
Londra"dan ayrılmadan eş-dost sormaya başladı: "Londra izlenimlerinden kaç yazı çıkartırsın sen şimdi kim bilir?"
Bana kalsa pek çok yazı çıkartırım da… Fakat gündem var, öncelikler sıralaması var.
En iyisi şöyle yapayım: Her yazıya gündem ile başlayıp arkasından Londra bahsine geçeğim.
Gündem deyince biliyorsunuz bendenizin kendine göre bir gündemi var. Ve siz en çok o gündemi merak ediyorsunuz.
23 Nisan Dünya Kitap günü. Bendenizin gündemi de her zaman kitap. Okunması gereken kitaplar, tekrar tekrar okunması gereken kitaplar, peşine düşülüp iz sürülecek kitaplar.
Peşine düşülecek deyince siz bundan ne anladınız bilmiyorum. Ama ben size yıllardır Münire Daniş"in kaleminden bir kitap beklediğimi söyleyeceğim. O kitap nihayet yayınlandı. Kitabın hazırlanma aşamasında ara ara cemile bekledim sevgili Daniş"ten. Lütfedip gönderdi. Kitabın yayınlanmadan evvel tadına bakmışlardanım velhasıl.
Kitaptan birkaç tane almanızı tavsiye edeceğim. Eşinize, çocuğunuza, kendinize, arkadaşınıza. Gönül birliği aynı kitabı aynı anda okumak ile de mümkün malum.
"Rabbin Seni Terk Etmedi" ayetlerin indirilme sebeplerini çok akıcı bir dil ile "hikaye" eden bir kitap.
Yaşadığımız pek çok sıkıntının iman zayıflığından kaynaklandığını idrak edebilsek sorunlarımızı yarı yarıya çözmüş olacağız emin olun.
Biz dahi "Yar kenarı"nda olanlardan olabiliriz.
"Yar Kenarındakiler"de Münire Daniş, Hac suresi"nin 11.Ayet-i Kerimesi"nin indirilmesine sebep olan olayı hikâye ediyor.
Ayet-i Kerime"yi hatırlayalım: "Öyle insanlar vardır ki Allah"a, sırf bir hesaba binaen, imanla küfrün arasında bir yerde ibadet eder. Şayet umduğu faydayı elde ederse onunla huzur bulup sevinir, eğer bir sıkıntı ve imtihana maruz kalırsa yüzüstü dönüverir. Dünyayı da ahreti de kaybeder. İşte besbelli olan hüsran budur."
"Biz British Türkler olarak…"
Sennet, Ten ve Taş adlı kitabında I.Dünya Savaşı"nın arifesinde Londra"nın caddelerinde yürüyen Amerikalı bir iş adamının, ülkesinin İngiltere"ye hiç isyan etmemesi gerektiği inancına kapılması bağışlanabilirdi diye yazar. Çünkü Londra "Roma İmparatorluğu"ndan beri görülmemiş küresel nüfusun ganimetlerini sergiliyordu."
Amerikalı için Londra"nın cazibesini "Şehrin dokusundaki amansız süreklilik olarak "gösterir" Sennet.
Peki, aynı Londra, bir Fransız için ne ifade eder?
İngiliz mutfağının fakirliği; ulusal kimliğini, mutfağının ihtişamı üzerinden kurmuş bir Fransız için Londra"yı tatsız kılsa da, muhafaza edilmiş şehir imgesi ile büyülenir Fransız.
1789"dan beri 1830, 1848, 1871 sosyal patlamalarını yaşamış Paris"e karşılık hiç devrim görmemiş Londra, imparatorluk düzenini her an muhafaza etmiş bir şehirdir.
İlk bakışta aşkın, izleridir bunlar. Oysa Benjamin"den bu yana biliyoruz ki ilk bakışta aşk değil "Son Bakışta Aşk"tır bilincimize kanat takan. İlk karşılaşma anı Sennet"in dikkatle uyardığı üzere yanıltıcıdır çoğu kez. Lakin yanıltıcılıklarına rağmen öğretici oldukları konusunda ısrarlıdır sosyologumuz.
Benim izlenimlerimi de "ilk bakışta aşkın" yanıltıcı atmosferi içinde değerlendirin lütfen.
Biyolojik saatime titizlikle temana eden biri olarak Londra"da kaldığım günler içinde, kahvaltı salonunun ilk misafiri idim. İlk misafiri, saatlerce kalan misafiri.
Kaldığımız otele çok yakın olduğu için ve daima tek başına evden uzaklaşmaktan korkan ürkek kız çocuğu halini muhafaza ettiğim için, sabahın ilk saatlerinde otele çok yakın olan Oxford Street"te avlandım.
Avlandım evet. İmaj avı. Nasibime çıkan ilk görüntüdür avımın çeşidini belirleyecek olan. İlk görüntü cep telefonu ile konuşan, yürürken konuşan, konuşurken sigara içen genç kadınlara ait. O gün o saatlerde Londra"da en az rastlananın İngilizler olduğu gerçeğini henüz bilmiyordum.
Sonra öğrendim. "Herkes" oradaydı. İngilizler hariç.
"Güneş batmayan imparatorluk" bütün dünyayı "kendi dünyasına" fazla da bulaştırmadan/karıştırmadan ağırlamayı başarıyordu.
Orada herkes "British" olmanın heyecanı ile ontolojik varlığını parantez içine almaya razı görünüyordu.
Fuarın açılış gününde tanıştığım altı aydır Londra"da bulunduğunu öğrendiğim 33 yaşındaki genç adam kendisinden bahsederken şöyle diyordu: "Biz British Türkler olarak…"
Bu cümle "orada" olmanın bütün hallerini izah eden bir cümle olarak zihnimde takılı kaldı.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.