Türkiye,
İçeride şekillendirilen “
Seçim sonuçları itibariyle bu mühendislik ciddi ölçüde başarılı oldu. Seçimden hemen sonra
DHKP-C ve MLKP gibi örgütler yeniden sahaya sürüldü ve PKK ile dirsek teması sağlandı. Terör üzerinden bir
Seçim sonuçları itibariyle
Terör ve şiddet üzerinden şer ekseni için örgütler üzerinden içeride bir cephe kuruldu. İç işgal dediğimiz bu şer eksenini yönetenler ise
Belki son on beş yılda
Türkiye, Birinci Dünya Savaşı'ndan bu yana
Bugüne kadar yaptıkları bütün bu
Örgütlere yaklaştılar. Onları el altından desteklediler. Medyaları üzerinden şirin gösterdiler, pazarladılar. Onların şiddet ve
Polisler
Bir medya grubu düşünün. Bütün yatırımını
Terör yeniden başlıyor. Bu grubun
Bu medya grubunun kendini bu kadar
Kişisel kanaatim,
Türkiye üç cephede birden mücadeleye girerken bu medya grubunun
Türkiye, uzun yıllardan sonra ilk kez kapsamlı ve
Bir süredir
sadece terörle mücadele
etmiyor. Sadece PKK
veya İŞİD'e karşı operasyon yapmıyor. Son yirmi beş yıldır
, adım adım kendisine yaklaştırılan, bölgesel ayrıştırma
projesinin son aşamasına
karşı bir direnç
geliştiriyor.Harita
taslaklarının Türkiye'ye yönelmesine karşı savunma hattı
inşa ediyor. Türkiye'nin dönüşümünü, yükselmesini, güçlenmesini, bölgesel ve uluslararası etkinliğini sabote etmeye dönük rüzgârı tersine çevirmeye çalışıyor, doğal refleksini
gösteriyor. İçeride şekillendirilen “
şer ekseni
” üzerinden bir “iç işgal
” ve dışarıda, yakın çevresinde etkinliği artırılan örgütler üzerinden uzunca bir süredir devam ettirilen “hırpalama
”ya, zaafa düşürmeye, felç etmeye dönük kampanya, 7 Haziran
öncesi işte bu yerli savunma hattını kırmak
için bir siyasi dizayn
projesine dönüştürüldü. Örgütler cephesİ ve olağanüstü durum
Seçim sonuçları itibariyle bu mühendislik ciddi ölçüde başarılı oldu. Seçimden hemen sonra
ikinci aşama
, çatışma aşaması
başlatıldı. İçeriye servis edilen kimlik siyaseti
, bu yeni çatışmanın altyapısını oluşturacaktı. Bu yüzden seçim sonrasında çözüm sürecine yönelik sabotajlar güçlendirildi, PKK saldırıları başlatıldı. DHKP-C ve MLKP gibi örgütler yeniden sahaya sürüldü ve PKK ile dirsek teması sağlandı. Terör üzerinden bir
ortak cephe inşa
edilmek istendi. Bu örgütler Kandil'de
, Kobani'de üsler
kurmaya başladı. Aynı anda üçü de şehirleri teröre boğacak hazırlıklara girişti. Seçim sonuçları itibariyle
koalisyon formüllerinin
zorluğu oyun kuruculara
geniş bir hareket alanı sağlıyordu. İstedikleri siyasi formül başarıya ulaşırsa AK Parti'yi bu yolla rehin
alacaklardı. Ulaşmazsa, örgütler üzerinden ülkeyi felç edip “olağanüstü durum
” için ortam oluşturacaklardı.Pijamayla Başbakan karşılama hesapları
Terör ve şiddet üzerinden şer ekseni için örgütler üzerinden içeride bir cephe kuruldu. İç işgal dediğimiz bu şer eksenini yönetenler ise
eskinin iktidar kurucu merkezleriydi
. Onlar, Türkiye'yi yeniden görünürde bir demokrasi
ama gerçekte oligarkların
yönettiği bir ülkeye dönüştürmeye, vesayet altına almaya, pijamalarla Başbakan karşılamaya hazırlanıyorlardı
. Belki son on beş yılda
ilk kez böyle
bir fırsat oluştu ve bu fırsat harcanmayacaktı. Nasıl olsa bu tezgahı kamufle
etmek için bölgesel kaos yeterince örtü sağlıyordu. İntihar saldırıları olunca nasılsa IŞİD vardı, PKK saldırıları olunca nasılsa PKK suçlanacaktı. Nasılsa Erdoğan ve AK Parti
düşmanlığını
uzun süredir servis ederek zihinleri
bulandırmışlardı, her karşı çıkışı bu yolla sulandırabileceklerdi. Bütün bunlar olurken onlar yine dokunulmaz
kalacaktı, hiç kimse onları sorgulamayacak, onlarla bir bağlantı kuramayacaktı. Geriye en çirkin, en kirli senaryo kalmıştı
Türkiye, Birinci Dünya Savaşı'ndan bu yana
ilk kez vesayetten kurtulma
, gerçekten özgür olma, gücünü kendinden ve çevresinden alma mücadelesi verirken, birçok Batılı ülkeyi geride bırakan bir hızla yıldızlaşırken onlar iç işgal üzerinden iç iktidar hesapları yapıyor
, ülkeyi yeniden rehin almaya dönük projeler uyguluyordu. Bugüne kadar yaptıkları bütün bu
kirli organizasyonlar
ülkenin milli refleksine çarpıp un ufak olmuştu. Artık darbe yoktu, ekonomik kriz yoktu, laiklik saplantısı yoktu, İran veya şu ülke modeli tartışmaları yoktu. Ukrayna
vardı, Mısır
vardı. Onları da denediler yine olmadı. Terör örgütleriyle iş tutar oldular..
