Türkiye
saldırı
altında. Entelektüel terör
üzerinden, PKK/PYD
terörü üzerinden, IŞİD
üzerinden saldırı altında. İçeriden terör ve “iç işgalciler”
üzerinden dize getirilmek istenirken, dışarıdan bir çevrelenme tehdidi altında. Dikkat edin, entelektüel terör safında yer alanlar hala Türkiye'yi
Batı'ya şikayet etmeye
, o başkentler ve kurumlar üzerinden ülkeye ayar vermeye çalışırken, PKK meselesi
terör olmaktan çıkıp bir işgal, bir bölgesel projenin parçası
dönüşmüştür. Coğrafya hesaplarının,
harita taslaklarının
bir aracı haline gelmiştir.
Bu ikisi arasında
müthiş bir dayanışma
vardır. Oldukça koordineli bir
terör pazarlaması
bu çevreler üzerinden servis edilmektedir.
“Barış”
,
“çözüm”
gibi ifadelerin arkasına gizlenen, terörün önünü açan, terörle mücadeleyi
sekteye
uğratmayı amaçlayan, devletle
hesaplaşmaya
ayarlı ama sonunda ülkeyi
paramparça
edecek bir
zihinsel operasyon
ürütülmektedir.
Adam olanlar, omurgalı olanlar saygı görecek
PKK'ya arka çıkan
, teröre açık destek veren, ülkeye ve millete nefretin bir göstergesi olan o bildiriye imza atan
bin 128 kişi
nin yaptığı da işte bu operasyondur.
Hiç kimse, bu milletin hassasiyetlerini, değerlerini, anlama kabiliyetini küçümsemesin
. Hiç kimse bu tartışma üzerinden eski alışkanlıklarıyla harekete geçip bunları
aklamaya
çalışmasın.
Hiç kimse, öyle
tepeden, süslü cümlelerle akil adam pozu alması
n ve akıl hocalığına soyunmasın. Çünkü
millet, ülke söz konusu olduğunda entelektüel şovun hiçbir anlamı yokt
ur.
Bu durumda sadece ve sadece
omurgalı
olanlar, zorluklara göğüs gerenler,
sağlam duranlar
, ülkesinin ve milletinin yanında saf tutanlar
adamdır,
onlar
saygıya layıktır
. Artık öyle bir yere geldik ki, coğrafyamızda yeni haritalar çizilirken, bize
yeni Türkiye haritası
dayatılırken bu aydın
zırvalarıyla, konforlu cümleleriyle
, hiçbir sorumluluk duygusu olmayan söylemlerle vakit geçirecek değiliz.
Elleri kanamaz, yürekleri sızlamaz
Onlar
otuz yıldır
aynı cümleleri kullanıyorlar. Hep konuştular, yazdılar,
el üstünde
tutuldular, saygı gördüler. Bugünlerde aslında saygı duyulacak hiçbir şey olmadıklarını farkediyoruz.
Elleri kanamaz, yürekleri sızlamaz, kafa konforları bozulmaz, dokunulmazlıklarına halel gelmez
, ne olursa olsun
içi boş süslü cümleler
le yine yolunu bulurlar.
Ölen ölür, ağlayan ağlar, memleketin derdi onların semtine bile uğramaz
.
Ama tepeden bakarlar,
siyasi iktidara pozisyon biçerler
,
millete ayar verirler
. Onların ülke diye, memleket diye bir dertleri hiç olmamıştır. Bakmayın
“Aman ha ülke kötüye gidiyor” dediklerine, dertleri ülke değil kendileridir.
Buradan bile malzeme çıkarırlar, kendilerine pay ayırırlar.
Artık aydın olmak o kadar 'ucuz' değil
Ama
artık o konfor yok, olmayacak, olmamalı
.
Artık bedel ödeyenler söz de söyleyecek
. Bedel ödeyenler karar da verecek. Ve bedel ödeme dönemine girdik. Herkes ülkesini, milletini, insanlarını, şehirlerini seviyorsa, bu sevginin bedelini ödeyecek. Birileri bedel ödeyip, birileri can verip onların bu canlar üzerinden
“piyasa”
yapmalarının hesabı sorulacak.
Aydın olmak
onurlu
olmaktır. Aydın olmak ülkesini milletini
küçümsemek
, onlara tepeden bakmak, ülkesini dünyaya
şikayet
etmek, oralardan payeler kapmak değildir.
Artık aydın olmak bu ülkede “ucuz” değildir
. Devletle hesaplaşma, onu eleştirme adına millet düşmanlığı yapmak, iç işgalcilere ve dışarıdan çevreleme yapanlara malzeme üretmek değildir. Aydın olmak bir terör örgütüne arka çıkmak değildir. Bu hastalıklı bir düşüncedir.
Öğrenciler! Onların
derslerine girmeyin!
Buradan ülkesine ve milletine bağlı
üniversite öğrencilerine bir çağrı yapmak istiyorum
:
O bildiriye imza atan akademisyenlerin hiç birinin dersine girmeyin. Teröre arka çıkan, bunu barış kavramının arkasına gizleyen isimlerin derslerini boykot edin. Onlara saygı duymayın. Onları sorgulayın. Onların size bir değer aktaramayacağını
bilin. Onları yok sayın.
