"Yarısı gece yarısı gündüz"/ "Usta"

00:0016/08/2013, Cuma
G: 9/09/2019, Pazartesi
Fatma Barbarosoğlu

Mısır''dan gelen haberlere tanıklığımız ile kalbimiz yaralı. Bilincimiz kapalı. Böyle zamanlarda yazmak zordur, hayatı anlamlı kılmak da. Tanıklığın bir bedeli vardır. O bedel ödenmedikçe ruh rotasını şaşırır. Tanıklığımızın bedeli duadır. Seyirci kalmamak için, acıyı seyir üzerinden tüketen olmamak için dua. Dua. Dua.Yazmak zordur. Lakin uzun vadede çantamızda azığımız olacak konuları gündeme rağmen konuşmak/yazmak zorundayız.Gündem demek heyecan demektir, öfke ve üzüntü bazen coşku demektir.Oysa

Mısır''dan gelen haberlere tanıklığımız ile kalbimiz yaralı. Bilincimiz kapalı. Böyle zamanlarda yazmak zordur, hayatı anlamlı kılmak da. Tanıklığın bir bedeli vardır. O bedel ödenmedikçe ruh rotasını şaşırır. Tanıklığımızın bedeli duadır. Seyirci kalmamak için, acıyı seyir üzerinden tüketen olmamak için dua. Dua. Dua.

Yazmak zordur. Lakin uzun vadede çantamızda azığımız olacak konuları gündeme rağmen konuşmak/yazmak zorundayız.

Gündem demek heyecan demektir, öfke ve üzüntü bazen coşku demektir.

Oysa akl eden kalbe ihtiyacımız vardır. Olmakta olanın neden olduğunu, nasıl olduğunu bilmeye ihtiyacımız vardır.

''Yarısı gece yarısı gündüz'', son elli yılımızın yan cümlesidir.

Ben bir yanımız ağlayan ayva bir yanımız gülen nar diye özetliyordum ,''Usta'' filmi bir yarısı gece bir yarısı gündüz diye özetlemiş.

Filmin senaristlerinden Ayfer Tunç çok iyi bir hikâyeci-romancı. Ve memleket insanı. Yüzde yüz yerli. Hissi, bakışı, duruşu ile yerli. Anlattığını çok iyi anlatır Ayfer Tunç. Atmosferi ve ruhu ile anlatır. Hikâyeci damarını roman örgüsü içinde kaybetmeyen bir yazardır. Mesela Bir Deliler Evinden Yalan Yanlış Hatıralar romanındaki her hikâye film olacak kadar sinematografik özelliklere sahiptir.

Ayfer Tunç''un anlattıklarında bütün bir Türkiye hazır bulunur. Memleket Hikâyeleri mesela. Fakat ne yazık ki, herkese empati mesafesinden yaklaşabilen yazarımız ideolojik ayrılıklar söz konusu olduğunda empati mesafesini gözden çıkarmakta bir sakınca görmüyor zaman zaman.

''Usta'' filmi üzerine konuşacakken yazıya Ayfer Tunç ile başladık. Sebepsiz değil. Çünkü kendisi filmin senaristlerinden.

''Bir maniniz yoksa annemler size gelecek''in yazarı, gündelik hayatın teferruatına olan hâkimiyetini bize yıllar önce göstermişti.

''Usta'' filmi, gündelik hayatın teferruatını taşra sıkıntısı olarak değil taşra coşkusu olarak; kahramanın evinin bahçesine kurduğu atölyede hurdacılardan toplanan parçalarla uçak yapma tutkusu etrafında çok dengeli bir şekilde anlatıyor.

(Denge meselesi önemli. Bir ara fırsat bulabilirsem Kelebeğin Rüyası filminin ''denge'' sorununa değinmek istiyorum.)

Orta sınıf bir ailenin, hırslı bir annenin kızı olan Emine (Fadik Sevin Atasoy), Doğan (Yetkin Dikiciler) ile aşk evliliği yapıyor. Apartman moderni, telaşla elitleşme oyunu oynayan annenin evinden, gecekondunun sakin hayatına karışıyor. Kayınvalidesi ile ilişkisi çok güzel. Gecekondunun bahçesinde kümes bir de Doğan''ın atölyesi var.