Geriye en kötüsü, en kirlisi, en çirkini kalmıştı
. Madem bütün coğrafyada örgütler devletlerin yerine ikame ediliyordu, madem bu amaçla küresel ölçekte ihaleler
dağıtılıyordu, aradıkları formül
, yeni fırsat önlerine gelmişti.Örgütlere yaklaştılar. Onları el altından desteklediler. Medyaları üzerinden şirin gösterdiler, pazarladılar. Onların şiddet ve
terör saldırılarına mazeretler ürettiler
. Adliyeler basılıp savcılar şehit edilirken
onlar bu saldırıya siyasi mazeret üretiyorlardı, bununla da kalmayıp Savcı Kiraz'ın kafasına silah dayanmış o resmi yayın organlarında servis ediyorlardı. Polisler
infaz
edilirken, iş makineleri yakılırken, askerler aileleriyle saldırıya uğrarken, otobüsler yakılırken
onların yayın organları, medya mensupları mazeretler üretmeye çalışıyor, yabancı bir unsur gibi
, bu ülkeyle hiçbir bağları yokmuş gibi duygusuzca
hareket ediyorlardı.Hem dış tehdit, hem iç işgal
Gezi'de DHKP-C'yi pazarlayan
, onu masumlaştırmaya girişen bu çevre, 17 Aralık'ta da Paralel darbe girişimiyle işbirliği
içine girdi.
7 Haziran öncesi başlayan HDP'ye yatırım
bugün PKK'ya yatırıma
dönüşmüş bir görüntü veriyor. Paralel yapı bu grubu bir “dış tehdit”e dönüştürdü. HDP ve PKK ile ilişkileri ise onları bir tür “iç işgal” mekanizmasına
dönüştürüyor. Bir medya grubu düşünün. Bütün yatırımını
etnik milliyetçilik
üzerine yapıyor. Bu siyasi hareketi aylarca pazarlıyor, liderini bir efsaneye
dönüştürmeye çalışıyor. İstediği de oluyor. Pazarladığı nefret üzerinden kitlesel dalgalanmaya
yol açıyor ve seçim sonuçlarını etkiliyor. Ama yatırım yaptığı, ihtiraslarını provoke ettiği
o çevre bir anda gücü silaha dönüştürmeyi tercih ediyor. Terör yeniden başlıyor. Bu grubun
kahramanlaştırdığı lider Türkiye'yi silahla tehdit ederken o medya grubu hala onu pazarlamaya devam ediyor, bu arada terörü masumlaştırmaya dönük gerekçeler üretmeye başlıyor.
Bu medya grubunun kendini bu kadar
marjinalleştirmesinin, en uç terör örgütleriyle yan yana görüntü vermesinin
sebebi ne olabilir? Bir beklentileri mi var? Bu hesabın arkasından ne çıkacak? Onların durduğu yerden bile büyük bir vaat ya da ihale
almadan böyle bir tehlikeye atılmak mümkün görünmüyor. Sadece Erdoğan ve AK Parti düşmanlığı bunu açıklamaya yeter mi?
Anlamakta zorlanıyorum. PKK ve DHKP-C yetmedi, adam çıkmış PYD'yi, Kuzey Suriye'nin tamamını denetlemeye çalışan YPG'nin hamiliğini yapıyor.
Teröre destekten soruşturma açılmalı
Kişisel kanaatim,
bu grup ve patronu hakkında terörü teşvik, terörü pazarlama suçlamasıyla soruşturma açılması yönünde
. Bu kanaat bir husumetten kaynaklanmıyor. Sadece yapılanları tespit ve tanımlama çabası içine giren herkes aynı resmi görecektir.Türkiye üç cephede birden mücadeleye girerken bu medya grubunun
Türkiye'ye savaş açanlarla, sokakları teröre boğanlarla beraber görünmesini
hiç kimse hazmedemez. Hiçbir ülke böyle bir pozisyon alışa izin veremez. Türkiye, uzun yıllardan sonra ilk kez kapsamlı ve
ilkeli
bir tavır sergiliyor. İçeride yoğun kamuoyu desteği, şaşırtıcı bir dış destekle
sanıyorum son harita taslaklarına müdahil oluyor. Bu müdahale, bölgesel denklemi değiştirebilir, güç yapısını
derinden sarsabilir. İç işgale kurban gitmeyelim
Batı-İran anlaşmasından
sonra Türkiye'nin Asyalı güçlere yakınlaşması korkusu belki böyle bir dış desteğin psikolojik
alt yapısını oluşturuyor olabilir. Ya da IŞİD'e yönelik ortaklık
, bunu zamanla göreceğiz. Ancak daha önce böyle bir iç ve dış destek
aynı anda söz konusu olmamıştı. Bu alanda geniş analizlere
, tartışmalara ihtiyacımız var. Muhtemelen önümüzdeki günlerde bu tartışmalar yapılacak. Bir süredir
yapmaya çalıştığım uyarı, dışarıdan gelen kaos
fırtınasına karşı teyakkuza geçerken, bir iç işgale kurban gitmeyelim endişesinden kaynaklanıyor. Bu yüzden o iç işgal çevrelerine dikkat çekmeye çalışıyorum.

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.