Entelektüel terörle PKK arasındaki ilişki bugün Türkiye'ye yönelen en
öncelikli
tehditlerden biridir. Bu bir
“iç işgal operasyonu”
dur. IŞİD terörü de bunlarla bağlantılıdır.
IŞİD
Türkiye'yi içeriden vururken, yaptığı her saldırı, her eylem entelektüel terör ve PKK/PYD üzerinden yürütülen hesapları tamamlar niteliktedir.
Sultanahmet'teki saldırı ile önceki gece Diyarbakır'daki sivillere yönelen saldırı arasında, bin 128 kişilik imza arasında bir bağ olduğu aşikardı
r.
IŞİD'le körleştirip PKK'ya yol açmak
Çok gariptir; bu unsurlar arasındaki görünmez bağ,
Rusya krizinin patlaması, İran yayılma tehdidini bölgeyi harekete geçirmesiyle
birlikte ayyuka çıkmıştır. Yine çok gariptir;
Gezi
ve
17 Aralık
darbe girişimlerinden, 7 Haziran öncesi ve sonrası uygulanan projelerden sonra bu üçlü harekat yeni bir dalga olarak öne çıkmaktadır. Bunları birbirinden bağımsız, farklı gerekçelerle ortaya çıktığını ispat etmeye çalışmak, eski dar yorumlarıyla birlikte okumaya çalışmak
körleşmektir
, yeni dönemde coğrafya üzerinde yürütülen
projeleri anlama çabası
nın sıfırlamaktır.
IŞİD'le gözlerimiz kör edilip PKK'ya ve PYD'ye yol açılıyor
. Türkiye, IŞİD'le sınırları aşan bir çatışmanın içine sürükleniyor.
IŞİD konjonktürel bir tehdit ancak PKK stratejik bir tehdittir. Harita kurgusu PKK/PYD üzerinden servis edilmektedir.
Bu sinsi proje ile Türkiye'ye çok tehlikeli bir tuzak kurulmaktadır. IŞİD'le mücadele devam etmelidir ancak bu mücadele PKK-PYD'ye
alan açmaya
dönüşmemelidir. Türkiye, bir tehditle mücadele ederken çok daha büyük bir tehdidi
davet
etmiş, kendi elleriyle kendine tuzak kurma durumunda kalabilir.
Bunların hiçbir ülkede alıcısı yok
Türkiye sandığınızdan
çok daha güçlü
bir ülkedir. Bu tür
kirli
operasyonların altında kalmayacaktır.
PKK terörünün de, entelektüel terörün de, IŞİD üzerinden yürütülen çokuluslu servisin
de
üstesinden gelecektir. Teröre karşı açık konuşurken onlara arka çıkanlara
“ifade özgürlüğü”
çerçevesinden bakma telkinlerinin hiçbir ülkede alıcısı bulunmamaktadır.
Almanya'da, Fransa'da, Rusya veya her hangi bir ülkede bu tür tarafgirliğin bedelinin ne olduğuna bir bakın önce
. O listedekiler, bu ülkelerde olsa böyle kritik dönemlerde ağızlarından
bir cümle bile
çıkarmaya cesaret edemezler. Dahası hiç birinin, Türkiye'ye yönelttiği tepkinin yüzde birini gönülden bağlı oldukları
o başkentlere
yönelttiklerini göremezsiniz. Çünkü onlar,
istihbarat çevrelerinin ihale dağıttığı “amele pazarları”
nın müdavimleridir.
İnsanlarımızın bedenleri üzerinden patinaj
yapan bu “artis”lere kimse tolerans göstermeyecektir. Ülke ile, millet ile hesaplaşmaya ayarlı, korkunç bir
hınçla
hareket edenlerin bu tavırlarını
AK Parti eleştirisi şeklinde kamufle etmelerini
de kimse yemeyecektir.
Sakın unutmayın, geri çekilme dönemi bitti..
Evet, Türkiye
çevrelenmektedir
ve büyük bir
hesaplaşma
ile yüz yüzedir. Coğrafya paramparça edilmekte, kaos fırtınası bu tür girişimler üzerinden
Türkiye içlerine servis
edilmektedir.
Olağanüstü
bir dönem yaşanmaktadır. Bugün
yüz yıl önceki kırılmanın bir benzeri
söz konusudur. Bu yüzden de dünyadaki hemen her güç, bu hesaplaşmanın içindedir.
Suriyeleştirme senaryosu
bölgemizdeki her ülke için yakın tehlikedir. Bu büyük küresel hesaplaşmayı algılamayanlar, bilip de bilmiyormuş gibi hareket edenler
tahammül sınırlarının çok zorlandığını
bilmelidirler.
Türkiye
iddia sahi
bi bir ülkedir. Onlar içeriden ve dışarıdan işgale girişseler de ülkemiz bütün bunların
üstesinden gelecek, onların harita taslaklarına harita ile cevap verecek ölçüde derin bir siyasi geleneğe
sahiptir. Unutmayın,
geri çekilme dönemi çoktan bitmiştir
.
Anadolu daha da daralmayacak
, coğrafyamız daha da genişleyecek, gönül köprüleri ile, yakın ortaklıklarla bu harita büyüyecektir.
Ancak
ihanet
bu dönemin tarihine yazılacaktır!

