1915 Çanakkale Köprüsü
nün son tabliyesi yerleştirilirken, yapılan şey sadece bir “hizmet”
değildi. Evet, imardı, ticaretti, ekonomiydi, ulaşımdı, gururdu. Ama daha ötesi de vardı.
Tarih inşa etme, coğrafya şekillendirme
eksenli büyük düşüncenin bir adımı daha gerçeğe dönüşüyordu. Cumhurbaşkanı Erdoğan; geçmişin hafızası ile geleceğin imkânlarını birleştirip yeni bir dünya kurma
yolunda çizilen zihin “harita”sı
nın bir aşamasını daha gerçeğe dönüştürüyordu. HEPSİ BİZE TEK BİR ŞEYİ ANLATIYOR. PEKİ, O NE? TAM OLARAK ANLADIK MI?
Kim, ne kadar
engellemeye
çalışırsa çalışsın, ne kadar kötülük
yaparsa yapsın, ne kadar tehdit ederse etsin, Cumhurbaşkanı
bu ülkeyi yeniden kuruyor,
yükseliş dönemi
ni sağlamlaştırıyor, dünyaya damgasını vuruyordu. Bu yolda her adım
ilmik ilmik
işlenmiş, her hesap dikkatle planlanmış, zaman ayarları
detaylı yapılmış, yüzyılların bilgeliği Erdoğan’ın iradesi
ile birleşmişti. Atılacak adımlar bir gün köprü, bir gün askeri operasyon, bir gün teknolojik sürpriz, bir gün insani dokunuş, bir gün Afrika, bir gün Ortadoğu, bir gün Orta Asya olmuştu…
Ama aslında hepsi bize tek bir şeyi anlatıyordu.
BÜYÜK İDDİALAR ÜLKESİ… BİZİM BİR HESABIMIZ VAR.
Ulaştırma Bakanı Adil Karaismailoğlu
’ndan; köprünün küresel ekonomi ve lojistikteki
yeri, Doğu-Batı yeni ticaret koridoru
nda üsleneceği rolü ve amacı konularında, değerini çok dinledik. Bir büyük hesabın,
bir tarihi yüzleşmenin, bir geri dönüşün,
bir ihtişam ve güç yükselişinin, bir kararlılığın, sağlam belirlenmiş bir hesabın adreslerine bir yenisi daha
eklendi. Büyük iddialar ülkesi,
karar verdiği her şeyi yapacağını bir kez daha dünyaya ilan ediyordu. Türkiye’nin gelecek haritasına bir fotoğraf daha ekleniyordu. Çok etkili
jeopolitik imzalardan biri
daha atılıyor, ülkelerin, ulusların geleceğine dokunuluyordu. Ve bu kalıcı bir gelecek planlamasıydı, durdurulamazdı. TÜRKİYE “KITALAR ÜLKESİ”DİR. “BÜYÜK YÜKSELİŞLER YURDU” ANADOLU’DAN BİR KEZ DAHA!
Çünkü Türkiye;
iddialarıyla
, güçlü sözleriyle,
büyük imzalarıyla artık bir “kıtalar
ülkesi”ydi. Yedi kıtaya hükmetmiş siyasi akıl
bugüne taşınmış, Türkiye’yi “kıtalar ülkesi” haline getirmiş, o da bunun gereklerini yerine getiriyordu.Savunasıyla, teknolojisiyle, ticaretiyle, diplomasisiyle,
insani operasyonlarıyla kıtalar dolaşıyor,
yeryüzünün her yerinde iz bırakan, rol model olan bir ülke
haline geliyordu. İmparatorluklar aklı ve siyasi genetik “
yeni bir
şey”e öncülük ediyordu. Ve bunu
bir kez daha Anadolu’dan, “büyük yükselişler yurdu”ndan
başlatıyordu. Bunu; imparatorluklar enkazı
ndan yirmi yılda devasa bir güç uyanışı
nı inşa edenler başlatıyor ve dünyanın şaşırtıcı bakışları arasında, bunu başarıyordu. “YILMAYAN” ADAMLARIN ÜLKESİ. ASIL İMZA BELLEKLERİMİZE ATILDI.
Gururlu insanlar,
yeryüzünün en zor coğrafyası
nda, geçmişin bütün özlemleriyle, bugünün bütün kötülük fırtınalarına direnerek,
dışarıdan ve içeriden saldırılar altında kararlı bir yol
yürüyordu. Birçokları anlamadı, yolda döküldü, dağıldı, kendine yenildi.
Ama “yılmayanlar
” yola devam etti.
