
Yazının birinci başlığı ömrüne ömür olası Bauman''ait Sezen Aksu erken söyledi. Yaz umduğumuzdan güzel geçer belki diye.
Yaz yorumlarla geçti.
Bir hakikat var ortada, bir de bu hakikati bazen açan bazen örten yorumlar.
Her yorumdan haberdar olunca bünyeye düşen bıkkın bir yorgunluk oluyor.
Herkes her şeyi yorumluyor. Herkes herşey hakkında fikir sahibi. Sokağa çıkan herkes kendi meşrebine uygun olarak bir gizli kameraya takılmayı bekliyor. Ağdan kurtulmayı gaye edinen balığın tam aksi bir durum söz konusu. Ağa takılmayı bekliyoruz her birimiz. Ağa takılınca ne olacağını sanıyorsak artık.
Etrafınıza kulak kesilin. Kimisi şanslı masanın ağına takılınca annesini, babasını, en yakın arkadaşını kameralar eşliğinde nasıl harcayacağının hayali ile hemhal.
Kimisi ne olacak bu Fenerbahçe''nin hali bahsinde, en yakası açılmadık görüşlere sahip yegâne kişinin kendisi olduğunu düşünüyor.
Kimisi transfer sezonunun en orijinal en hakiki yorumlarının kendisinden çıkacağından adı kadar emin.
Kimisi PKK meselesini tereyağından kıl çeker gibi bitireceğini anlatıyor.
Bir özgüven patlaması, bir yorum obezliği ki, sormayın gitsin.
Ama beni bu yazı için esas ilgilendiren Pazartesi günü yayınlamış olduğum Somali''ye magazin figürleri değil şairler götürülmeliydi yazısına gelen “yorumlar”.
Üst kimliğini Müslüman olarak ortaya koyan kişiler arasında yalan söylemekten, iftira atmaktan,hakaret ve küfür etmekten çekinmeyen insanlara rastlayınca ne yazık ki artık şaşırmıyoruz . Peygamber Efendimizin “Ben güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim” ilkesinden hızla uzaklaştığımızı bize kim hatırlatacak!
Fakat acı olan şu ki, iftira atmaktan, hakaret etmekten korkmayan insanlar eleştiriden özellikle de hükümetin eleştirilmesinden çok rahatsızlık duyuyor.
Oysa uzun vadede hakikat en büyük müttefiktir. Hakikate giden yolun taşları eleştirinin aydınlığında döşenir.
Göz herkesi görür kendini göremez. Hükümetin şu an ihtiyacı olan en büyük destek eleştiri. Evet yanlış okumadınız. Hükümetin şuan ihtiyacı olan en büyük destek eleştiri. Övgü ya da sövgü değil.
Uzun süren İktidar ile birlikte İslami kesimin içine düştüğü yozlaşmadan bahsediyoruz. Bu yozlaşmanın tek müsebbibi olarak da siyasileri görüp kendimizi sütten çıkmış ak kaşı olarak ayırıyoruz. Oysa yozlaşmadan bahsediliyorsa iktidara karşı sağlıklı eleştiri getirememiş aydın sapması da merkeze alınıp tetkik edilmeli.
AK Parti karşıtları sağlıklı ve sağduyulu bir eleştiri dili geliştirmektense önce iktidarın yaptığı her eylemi aşağılama girişiminde bulundular sonra da “Korkuyorum anne” söylemine yaslandılar.
İslami kesimin aydınları ise, iktidarın dilini iktidardan evvel sahiplenme yoluna gitti.
Pazartesi günü yayınlamış olduğum yazıya internet üzerinden yapılan yorumları sizlerle paylaşmak isterdim. Her birini tek tek analiz de etmek isterdim. Ancak gazete üzerinden bunu yapmak çok sağlıklı değil. Belki bir vesile ile İslami kesimde olmayan ve onmayan eleştiri dili üzerine bir ders yapmayı düşünebilirim.
Ama tadımlık olması açısından İHL sözlükteki şu yorumu sizlerle paylaşmak istiyorum.
Onca hakaret içeren madde arasından benim açımdan en dikkat çekici olan şu:
“Ya kardeşim bir şeyden de geri kal, evde otur enişteye bir iftar hazırla.”
Bu cümle İslami kesimde neden eleştirel bir bakışın olmadığını, olamayacağını çok iyi ifade ediyor. Bu satırları yorumlamamı bekliyorsunuz. Hayır, tam tersine bu “yorum” hakkında yorumu size bırakıyorum. Sadece şunu görmenizi istiyorum. Eleştirel dil bir kadının kaleminden çıkınca nasıl da aşağı çeken, mahrem alanın talan edilmesine yönelik bir itiraz ile karşılaşıyor. Bu satırları yazan şahıs bacı ilan ettiği bendenize karşı ihtimal dedikodu dilini kullandığının farkında değil: “Evde otur enişteye yemek hazırla.” Bu cümle bütün gün sokaklarda geziyorsun bir kaşık yemek pişirmiyorsun anlamını barındırıyor.
Diğerleri arasından özelikle bu maddeyi seçtim. Çünkü diğerlerinde kraldan fazla kralcı bir yaklaşım var. Her hadiseye bir PR çalışması olarak bakanlar bendenizi konunun cahili ilan etmişler. Bu tür maddeleri önemsemiyorum. Çünkü onlar kendilerini ifade ediyor. Basiret sahipleri bu ifadeler üzerinden yorumunu yapar. Ama buraya alıntıladığım madde kamusal ile özelin dilini ayıramayan; suizan üzerinden dedikodu dili üreten bir bakışı yansıtması bakımından dikkatle üzerinde durulması gerekiyor. Sözlüğün adı İHL sözlük olduğu için, “emri bil maruf nehyi anil münker” hatırlatmasının sözlük dili olarak talan edilmesine gönlüm razı olmadığından bu yazıyı kaleme aldım.
Ancak İHL sözlük hakkında yanlış izlenim edinmenizi istemem. Yazımı doğru bir yerden okuyan, sağduyu ile değerlendiren arkadaşlara buradan selamlarımı sunuyorum.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.