Doğan kendi uçağını uçurmayı kafasına koymuş bir araba tamircisi. En yakın arkadaşı Ersun eski /hurda eşya toplayıcısı. Arkadaşının bir gün uçak yapacağına çok inanıyor. Hurda toplarken özelikle uçak için kullanılabilecek olanların peşine düşüyor.

Ersun, Ersun''un oğlu ve karısı, Doğan''a çok inanıyor ama Emine, kocasının tutkusunu anlamakta zorlanıyor. Araya bir ayrılık giriyor, tekrar barıştıklarında Emine nihayet, işine kendini adamış ''Doğan'' ı sevdiğini anlıyor.

Sonunda Doğan uçağını/ helikopterini yapıp eşi ile birlikte uçuyor. Helikopter''in ismini ''Yarısı gece yarısı gündüz'' koyuyor.

Bu film gişe yapmıyor?

Yapmaz! Neden mi? Çünkü biz adanma hikâyeleri ile değil aşağılama hikâyeleri ile ünsiyet kurmayı seviyoruz. Bakınız İvedik abidik gubidik filmleri.

Bu film gişe yapmaz. Çünkü kadınlar filmleri mekânları için seyrediyor. Lüks eşyalar, lüks hayat olsun da… Aldatma hikayeleri bir zamanların Dallas''ı mutaasıp kılacak ölçülere varmış… Ne gam!

Hurdalardan uçak yapma filan geç bunları mı diyorsunuz? Film size hiç gerçekçi gelmedi öyle mi?

Bakan Bey''in ''Bizde mucit çıkmaz'' ifadesi ile bu film arasında bağlantı kurmakta zorlandınız öyle mi?

Ağrılı ustanın sokaktan topladığı hurdalarla ''Kara şimşek'' otomobil yapışının haberine hiç rastlamadınız demek ki!

Öyle ya şişko şarkıcıların AVM''de daha çok alış-veriş yapabilmek için tekerlekli sandalyede dolaşmasını bir hafta gözümüze sokan medya, Ağrılı Usta''ya iki santim yeri birkaç saatliğine ayırmıştı.

Öğretmenler ve ebeveynler! Çocuklarla, gençlerle tutku hikâyeleri, gayret hikâyeleri paylaşmaya lütfen dikkat edelim. Bu bakımdan grup dayanışması olarak ''Devrim otomobili'', bireysel gayret için ''Usta'' filmi seyredilmesi gereken filmler.

Yabancı film olarak ''Ütopya''da yedi gün'' filmini ailece izleyip üzerinde tartışın derim.

Bir de sevgili anneler, Ağrılı Usta''nın haberini internetten çıktısını alıp lütfen buzdolabınızın üzerine rapt edin.

Haber şöyle:

2.12.2012

Topladığı hurdalarla otomobil yaptı.

Batman filminden etkilenen Ağrılı bir kaporta ustası hurdalıktan topladığı çamaşır makinesi, buzdolabı, masa, sandalye, ütü masalarının saclarını kullanarak biri kanatlı iki otomobil üretti.

AA-Selahattin Kaçuru

Doğubayazıt İlçesi Sanayi Sitesi''nde kaportacılık yapan 42 yaşındaki İsmail İlhan, kardeşi Ömer İlhan''ın yardımıyla topladığı hurda parçalarından 6 ay süren çalışmanın ardından siyah rengi ve görünümüyle dikkati çeken saatte 100 kilometre hız yapabilen 2 otomobil yaptı.

İlhan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 15 yıldır kaporta ustalığı yaptığını, Batman filminden etkilenerek otomobil yapmaya karar verdiğini söyledi.

''Usta'' filmini niye tavsiye ettiğimi anlatabildim mi efendim?

Sayın Bakanlarımızın sayın danışmanları Usta mucidi arayıp tebrik etmişler midir acaba?

''Bizde mucit çıkmaz ara elemanı çıkar'' demiştiniz öyle mi?

Bizde mucitler pek ''bakan'' olmuyor işin özü.