Hiçbir savaş, hiçbir kriz, hiçbir bölgesel bunalım
ABD'yi bu kadar suçüstü, bu kadar açıktan yakalamadı
. ABD yönetimi, bir coğrafya ile ilişkilerini sadece bir terör örgütüne
ihale etmedi. Hiçbir ABD yönetimi, dünyanın gözleri önünde,
bir müttefikine karşı teröre bu kadar açık destek
vermedi. O örgütlere
silah sevkiyatı
yapmadı. Bu örgüt üzerinden
silahlarını o müttefik ülkenin şehirlerine sokmadı
, bu şehirlerde iç savaş çıkarmak için kullanmadı,
o ülkenin vatandaşlarını hedef almadı
. Terör saldırılarında,
sivil katliamlarda
kullanmadı. Katiller, caniler,
insanlık suçu
ile yargılanması gereken sivil katliam failleri hiçbir zaman bir ülke tarafından böylesine
korunmadı
.
1950'lerden bu yana hiçbir gelişme, hiçbir
bölgesel ve küresel politika
, Türkiye-ABD ilişkilerini bu kadar
derinden sarsmadı
, bu kadar germedi. ABD'nin Ortadoğu politikaları bu kadar
rezil bir hal
almadı, bu kadar
pervasızlaşmadı
. Atlantik İttifakı hiç bu kadar
kendi içinde ayrışmadı
, kendi müttefikini,
üyesini vuracak kadar
ayarını bozmadı.
Suriye'yi parçalama, Türkiye'yi kuşatma..
Türkiye'nin
ABD
ile ilişkileri,
NATO
ortaklığı ve
Avrupa Birliği
üyelik ilişkileri hiçbir dönemde böylesine
güven bunalımı
yaşamadı. ABD, tarihin hiçbir döneminde Türkiye için böylesine
açık tehdit
olarak tanımlanmadı.
Gözümüzün önünde, her hafta helikopterlerle, uçaklarla PKK'ya Suriye'nin belli başlı bölgelerinde ABD silahları akıyor, Alman silahları akıyor
. En hafif olanından en ağır olanına kadar silah yığınağı yapıyor.
Türkiye'nin müttefikleri bir terör örgütünü ortak ilan ediyor
. Onun üzerinden
Suriye'yi parçalama, Türkiye'yi çevreleme
, kuşama siyaseti uyguluyor.
Kuzey Suriye
'yi PKK ile birlikte Türkiye'ye ve Suriye'ye karşı, aslında bütün Müslüman coğrafyaya karşı bir
garnizon
bölgeye, bir
cepheye, cephaneliğe
dönüştürüyor. Aynı bölgede bu amaçla
demografik
tasfiye yürütüyor.
Elçi, Türkiye ile alay ediyor, yalan söylüyor
Bunlar olurken o ülkenin
Büyükelçis
i,
milletimizin gözünün içine baka baka yalan söylüyor. “Yapmadık” diyor, “silah vermedik” diyor
. Oysa
görüntüler
ortada, bilgiler ortada,
fotoğraflar
ortada, kurdukları ortak askeri
üsler
orada. Bütün ülke ile
alay ediyor
, dalga geçiyor.
Ama biz bunu daha önce gördük,
biliyorduk
.
Çekiç Gü
ç olayından bu yana bölgede
adım adım
ne planlar uygulandığını,
bölgenin nasıl parçalandığını
, Suriye'deki durumun
Çekiç Güç formülünün devamı
olduğunu, bir
harita çalışıldığını
, bu haritanın bir ucunun Türkiye olduğunu, nihayetinde
Türkiye'ye parçalamak için adımların sıklaşacağını
ve açık saldırıların başlayacağını biliyorduk.
15 Temmuz, Silopi, Koridor: Plan da, silahlar da ABD'den
Suriye'nin kuzeyinde yapmaya çalıştıkları
kirli planın Türkiye ayağını içeride de denediklerini, Silopi, Cizre gibi ilçelerimizde
,
sınır bölgelerinde uyguladıkları işgal politikalarının bunun bir parçası olduğunu
,
oralardaki terör organizasyonunu da Kuzey Suriye'de bu planı uygulayanların yaptığını
, bugün PKK'ya silah sevkiyatı yapanların yaptığını yani
ABD'nin yaptığını
biliyoruz.
Daha ne bilelim?
15 Temmuz'da Türkiye'yi vuran alçak saldırıda FETÖ kullanılsa da planın bir ABD planı olduğunu
, o gece yüzlerce insanımızın
onların kontrolündeki örgütler tarafından şehit edildiğini
, o gece Türkiye'nin
içeriden vurulduğunu, Güneydoğu'da terörle işgal başlatanların, Suriye'de terörle kuşatmaya alanların 15 Temmuz'un da patronları olduğunu biliyoruz
.
Binlerce tazminat davası açılmalı..
Bu yüzden 15 Temmuz
mağdurlarının hatta bu ülkenin bütün vatandaşlarının ABD'ye tazminat davaları açma hakkı
vardır. Bu yüzden terör mağdurlarının ABD'ye ve bu silah sevkiyatına katılan ülkelere tazminat davaları açma hakları vardır. ABD yönetiminin kendisinin çıkardığı 11 Eylül yasaları, böyle bir hakkı herkese tanıyor çünkü.
