
Bazen hiç niyet etmediğimiz yazıları yazarken buluruz kendimizi. Başka bir gündeyiz zannederiz. Başka bir mevsimde hatta. Kıştır oysa. Güneşler, baharlar yalancı. Kış hakikidir. Yazlardan hülya, baharlardan sarhoşluk düşer de nasibe, kış hakikatin kırbacı olar şaklar en ağrılı yerde.
Gelen kıştır. Gelmiştir. Depremle gelmiştir. Verilmiş sözler, okunup da tekrar okunacak, gözden geçirilecek kitaplar vardır. Gelen kış kitapların içine saklanır.
Oblomovların evine düşer gözün nuru. Gönülde Van depremi gözün nuru Oblomov''un bütün çocukluğunu uzun bir rüya olarak hatırladığı zamanlara düşer. Oblomovka''nın saatlere ayarlı olmayan zamanlarına düşer. Vakti; kesintisiz aktığı yatağından ayıran, birinin doğum günü olmasıdır. Birinin ölmesi ya da birinin evlenmesi.
Oblomovka''da vakit ebedi dinginliğinde akarken onu şimdi şu zamanda okuyanın nasibine hep mevsim normallerinin dışında kederler, acılar, vakitsiz gelmiş ölümler düşer.
Günler birbirinin aynıdır. Kimse şikâyet etmez. Hayat hep böyle olduğu için huzurludur onlar. “Başkalarının hayatına” hiç özenmezler. Başkaları “başkası olarak kalsın.” Oblomovka''nın huzuru başkalarının hayatını “başkalarına”bırakmaktan geçer.
Ama hüzün insan ile beraberdir. İnsan insanlığını hüzne borçludur. Hüzün yoksa insanlık yok. Hüzün yok ise ağaçlar daha çok akrabamız, fareler daha çok arkadaşımız.
Oblomovka''da bile vardır hüzün. Danteller, kumaşlar, kurabiyeler çaylar kahveler reçeller. Her şey varken herkes “burada” iken sohbetin ortasına bir sessizlik düşer. Derken birisi ağlamaya başlar. Neden ağlıyorsun diye sorar diğerleri : “ Ah, içim rahat değil, kardeş. Tanrının öfkesi üzerimizde. Biz günahkâr kullarız. İşlerin sonu kötüye varacak…” Evin hanımı sözünü keserdi: “Aman iki gözüm korkutma beni!” öteki devam ederdi: “Evet evet kıyamet günü yaklaşıyor. Uluslar uluslara, krallar krallara saldıracak. Kıyamet günü geliyor. Nastasya Faddeyevna böylece kesip attı mı kadıncağızlar hep birden ağlamaya başlardı.”
Beni en çok etkileyen bu yazıyı yazdıran esas şu satırlar: “Nastasya Faddeyevna''nın böyle düşünceye varmasına hiçbir neden yoktu; çünkü o yıl hiçbir ulus ayaklanmamış, bir kuyruklu yıldız bile görülmemişti.”
Kendimi bildim bileri şafakların önünü ihtilaller kesti. Kendimi bildim bileli dumanını yüzümüzde hissettiğimiz ateş çemberinin içindeyiz. Savaşların hala olduğunu Kıbrıs Barış Harekâtı''nın karartma geceleriyle,mahalleye gelen şehit ile gördüm.
1980''den bu yana o kadar çok yıkım gördü ki gözlerim. Ruslar Afganistan''a girdiğinde devletlerinin adı SSCB idi, çıktıklarında Rusya Federasyonu. Ruslar Afganistan''a girdiğinde; Bu kadar ağlama kör olursun da gözlerin öbür dünyada senden hak ister dedi rahmetli büyükannem. Gözlerim kör olmadı. Kalbim kurudu. Afganistan halâ huzura çok uzak.
Berlin Duvarı yıkıldı, İkiz Kuleler çöktü. Hiç sevmediğimiz diktatörler öyle acımasız ayrıldılar ki dünyamızdan, hayatlarından ibret değil kuruyan kalbimizden ah sesi çıkarabildik. Ölümleri değil öldürülme biçimleri kaldı onlardan geriye.
80''li yıllarda bir teröristler vardı devlet radyosunun ana haber bülteninde, bir de şakiler. Yıllar geçti şakiler uluslar arası terörist “payesine” erişti.
Deprem yardımlarını ihtiyaç sahiplerine ulaştırmayı; “hasar denetimini ve imaj yönetimini”; PKK''ya rağmen başarmak zorunda olduğumuzu ne zaman anlayacağız!
S.Mektubuna “Celal kuşağındayız” diye yazmış.
Celal kuşağında mıyız?
Bütün dünyanın kalbine umut eken Yunus kara gözleri ile kalbimize kıymık kıymık batan Yunus, dün geldi bu gün gitti. Kırık kemikleri ile nasıl korkuyla bakıyordu. Babam bana kızacak diyordu. Bütün bir hafta gece gündüz ayakkabı boyayan Yunus, Pazar günü kendini ödüllendirmişti “İnternet Kafe ısmarlamıştı” kara boyalı ellerine, kara gözlerine.
Deprem onu internet kafede buldu. Saatlerce enkazın altında ceset kokularının içinde hayata tutunurken babacığına vereceği cevabı düşünmüştü besbelli.
Yunus''un umudu Azra bebeğe kaldı.
Van depreminden geriye dünyaya umut olan Azra bebek kalacak.
Hepimiz bebektik bir zamanlar. Teröre kurban verdiklerimiz de bebekti. Anneciğinin biriciği idi…
Celal kuşağında mıyız?
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.