Arkasında tarih vardı, coğrafya vardı, milletler vardı. 21. yüzyılın bütün şartları yolları açıyordu, bu yürüyüş için uygundu. Bu
imzalar denizlerimize, dağlarımıza, ovalarımıza,
hava sahamıza atılıyordu, evet. Ama asıl zihinlerimize, kaderimize, belleklerimize işleniyordu.
BİR GÜN ÖNCE
TÜRK DEVLETLERİ TEŞKİLATI,
BİR GÜN ONRA ÇANAKKALE..
Bizi Çanakkale’de durdurmaya çalışanlara karşı aynı yerde, Çanakkale’de, Batı Kapısı yeniden açılıyordu.
Dünyayı Çanakkale’ye toplayıp büyük imha harekâtı başlatanlar, şimdi aynı yerde, bir ülkenin yıldızlaşmasını izlemek zorunda bırakılıyordu. Geri döndük. Önceki gün bunu bu sefer Çanakkale’de gördük.
Bir gün önce Türk Devletleri Teşkilatı’nı toplanıp
Doğu’ya köprüler kurarken, Doğu Kapısı’nı açarken, bir gün sonra Çanakkale’de Batı’ya köprüler kuran, Batı Kapısı’nı açan ülkenin iddiaları büyüktür. Bu hamaset değil düşüncedir, ufuktur, gelecek kurgusudur. Hesaptır… Yeri geldiğinde bunlar
için yapılması gereken
hesaplaşmaların tamamı yapılacaktır, bu da göze alınmıştır. YÜZYILA FERYATLARLA UYANDIK, AMA HER ŞEYİ TERSİNE ÇEVİRDİK.
Son iki yüz yılı yıkımlarla geçirmiş bir milletiz.
Bu yıkım bizi tarih ve coğrafya dışına itmeye ayarlıydı. Bir imha
, yok etme, yüzyılların intikamını alma hesaplaşmasıydı. 21. yüzyıla
da, etrafımızdaki ülkelerin ve toplumların feryatlarıyla, yok oluşlarıyla uyandık.
Batı’dan yeni bir fırtına
gelmişti ve bu ülkelerde taş üstünde taş
bırakmadı. Şehirlerimiz harabeye döndü, ülkelerimiz dağıtıldı, milyonlarımız
kurban edildi. Ve o fırtına
sınırlarımıza dayandı, evlerimize yöneldi.
O FIRTINA TÜRKİYE DUVARINA ÇARPIP DURDU, DURDURDUK…
İşte biz, Türkiye; 21. yüzyılın en uğursuz fırtınasını tersine çevirmeyi başardık.
Son yirmi yılın dünyadaki en büyük gelişmesi budur!
Batı’dan gelen işgal, imha ve yeniden sömürme dalgaları Türkiye duvarına çarpıp durdu, durdurduk.
Türkiye aslında 21. yüzyıl Haçlı
İstilası’nı durdurdu
. Yüzyıllarca önce Anadolu’da direndiği gibi yine Anadolu’da
bu fırtınaya karşı büyük bir direnç oluşturdu. Bir kalkan oluşturdu. Fırtınayı dindirmekle kalmadı, tersine çevirdi. TÜRKİYE’NİN KÖPRÜLERİ:
DOĞU’YA, BATI’YA,
GÜNEY’E, KUZEY’E…
1915 Çanakkale Köprüsü,
sadece bir köprü değil.
Büyük bir planın parçasıdır. Siz bu planı
terörle mücadeleden ekonomik savaşa,
teknolojik atılımlardan siyasi dönüşüme, Akdeniz ve Ege krizlerinden savunma gücünün patlamasına, Karabağ Savaşı’ndan yeni İpek Yolu’na,
Suriye ve Irak’ın kuzeyindeki “harita savaşları”
ndan
ABD ve AB ambargolarına
kadar her alanda her yerde görebilirsiniz.Türkiye köprüler kuruyor. Doğu’ya, Batı’ya, Güney’e, Kuzey’e…
Bu “köprüler” askeri alanda, yatırım alanında, insani ilişkiler alanında, milletler ve ülkelerle ortaklık alanında… TÜRKİYE DURDURULAMAZ!
Türkiye
21. yüzyıl için
bir şeyler planlıyor. “Yüzyıllık kuşatma”
planlarını yıka yıka.
“İçeriden devirme”
cephelerini yıka yıka…
Türkiye devam edecektir.
Bugün Batı’nın en büyük planı “Türkiye’yi durdurmak”tır. Her alanda…
Ama bugün dünyanın en büyük gerçeği şudur:
“Türkiye durdurulamaz”!
Bunu dışarıdakiler de içeridekiler de anlayacak.


Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.