kalmamış olduğunu bilmenin çaresizliği vardı.
Çocuklara, gençlere; yaşlıların iyilik güzellik adına bir şey söyleyemeyeceği günlere mi geldik!
Ağca''ya özenme diyen, başı bağlı elleri kınalı teyze; bir ekrana çıksa da çekirdeğimi çıt çıt çıtlasam karşısında diye bekliyordu.
III-
Katiller suçunu çekip çıktığında birey olarak onunla yaklaşabilir, hizmet sunabilirsiniz. Sizin tercihinizdir. Kimse sizi suçlayamaz. O katil çok düzgün bir iş yaptığı takdirde katil kimliğini parantez içine alabilir başarısına odaklanabilirsiniz.
Ama bir insan sadece katil olduğu için ona ünlü bir insan muamelesi yapıp milyonlarla buluşturamazsınız. Buluşturursanız ne olur? Toplumun değer yargıları ile oynamış olursunuz. Adam öldürmeyi rol model olarak sunmuş olursunuz.
Hatırlamazsınız ihtimal. Susurluk kazasına sebep olan kamyon şoförüne “kahraman” muamelesi yapılmaya kalkıldığında, adam ben bir kaza yaptım dedi. Keşke bu kazaya sebep olmasa idim, keşke o insanlar ölmese idi.
Katillere cezalarını çekseler bile, “iyi ki yapmışım” deme hakkı vermemelidir toplum.
Ya?
Keşke yapmasa idim. Bu günkü aklım olsa idi yapmazdım dedirtmek içindir suçlulara verilen ceza.
Bilmem anlatabildim mi?
Diyorsunuz ki yorma kendini. Kimsenin bir şey dinlemeye niyeti yok. Adam bu vesile ile kendinden bahsettirdi, bu vesile ile ekranlara düşecek dans programının reklamını yaptı.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.