
Modern toplum, iş bölümü toplumu. Türkiye, işbölümünü ne kadar gerçekleştirebildi tartışılır.
Kurumsal kimliği ile öne çıkmış müesseselerde bile, herkesin işini yapan “bir kişi”; hiçbir iş yapmayan pek çok kişi yapılanmasından kurtulunamamıştır.
İş bölümünü gerçekleştirememiş Türkiye''de, hiyerarşik bir zevk piramidi yapılanması var.
Piramidin en sivri noktası, yani iktidar tahtının konumlandığı yer bir avuç kentli seküler zihniyetin.
Her türlü mekanın biricik sahibi onlar. Her yer kentli elitlerin, hiçbir yer ötekilerin. Onlar her şeyin sahibi. Bütün savaşları onlar kazandı tek damla kan akıtmadan. Bütün teorileri onlar yaptı bir damla ter dökmeden.
Taşıdıkları 18. yüzyıl zihniyeti ile hem zamanın sahibi olmaya talipler hem bütün mekanları tüketmeye.
Sekülerler için zevkler kendi hakları, kederler ise İslami kesimin. Sınırsız hürriyetler kendi hakları, sınırsız mahkumiyetler İslami kesimin.
Eğer o taraftan kazara bir zevk ve eğlence karesine rastlamışlarsa hop oturup hop kalkıyorlar. Eyvah! Başımıza taş yağacak! Bunlara da ne oluyor? Siz evinizde oturup dünyadan el etek çekecek iken …
Kentli elitlerin altında; onlarla resim vermeye talip, İslami hassasiyetlere seküler kalem aşısı yapmaya kalkan erkekler yer alıyor. Onlar da, zevkleri kendi hanesinde, takva kısmını ise kadınlar kısmında kayıtlı tutmaktan yana. Onlar kendilerini şeksiz şüphesiz dünyevi olana amade kılarken, yani zevk estetiği üzerine düşünüp yaşarken; tesettürlü kadınların, kederler içinde ehli takva, gün ışığı görmeyen “mücahideler” olarak, hayatlarını sürdürmelerini bekliyorlar.
Zevk bölümü: Nimetler beylere, külfetler hanımlara. Kendilerini hayal kırıklığına uğratacak birkaç görüntü devşirdiklerinde vay geldi kadınların başına. Yaşlısını gencini bir kazana atıp kaynatıvermek, bilinç altının önemli bir hikayesi hükmündedir bundan sonraki aşama.
İslami kesimin kadınları da zevk bölümüne taraftar. Kocası iyi para kazanan kadınlar; her şeyin en iyisine layık kişiler olarak “nadide nefislerini” buluyor. Her şeyin en iyisini onlar yemeli, en iyisini onlar giymeli. Her türlü itibar yalnız onların hakkı olmalıdır. İlkokul mezunu olsalar da fark etmez. Onlar nice bitirilmemiş okullardan diplomalı, bütün fahri unvanların toptan alıcısı konumundadırlar.
Kocalarının mevkisi makamı aşkına bunların huzurunda, üniversite mezunu kadınlar el pençe divan durmalı, zat-ı alilerinin “biricikliği” üzerine çalışmalıdır. Bu durumda zevk bölümü kendi hanelerine, keder öteki kadınların boynunadır.
Öteki kadınlar! Ekonomik geliri düşük olanlar. Yani “kötü giyinen”, marka bilincine “BİLE” sahip olmayan kadınlar. Onlar dünyadan sorumlu tek kalb olarak yaşamaya devam etmelidirler. Sabahlara kadar ibadet etmeli, akşama kadar çok profilli/çok itibarlı zatlarının himaye edeceği kermesler için örgü nakış işlemelidirler. Ya da meslek erbabı iseler “filan hanım himayesinde” hastalara/öğrencilere, müşterilere “en uygun” hizmeti vermelidirler.
——————-
Gece yarılarına kadar ibadet edip, gün boyu fakirhanesinde kah çocuklarının rızkı için, kah filan kermes için göz nuru döken kadınlar.
Dokuz-beş mesailerinde çile doldurup sekiz saat boyunca hiç oturmadan günü “gün” eyleyip de, akşam eve varınca sırtı bir dayanak bulmadan iftar sofrası kotarmaya çalışan kadınlar…
Sabahtan akşama helal rızk için, nafaka peşinde koşan beyler.
Eşiğinden besmele ile geçip bir yudum çorbasını mutmain bir kalp ile kaşıklayanlar.
Sadece eşlerine, çocuklarına ana/baba olmayıp; gözlerinin görüp, ayaklarının değdiği her yerdeki canlıları, Rabb''lerinin emaneti bilenler. Hizmetini herkes için gani kılanlar.
Börtünün böceğin, kelebeğin kuşun şefkatinden kendini mesul tutanlar.
Yıkmayı değil onarmayı bilenler.
Her dua için dökecek iki damla gözyaşı, her muhtacı görüp gözetecek kadar basiret ehli olanlar.
Bu gün de kıyamet kopmadıysa!
Bilin ki onların yüzü suyu hürmetine.
Siz zevk bölümüne devam edin. Piramidin bir üstüne çıkmak için dişinizi tırnağınıza takıp, yılanın derisinden soyunması misali insanlıktan çıkma gayretinize yani...
İt ite, it kuyruğuna buyurur hesabı.
————————-
Bize gelince. Yani piramitle ilgisi olmayanlar.
Soluduğu havayı da, taşıdığı bedeni de emanet bilenler.
İşte “burada”yız.
“Burada”dayız. Yani korkun bizden.
“Burada”yız işte. Kıldan ince, kılıçtan keskin kelimelerimizle.
Başka da suç aleti taşımaya asla tenezzül etmezliğimizle.
“Burada”yız işte!!!
Sahibimiz Allah. Ve şükürler olsun O''na. Bu gün de akşam oldu.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.