
Gündem Ergenekon''a kilitlendiği için, neler oluyor bize sorusunu hiç sormuyoruz. Neler de yapacaklarmış bize diyoruz daha ziyade.
Modern toplum, iş bölümü toplumu. Lakin bizim ülkemizde “iş”in neticelenebilmesi için, medyanın sıkı takipte olması gerekiyor. Medyanın takip etmediği adlî konular, bir müddet sonra zaman aşımına uğrayarak cezasız kalıyor.
Adalet yara alırken medya adaletin dağıtması gereken “hak”ın peşine düşüyor.
Layıkıyla düşüyor mu? Yoksa tencere dibin kara seninki benden kara polemikleri ile her gün köşeler mi doluyor!
Normal bir ülke olamadık gitti. Her gün mevsim normallerinin üstünde ya da çok altında iklimlere açtık gözümüzü. Lakin darbelerin mevsim normallerini şaşırtan iklim bozanlığı yüzünden, “üçüncü sayfaların” ne halde olduğunu görmüyoruz. Fark etmiyoruz.
Ülke gündemi ikiye ayrılmış durumda. Bir taraf, darbe haberleri ile yatıp kalkıyor, öbür taraf üçüncü sayfa haberleri ile. Darbe haberleriyle ilgili olanlar üçüncü sayfa haberlerini “Yok canım olmaz öyle şey” diyerek geçiştiriyor, üçüncü sayfa haberlerine takılanlar darbe haberlerine “Aman canım bu işler siyaset işi” diyor.
İnternet siteleri, gazeteler, gazete haberlerini okuyan radyolar ve haber kanalları… Bunca “haber” in içinde necip halkımız sahiden haberlerden “haberdar” oluyor mu?
Bendenize bu soruyu sordurtan NTV radyoda Sedat Küçükay''ın sunduğu “Halkın Sesi” programının Çarşamba günkü konusu ve son konuğu oldu.
Konuğa geçmeden önce Sedat Küçükay ile ilgili olarak kocaman bir parantez açayım müsaadenizle.
Herkese aynı yerden; yani sıcak, anlayışlı, dinlemeye, değer vermeye hazır bir mesafeden yaklaşıyor; yargılamadan, sorgulamadan sadece muhatabının kendisini daha iyi izah etmesi için sorular soruyor Sedat Küçükay. “Halkın Sesi” programı, benim için bir gözlem evi.
Program sayesinde bütün Türkiye''yi evimde hissediyorum. Her şeye karşı olanlar, bir fikri olmadığı halde ille de konuşmak isteyenler, her programa ille de yazmış olduğu bir manzume ile katılanlar, halkın basiretini, yalın ama derin bir dil ile ortaya koyanlar. Programı dinlerken bütün Türkiye''yi dolaşmış, tek tek her yörenin insanının görüşünü paylaşmış gibi oluyorum.
Çarşamba günü anne-babaları şok eden; ama ilköğretim lise çağında çocuğu olmayanların algı sahasına girmeyen bir haber vardı gazetelerde. Okul kantinlerinde eroin ve tecavüz suçlarından hüküm giymiş kişilerin çalıştığına dair.
“Halkın Sesi” programı da gündemi bu habere ayırmıştı. Programın başını dinleyemedim. Ama katılan son dinleyici haberleri nasıl değerlendirdiğimiz konusunda çarpıcı bir örnekti. Diyordu ki telefonla katılan son dinleyici: “Sabıkalılar üstüne niçin bu kadar gidiliyor? İnsanları yaftalamak doğru mu? (Mealen aklımda kaldığı kadarı ile yazıyorum). Mecliste o kadar hırsız var. Baklava çalan zavallı çocukları dilimize doluyoruz, ama ülkeyi milyarlarca lira zarara uğratanları konuşmuyoruz.”
Sedat Küçükay bir ara “Çocuklarımızın güvenliği söz konusu olduğu için” diyerek araya girmeye çalıştı. Lakin her konudan siyaset çıkaran dinleyici bu uyarıyı duymadı bile.
Bu dinleyicinin cümlelerini yazı konusu yapmamın sebebi şu: Anlayıp dinlemeden, durumu tam olarak kavramadan acele tarafından görüş bildirip, taraf oluyoruz. Görüş bildirirken konu hakkında bilgi sahibi olup olmadığımız endişesini hiç taşımıyoruz bile. Kendi aklımıza, sağduyumuza yegâneliğimize tapınan bir halimiz var. Yukarıda cümlelerini aktardığım,”sanık hakları” üzerinden kendisini adalet dağıtıcısı olarak gören vatandaşın en büyük sorunu neydi? Haberden “haberdar” değildi.
Bir suçtan hüküm giymiş kişilerin iş sahibi olma hakkına kimsenin söyleyecek bir sözü olamaz. Ama adi suçlar ile fikir suçları nasıl aynı kefede tartılamazlar ise; adi suçlar içinde çocuk tacizi ve eroin satıcılığı da diğer suçlarla asla aynı kefeye konulmaması gereken suçlardır.
Taciz ve eroin satıcılığı suçlarını işlemiş kişiler, cezalarını çektikten sonra hizmet sektöründen uzak alanlarda istihdam edilebilir. Peki, kamuoyu olarak bizi dehşete düşüren nedir? Bu kişilerin okul kantininde istihdam edilmiş olması.
Ama cümlem yanlış oldu galiba. “Halkın Sesi” programına katılan dinleyici okul kantinlerinde eroin satıcısı ve çocuk tacizi suçlarından hüküm giymiş kişilerin istihdam edilmesinden rahatsız değildi. Onun rahatsızlığı, bu kişilerin kantinde çalışmasını engelleme girişiminden kaynaklanıyordu!
Ne vakittir tekrar tekrar yazıyorum. Biz artık “kötü”ye kötü diyemeyen bir toplum olduk.
Hükümet üçüncü sayfa haberlerini ne zaman “oku”yacak?
Ne zaman!!!
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.