
Gündem yoğun ifadesi bile olanı biteni izah edebilecek bir cümle değil. Gündem saniyede dokuz doğurarak yol aldı geçtiğimiz haftasonu. Hangi birini yazayım? En iyisi madde madde duygularımız paylaşayım.
1- Bayram Otel enkazında can vermiş DHA muhabirleri Sabahattin Yılmaz ve Cem Emir''e Allah''tan rahmet diliyorum. Medyanın bütün yükünü çekenler daima muhabirlerdir. Muhabirlere duyduğum sevgi ve saygıdan dolayı kendime gazeteci demiyorum. Onlar ki, can pazarında can eyleyenlerdir. Rabbim rahmetini ziyade kılsın.
Herkesin hakkını arayan, hak arayışına tercüman olan muhabirlerin nasıl hayat şartları içinde haber ürettiklerini anlayabilmek için "ölümüne çalışmak" ın ne olduğunu bu defa lütfen muhabirlerin hayatları ve ölümleri üzerinden düşünün. Keşke Can Dündar muhabirlerin hayatlarına ve ölümlerine dair bir belgesel yapsa. Demokrasi için medya, medya için muhabirlerin önemini kavrarız belki belgesel üzerinden.
2- Atsushi Miyazaki. Adı bizim için yürekten söylenmiş bir şiirin ilk mısrası. Adı insanlık paydasının ortak çarpanı. Miyazaki. Miyazaki. Adını unutmayalım. Ve her hatırlayışımızda emanete ihanet eden yüzümüzle hesaplaşalım.
3- Cumayı cumartesiye bağlayan gece Kartepe Deniz Otobüsü''nü kaçıran korsana karşı medya kötü bir sınav verdi. Rating hevesine teslim olmak ile ilkeli olmak arasında mütereddit bir tavır. İlke yerine sansür gelinceye kadar dereden tepeden ille de rating hevesi ile düşe kalka yol alan medyaya karşılık; deniz otobüsünde esir olan halkın metaneti her türlü takdirin üstünde.
Kurtarıldıktan sonra metanetini kaybetmeyen sağduyulu kazazedelere binlerce tebrikler. Onların sakinliği ve vakur duruşları ile operasyon başarılı oldu.
Derin bir nefes alalım. Her durumda sakin kalabilmeyi temrin edelim günün her saatinde. Öfkelerimizden ve korkularımızdan arınmaya çalışalım.
4- Ekranlar "Deprem profesörleri" ile epey bir kalabalık. Ama bazılarındaki meslektaş hazımsızlığı ekranlara bile sığmayacak bir ego patlamasına dönüşmüş durumda.
Van depreminin olduğu sıralarda Ahmet Hakan köşesinde, omuzları çökmüş bir vaziyette rastladığı Ahmet Ercan''ın Van depreminden sonra nasıl da kendine geldiğini yazmıştı. Doğru gelmiş ama bir hoş gelmiş.
Bilmeyenler için özetleyeyim. Samanyolu Haber''de; Sinem Dinçay, Prof.Dr. Ahmet Ercan ile telefon bağlantısı kuruyor. Ve sorusunu yöneltmeden önce, Prof.Dr.Oğuz Gündoğdu''nun görüşünü özetleme girişiminde bulunuyor. Girişiminde bulunuyor diyorum çünkü Ahmet Ercan, cümlesini tamamlamasına müsaade etmiyor. Dakika bir gol bir; derhal spikere müdahale ederek, meslektaşının görüşü konusunda oldukça hazımsız,nezaket dışı cümleler söylüyor. Meraklısı internete girip videolarına bakabilir.
Herkes can derdinde Ahmet Ercan imaj yönetimi peşinde. Yönetemiyor imajını nitekim. "Bana benim görüşümü sorun, benimle kavga ederek bağlanacaksınız bağlanmayın" diyerek argo tabir ile Sinem Dinçay''a posta koyuyor. Sinem Dinçay buyurun dese de, Ahmet Ercan sanki biraz önce bir meslektaşının görüşü değil de çok ayıp korkunç bir şey söylenmiş de bu söyleneni muhatabına misli ile ödetmeden mesleki birikimini asla paylaşmayacağını ima eden bir tutum sergiliyor. Sinem Dinçay gayet soğukkanlı bir şekilde ekrandan alalım arkadaşlar diyor.
Alınıyor ekrandan.
Bir akademisyen, meslektaşının görüşlerine saygılı olmak zorunda. Katılmadığı görüşlerini eleştirir,onun görüşünü onunla tartışmanızı tavsiye ederek ben meseleye şuradan bakıyorum diyerek spikerin açtığı yoldan değil tamamen başka bir yoldan meselesini anlatmayı tercih edebilir. Benim katıldığım programda, benim görüşümün dışında hiç kimsenin görüşü söz konusu edilemez anlayışı; ilim ahlakından hiç nasiplenmemiş olmanın göstergesi olduğu kadar, salon- salomanje şişkin bir egonun da göstergesi.
Deprem oldu o halde benim eşsiz görüşlerim karşısında sıraya dizilin bakiiim tavrı; egosu tavan yapmış insanların bilimsel yeteneği konusunda da şüpheye düşmemiz gerektiğini gösteriyor.
Demokrasi söz konusu olduğunda cümle içinde kullanmaya doyamayanlar kamusal alanın en temel adab-ı muaşeret kurallarını ihlal etmekte bir sakınca görmüyor.
Hepimiz yeni anayasa diye güne başlıyor geceyi yeni anayasa diye kapatıyoruz.
Yeni anayasa konusunda istekli olmamız, fikrimizi yormamız çok güzel. Lakin önce kamusal alanı; ekran kamusallığını, adab-ı muaşeret üzere düzenlemek için titizlik göstermemiz gerektiğini idrak edelim. Nezaketini yitirmiş bir topluma hiçbir anayasa kâr etmez.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.