
Yeni kelimesini seversiniz. Modern düşüncenin hayatımıza soktuğu en olumlu kelimedir "yeni". Kadim kültürlerde şüphe ile karşılanırdı. Teknolojik her gelişmenin insanın muhakkak lehine olduğu fikrini yerleştirmek ve artık bambaşka dünyada yaşamak anlamına gelen modern hayatı olumlamak için; yeni, her durumu tanımlayan en önemli sıfat!
Ekonominin, tüketim odaklı çarklarıyla beraber, "yeni" ontolojik bir değer artık. İnsanlar sadece "yeni" zevkler, yeni ilişkiler, yeni mekanlar için yaşıyor. En "yeni" skandalın aktörü ve aktrisi en çok kazanan nice vakittir. Krizler, skandallar korkulan şeyler değil. Önemli olan krizi itina ile, yani alışılmışın dışında, yani yeni bir yöntem ile yönetebilmek.
Bir sıfat olarak yeni, başına geldiği her şeyi cilalayıp parlatıyor. Ha yeni bir ürün olmuş ha yeni bir suç. Nasıl olsa bir tanımlayan olarak "yeni", ışıltı ve parıltı eşliğinde, gayri ahlaki olanı ahlaklı olandan bile daha yüksek bir yere yerleştiriveriyor.
Vefa kelimesi, eski bir semt adı olarak bile bir hayli "fazla" gelirken; suçun da yenisi makbul. Onun için sanki pek iyi bir şey ile buluşulmuşçasına yeni Türkiye''nin yeni suçları diye başlık atabiliyor gazeteler: "Yeni Türkiye''de dakikada 90 suç işleniyor."
Türkiye için de artık yeni Türkiye ibaresi kullanılıyor. Yeni Türk Lirası ve Yeni Türkiye.
Yeni Türkiye "yeni Türk"lerin. İncir çekirdeğini doldurmaz meselelerle, sabahlara kadar ekran karşısında uykusuz kalıp; otuz fiil ile Türkçe değil şiddetçe iletişim kuranların. Aile fertlerinin birbiriyle iletişim kurabilmek, sorunlarını anlatabilmek için ekrana çıktığı… Milyonların huzurunda şiddetçe ile anlaştığı, yeni Türkiye. İşini iyi yapmak için asla çaba sarf etmeyen, ama gün boyu "çok para kazanan"lara kafayı takmış olarak akşam eden "yeni Türkiyeliler". Akşam olunca yine ekran. Yine şiddetçe üzerinden bir iletişim/etkileşim seansı.
Siz bu yeni Türkiye''den ne kadar sorumlusunuz, sorun bu soruyu kendinize.
Belki de esas katil sizin kelebek kanatlarınız.
Kötülüğe karşı elini, dilini ve nihayet kalbini devre dışı bırakan kelebek kanatlarınız.
II-
Bülent Arınç ile Deniz Baykal "Yeni Türkiye" tabirinden dolayı polemiğe girdi. Deniz Baykal her şeyi tek başına tanımlayan "yeni"yi, ancak Bülent Arınç''ın dilinde rastlayınca mı fark ediyor?
Yeni Türkiye tabirini psikologlar, sosyologlar epeydir kullanıyor halbuki. Suç gelin edilmiş de güvey giren olmamış tabiri çoktan değişti. Suç "yeni" tasarımlar eşliğinde yeniden gelin edildi ve artık talipleri ellini sallasa ellisi olarak sırada bekliyor. Talipler, yani vuku bulmuş kötülüğü en can alıcı şekilde "haber" olarak servis etmeyi bekleyenler.
Malatya cinayeti yeni bir katil türetti. Dikkat ediniz "yeni bir katil". "Dindar katiller" diye yazdı bazı köşe yazarları.
İki Türkiye değil tek Türkiye olmak istiyorsak şucu ve bucu diye başlık atmaktan, katillerin kimliğini analiz etmekten vazgeçmemiz gerekiyor. Olay kötüdür. Ve yan yana gelecek hiçbir sıfat bu kötülüğü tarif etmeye yetmeyecektir. Olayın yapılış şekli bütün teferruatı ile kelimelere ve ekrana yansırken, kabımızı zehir ile mayaladığımızı ne zaman fark edeceğiz?! Cinayet kare kare, harf harf vurgulanıyor. Esas önemli olan laikçiler/laikler; dindarları neden hiç anlamaya çalışmıyor, dinin kamusal alanda yaşanmasını dert edinmiyor sorusunu sorabilmek ve bu soruya cevap aramak. Bataklığa pislik taşıyan kanallardan biri bu çünkü. Dini bilgi zayıfladıkça, İslam bir ahlak olarak yaşanmadıkça gençlerin din adına şiddet eyleminin aktörü olması/yapılması riski artıyor.
Dindarlar ise şunu farketmek zorunda! Misyoner faaliyetleri bağışıklık sistemini yitiren bünyeyi ele geçiren mikroplar gibi iş görür. Bağışıklık sistemi güçlü olduğu zaman kolayına yenik düşmez bünye. Bağışıklık sisteminin güçlü olması ise iki şey ile mümkün. Psikolojik bütünlük ve doğru beslenme. Dindar muhitler laikçilerin eleştirilerine laf yetiştirmekten, onların söylediğini merkeze alarak ille de bu söylemi değilleme anlayışından vazgeçmeli.
Müslümanlar için esas tehlike, öteki dinlerin yaptığı misyoner faaliyetler değil. Esas tehlike dini yaşamaktan vazgeçerek anlatmaya çalışmak. Anlatılan her şey azalmaya mahkumdur oysa. Artanlar ve zamana yenik düşmeyenler, sade yaşananlardır. Dini yaşamak için aşk lazım. Seküler dünyada müminler olarak "aşk"ımız azalıyor. Azaldıkça kendimizi ötekine daha fazla anlatmaya kalkıyoruz. Anlatamadıkça öfkeleniyoruz. Yaşayabilsek, anlatmak bu kadar derdimiz olmayacak.
Din adına konuşan çocuklar, İslam ahlakını hiç bilmiyor. Misyoner faaliyetlerinden daha tehlikeli olan işte bu!
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.