
Siyasiler "Yeni Türkiye" sözünü çok seviyor.
Evet, "yeni" bir dünya ve "yeni" bir Türkiye gerçeği var.
Yeni kelimesi genellikle pozitif bir anlamda kullanılır. Bendenizin yeni kelimesini nötr bir tespit olarak kullandığımı bilmenizi isterim.
Hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığı/olamayacağı bir dünyadayız artık.
Kesintisiz bir şimdiki zaman içinde; kullandığımız teknolojiden dolayı zihnimizin kafamızın karıştığı bir zamandayız.
Değer yargılarının, adabı muaşeret kurallarının güncellenmesi gerektiği zamanlardayız.
Postmodern teknolojinin inşa ettiği yeni toplumsallaşma kodlarını görmezden gelerek, yeni toplumsallaşma kodlarının oluşturduğu yarılmayı görmezden gelerek, toplumsal olayları sadece "siyasi gerilim" üzerinden okuyoruz.
"Siyasi okuma"; konunun analiz edilmesini, anlaşılmasını değil, eteklerde daha fazla taşın biriktirilmesine vesile oluyor sadece. Olanın bitenin ne olduğunu anlamadan herkes -siyasetçisinden, medya mensubuna, akademisyenine-sivil toplum örgütü mensubuna kadar herkes- yeni öğrendiği kelimeyi cümle içinde kullanmaya meraklı ilkokul öğrencisi gibi tahtaya çıkmak için parmak kaldırıyor.
Yaşadığımız olayları, bizi gerim gerim geren olayları, hemen saf tutmaya mecbur bırakan olayları, adabı muaşeret eksikliği üzerinden okumamız gerektiğini düşünüyorum.
Son yaşadığımız sıkıntılar da dâhil olmak üzere pek çok gerilimimizin kaynağı üslup ve adabı muaşeret eksikliği.
Diyeceksiniz ki dış güçler…
Dış güçler,dış güçlerin emelleri her zaman olacaktır. Önemli olan bizim kendi içimizde sağlam durmamız. Saygı mesafemizi korumamız.
Trafikteki takip mesafesi gibi, kamusal alanda saygı mesafesine ihtiyacımız var.
Neden saygı mesafesine ihtiyacımız var?
Daha önce yüz yüze gerçekleştirdiğimiz ilişkiler ağı dijital teknoloji ile birlikte her şeyin serbest görüldüğü mubah görüldüğü bir alanda cereyan etmeye başladı.
Sosyal medyanın hayatımıza girmesiyle birlikte; insanlar ben buradayım demek için tepki veriyor, dile getirilmeyecek metinleri ve videoları paylaşıyor.
Bu paylaşımların sadece uzaktaki insanlar arasındaki gerilimi değil, akrabalar arasındaki kırgınlığı arttıran bir boyutunun olduğunu düşünmüş müydünüz?
Çok değer verdiğim bir okuyucum mektubunda şöyle diyor:
"Sosyal medyada akrabalarımı kaybettim. Daha önce bayramlarda bir araya gelir birbirimizi kırmamaya incitmemeye özen gösterirdik. Ayrıldığımız konuları değil ortak konuları konuşurduk. Face hesabı üzerinden akrabalarımı daha yakından tanıdım. Paylaştıkları metinler, videolar ne kadar incitici idi. Akrabalarımı, arkadaşlarımı kaybetmemek için face hesabımı kapattım."
Eskiler bir insanı tanımak için onunla seyahat etmek gerektiğini söylerdi. Bu ilkeye bir insanı yakından tanımak istiyorsanız sosyal medya profilini takip etmenizde fayda var cümlesini ilave etmek gerekiyor.
Yaş alırken hayattan tecrübe aldığını düşündüğümüz altmışını devirmiş siyasilerin, sosyal medya üzerinden paylaştığı metinlere bakınca, bizi ayıran nehrin, siyasi değil ahlaki olduğu noktasında anlaşmamız gerekiyor.
Kimliklere değil şahsiyetlere odaklanalım.
Lakin trafikte takip mesafesini ihlal eden bir toplum için saygı mesafesini inşa etmenin hiç kolay olmayacağını biliyorum elbet.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.