Kim ne derse desin, Türkiye artıkküresel güç haritasının ana kutuplarından, merkezlerinden biridir.ABD,Çin,RusyaveAvrupa Birliği’nden sonraTürkiye öncülüğünde yeni bir güç bloku, güç merkezileşmesiöne çıkmıştır ve bu devam edecektir. Arap/İslâm dünyasını yenidenyükselişegeçirecek söz ve söylem bu ülkeden üretilmekte,yüz yılın tarih hesaplaşmasıTürkiye öncülüğünde yapılmaktadır.Selçuklu-Osmanlısiyasi haritası bugünün Türkiye’si üzerinden yeniden yükseliş dönemine girmiştir. 20. yüzyıl boyunca Anadolu’ya
Kim ne derse desin, Türkiye artık
küresel güç haritasının ana kutuplarından, merkezlerinden biri
dir.
,
,
ve
’nden sonra
Türkiye öncülüğünde yeni bir güç bloku, güç merkezileşmesi
öne çıkmıştır ve bu devam edecektir. Arap/İslâm dünyasını yeniden
geçirecek söz ve söylem bu ülkeden üretilmekte,
yüz yılın tarih hesaplaşması
Türkiye öncülüğünde yapılmaktadır.
siyasi haritası bugünün Türkiye’si üzerinden yeniden yükseliş dönemine girmiştir
. 20. yüzyıl boyunca Anadolu’ya hapsedilen
uyanmıştır,
yola çıkmıştır. Bunun için de çok büyük saldırılara maruz kalmış,
çok büyük kavgalara girmiş
, Birinci Dünya Savaşı dönemkindeki
aynen Türkiye’nin karşısına dikilmiştir.
Buna karşı Türkiye hiçbir şekilde
pes etmemiş, diz çökmemiş, ürkmemiş, yeniden birilerine sığınma ihtiyacı hissetmemiştir
. Çünkü
, Türkiye bu tarih dönüşünü çok iyi
, küresel ölçekte güç kaymalarının oluşturduğu
kullanmayı başarmıştır.
Yerel değil küresel: Yeni tarih yapıcı rolün öncüsü
Kim ne derse desin
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan
, bugünkü dünyanın
en önemli küresel aktörlerden
biridir.
Siyasi duruşu, yürüyüşü, söylemi yerel değil bölgesel ve küresel ölçeklidir
. Söylemi de, tezleri de, hedefleri de
iç politikanın dar alanlarıyla
sınırlı değil,
tarih ve medeniyet kimliği ile donanmış
bir coğrafya çıkışıdır.
Tarihi peşinden sürüklemektedir
. Yeni
onun öncülüğünde devam etmektedir.
Türkiye’nin büyük yükselişinin liderliğini, coğrafyanın yeni bir merkez, kutup olmasının öncülüğünü
yapmaktadır.
Bu yüzden de on beş yıldır
maruz kalmış, hemen her yıl yeni bir
ye göğüs germiştir.
terörü de,
da,
da onun bu
büyük yürüyüşünü engellemek
için devreye alınmış, Türkiye, Cumhuriyet tarihinin en ağır saldırılarına maruz bırakılmıştır.
Şüphesiz Batı,
Erdoğan varken, o öndeyken Türkiye’yi dizginlemenin mümkün olmadığını
hep bilmiştir. Bu yüzden de
i o olmuş, onun
halinde Türkiye’nin
alınacağı, Türkiye’nin teslim olması halinde
coğrafyayı ayakta tutacak hiçbir güç kalmayacağı
, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra başlayan tarih dönüşünün
hesabı yapılmıştır. Bölgede birçok ülke diz çökerken,
birçok lider 21. yüzyıl için de ülkelerini rehin verirken
, Atlantik eksenine
rejimlerini ve iktidar alanlarını koruma telâşına düşerken, o,
seçmiş, büyük yükselişin öncüsü olmayı bilmiş,
siyasi tarihimizin büyük devrimcisi
olarak rüzgârı arkasına almayı bilmiştir.
Kudüs çıkışı: Bütün dünyayı alarma geçiren şaşırtıcı güç
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sadece
’nin yapıldığı gün,
Kudüs için Müslüman ülkeleri İstanbul’da topladığı gün
, gelecek kuşakların zihinlerinde çok
bırakacaktır. Bu bir
,
güç inşasıdır, siyasi tarih inşasıdır
. ABD Başkanı
’ın, İsrail’le el ele vererek dünyayı oldubittiye getirip
Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan etmesi
ne normalde pek ses çıkması beklenmiyordu. Zira
Arap rejimleri büyük oranda sinmişti
, zaten daha önce de
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Suudi Arabistan üzerinden devreye alınmıştı. ABD ve İsrail işi
almış, daha önceden herkesi susturmuştu.
Ama
bir şey oldu. Türkiye, Müslüman dünyayı
geçirdi. Erdoğan, ABD karşısında büyük bir
alarak, Müslüman dünyayı, hatta Hristiyan dünyayı harekete geçirmeye girişti.
İstanbul Zirvesi’nden ABD ve İsrail’e açıkça meydan okuyan
bir karar çıktı. Birkaç Arap ülkesinin
da işe yaramamıştı. ABD’ye
“Hayır, Kudüs İsrail’in değil, Filistin’in başkentidir”
cevabı verildi.
Dünya ABD’yi rezil etti: Artık ABD hegemonyası bitmiştir..