Donald
Trump
dönemi nasıl olacak, bilmiyoruz. Öngörülerimiz elbette var ama kısa süre içinde bunu göreceğiz. Ancak politikasını değiştirmezse
koca bir terör örgütünün kuyruğuna takılmış bir ABD'den geriye hiçbir şey kalmayacak.
Bölge ülkeleri ve toplumları tarafından
tehdit eden, saldırgan bir ülke
imajı iyice yerleşecek. Eğer ABD bu
utanç verici
tutumunu değiştirmezse
dünya, tam da Türkiye'nin bulunduğu yerden, iki keskin kampa ayrılacak
demektir. Türkiye'nin, doğrudan kendini vuran bir ABD yönetimi karşısında
radikal seçenekleri
öne almasından başka çaresi kalmayacaktır.
Artık Suriye savaşı yok, küresel hesaplaşma var
Türkiye ve Rusya
, Suriye'de
ateşkes
konusunda anlaştılar. Muhalifler ve rejimi
pazarlığa
oturtmaya çalışıyorlar.
İran
da işin içinde. Bu ülkeler,
Suriye savaşının kazananı olmayacağını, kaybedeninin bütün bölge ülkeleri olacağını
biliyorlar.
ABD ve Atlantik
çevrelerinin Suriye planının kaosa yatırım olduğunu, bölgede daha
uzun süre belirsizliğin devamı
na yatırım yaptıklarını,
üç ülkenin de aynı çevreler tarafından tehdit edildiğini
frakında.
Gerçekten de Suriye savaşı
, Suriye'nin savaşı olmaktan çoktan çıktı
. Küresel
hesaplaşma
alanına,
güç gösterisi
ne dönüştü. Suriye ABD ile Rusya'nın,
Doğu ile Batı'nın çatışma alanı
na dönüştü. Bu aşamadan sonra
artık bir Suriye savaşından söz edemeyiz
. Bu aşamadan sonra Suriye meselesi,
küresel ölçekte çatışmalara, kırılmalara, krizlere neden olacak, Suriye ölçeğinin çok ötesinde yıkımlara yol açacak
bir meseledir.
ABD'nin elindeki terör kartı boşa çıkarılmalı
Bakıyorum, ABD ateşkesin, ülkenin geleceğine dönük planların
hiçbir yerinde yok
.
PKK/PYD ortaklığı dışında Suriye'de bir ABD yok
. Bir örgüt üzerinden Türkiye'yi
vurma
dışında bölgede bir ABD yaklaşımı yok. Bölge ülkelerinin,
ABD'nin elindeki terör kartını boşa çıkarmak
tan başka önceliği de yok.
Suriye ateşkesi, bölgesel savaşı, küresel ölçekte yıkımları önlemek için ölümcül önemdedir. Korunmalıdır, başarılmalıdır, desteklenmelidir
. Artık önümüzde
iki mesele
vardır. Biri,
Suriye'nin geleceği
meselesidir, ateşkes bu yönde atılmış ciddi bir adımdır.
İkincisi
ise,
Suriye üzerinden yürütülen küresel çatışmanın nerelere uzanacağı
dır. Esas zor olan burasıdır.
Asıl tehdit buradadır
. Ülkeleri kapıştıracak, bütün bölgeyi ateşe verecek tehlike buradan gelmektedir.
Tehdit Suriye'yi aştı, bütün bölge tehlikede
ABD ve Batılı müttefikleri
tam da bu noktaya
yatırım yapmaktadır. Suriye onların
umurunda
bile değildir. Bu yüzden, sadece bu tehdidi ortadan kaldırmak için bile, ateşkes ayakta kalmalı,
savaşa geri adım attırılmalı
,
felaket diğer ülkelere yayılmadan
durdurulmalıdır.
Artık
bugünden itibaren Suriye'yi değil, Türkiye'yi, İran'ı, Rusya'yı ve diğer bütün bölge ülkelerini konuşuyoruz
. Atılacak adımlar bu ülkelerin geleceği hesaplanarak belirlenmelidir. Suriye savaşına bakışımız da büyük oranda böyle bir
yenilenmeye
muhtaçtır.
ABD ve NATO açıkçaTürkiye ile savaşıyor
Washington yönetiminin,
ateşkesin içinde yer almaması
,
PKK üzerinden bölgeyi dizayn etmeye girişmesi
, bütün bölge ülkelerini terör üzerinden tehdit etmesi
yeni bir durum
. Önceden teröre
örtülü destek
veriyordu şimdi bunu
açık
savaşa dönüştürdü.
Terör örgütüyle devlet arasındaki ayırım ABD tarafından yok edildi
.
Dünya ilk kez böyle bir şeye tanık oluyor
. Ve dünya, bunun hesabını
soğukkanlı
bir şekilde soracak, acısını kesinlikle çıkaracaktır.
Yeter ki, yakın bölgede,
çatışma alanlarını daraltıp
,
bölge içi çözümlere
yoğunlaşalım. Batı'dan bölgemize yönelen yeni
istila dalgası
na karşı en etkin yöntem budur. Türkiye,
radikal tercihler
yapmak zorunda kalabilir. Çünkü hem ABD, hem NATO, hem de Bazı Avrupa ülkeleri aslında
doğrudan Türkiye ile savaşmaktadır
.
Bunun adı budur!