Hemen ardından
görüşmesi oldu ve ABD o görüşmede
kaldı. Washington’ın
sonrasında
’u harekete geçirildi. Birkaç,
adı bile hatırlanamayacak
, ülke dışında
dünya ABD’ye çok ağır bir ceza verdi
, Washington yönetimi tam anlamıyla
oldu: Bütün
karizması çizildi, aslında dünyada hiç dostu olmadığını gördü; ABD’nin küresel kredisi sıfırlandı
. BM Genel Kurulu’ndaki
,
ABD hegemonyasının bittiğinin ilanıdır
. ABD’nin artık dünyaya öncülük edemeyeceğinin,
iş yürütemeyeceğinin,
değerlerini kaybettiğinin,
ABD dışında bir dünya kurulduğunun
ilanıdır.
Soğuk Savaş sonrasında
kurmaya kalkışan bir gücün
acziyetinin, sefaletinin, savruluşunun, marjinalleşmesinin
göstergesidir. ABD artık dünya için bir
, hemen her ülke bu tehdit konusunda hemfikirdir. Söz konusu karar, aslında bu durumun yansımasıdır, açıktan dile getirilmesidir.
Türkiye,
ile işte bu sonucun açığa çıkmasına öncülük etmiştir. ABD ile adeta
, büyük bir
önüne geçmiş, dünyayı uyarmıştır. Karar;
ardı ardına ağır saldırılara maruz bırakılan
, terör örgütleri üzerinden yıpratılmak ve
altına alınmak istenen,
yüzleştirilip yok edilmek istenen
Türkiye’nin küresel iktidar alanında merkez rolünün de teyididir
.
ABD’nin Türkiye’yi kaybetmesi bölgede bitişinin başlangıcı olacaktır. Böyle bir gücü yıpratmaya çalışarak, terör örgütlerine hedef yaparak,
çalışarak en büyük hatasını yapmıştır. Türkiye’nin tarih yapıcı rolünü kavrayamayan,
FETÖ ve PKK gibi örgütlerin aklıyla
hareket eden
Washington’ın coğrafyada nüfuz alanı hızla daralacaktır
.
Şimdiden Türkiye’den Doğu’ya doğru ABD etkisi erimeye başlamıştır.
ve
’de de kaybedecektir. Bunu bildiği için de
ve S. Arabistan üzerinden
Türkiye karşıtı bir cephe
inşa etmiş, Arap dünyasını
ile harekete geçirmeye çalışmıştır.
. Aslında Türkiye’nin öncülük ettiği
Kudüs hassasiyeti o projeyi şimdiden çökertmiş
, söz konusu liderleri Arap dünyasının gözünde zora sokmuştur. ABD ve İsrail ile bu liderlerin
gizli anlaşmalarının diğer maddeleri de açığa çıktığında kopacak fırtınanın
ABD’nin bölgedeki nüfuz alanlarını nasıl imha edeceğini hep birlikte göreceğiz. Kudüs konusundaki çıkış bunun ilk işaretidir.
O karar öyle olmasaydı kıyameti koparacaklardı
Genel Kurul’daki oylamada
ABD ve İsrail’in tehditleri
işe yarasaydı, onların istediği gibi bir karar çıksaydı,
içeride Erdoğan’a çok ağır saldırılar
başlayacak, adeta
koparılacaktı.
, “ABD karşısında zor duruma düşürdü”,
diyecekler, tam o sırada dışarıdan
r başlayacaktı. Bunu yapacak olanların söz konusu başarıyı
, Erdoğan’ın ve Türkiye’nin öncü ve güçlü rolünü
ibretliktir. Ama artık Erdoğan’ı
iç politik söylemlerle yıpratma
dönemi bitmiştir. Türkiye’yi
dış müdahale araçlarıyla sarsma
dönemi bitmiştir.
Dünya olağanüstü bir dönemden geçiyor
. Sadece coğrafyamız değil, küresel ölçekte bütün
rı değişiyor. İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana
hiç böyle bir dönem yaşanmadı
. Bu stresin nerede nasıl patlayacağını öngörmek mümkün değil.
Türkiye de olağanüstü bir dönemden geçiyor
. Yirminci Yüzyıl defterini çoktan kapatan ülkemiz, bu güç kaymaları arasında kendine bir
arıyor, yeni
döneminin güçlü adımlarını atıyor. Bu yüzden
iddialar büyük, kavgalar büyük, hesaplaşma çok çetin
. Bu hesaplaşmayı anlamayan ülkeler de,
bunu anlamayan siyasi çevreler de kaybedecektir.
Kudüs çıkışı Türkiye’ye
çok yeni ve çok etkili bir güç alanı
açmıştır. Kudüs kararı sadece
bir çıkış değil bir
. Türkiye bu kapışmadan
çıkmıştır ve bu devam edecektir. Artık bundan sonra,
içerideki itirazlar, yıpratma hareketleri de “iç politik” değil, “çokuluslu müdahale”lerin parçasıdır
.
Bu tarih hesaplaşmasında
küçük hesaplarla zihin bulandıranların
bir dış müdahale
olarak anılması muhtemeldir. Bu olağanüstü dönemi anlamayanların Türkiye’ye
dönemi çoktan kapanmıştır. Bundan sonra, dışarıdan ve içeriden gelecek bütün
olağanüstü bir dirençle karşılanacaktır. Açık söyleyelim, bu
dir. Bundan sonra bütün manevralar bu
edilecektir.
Türkiye, hiç bir şekilde iddialarından vazgeçmeyecek,
kavga ne kadar büyürse büyüsün
geri çekilmeyecektir. İçeride bir
, dışarıda bir
” ana hedefimizdir. Bu hedefe doğru güçlü adımlarla, büyük iddialarla yürümeye devam edeceğiz. İçeride
daraltarak, bölgede gerilimleri ve krizleri yumuşatarak devam edeceğiz. Unutmayın,
ve bu, yüzyıllarca böyle devam edecektir. O zaman herkes kendi alanında bu mücadeleye
zorundadır. Bu, bizim
geçmişimize ve geleceğimize borcumuz
dur.