Ne kadar farkındayız bilmiyorum ama, küresel ölçekte belirleyici olacak
yeni tür bir iktidar alanı
şekilleniyor. Bugüne kadar hiç görmediğimiz, tanık olmadığımız, çok dar çerçeveli bir ilişkiler ağı
biçimleniyor. Siz buna, ülkelerden ve ittifaklardan çok güçlü liderlerin belirleyici
olduğu “yeni bir dünya kuruluyor”
da diyebilirsiniz. Bu yeni iktidar alanı; şu an belirsiz görünse de, çok yakında
çarpıcı değişimlere
yol açacak. Birçok ülkenin pozisyonunda ciddi değişikliklere tanık olacağız. Ülkelerin
klasik kalıplarının dışına
çıktığını, yeni duruma göre kendini yeniden
formatladığını
göreceğiz.
İttifaklar yok, birkaç ülke var
Yeni iktidar alanı ya da
düzeni
, daha öncekilerde olduğu gibi,
çoklu ortaklıklar üzerinden
, 2. Dünya Savaşı sonrası oluşturulan
ulus üstü
yapılar üzerinden, Atlantik merkezli
tek yanlı müdahaleler
üzerinden, çokuluslu sözleşmeler üzerinden değil, daha dar ölçekli bir
merkez iktidar alanı ve birkaç belirleyici ülke üzerinden
biçim alacak.
Yani, merkezde çok daha
az devlet
var.
Avrupa Birliği bir güç olarak yok, Almanya, Fransa ve İngiltere var
. İslam İşbirliği Teşkilatı, bir çevre olarak yok, ama
kurucu aktörlerden biri olarak Türkiye
var. Asya'daki ekonomik-siyasi ittifaklar, ortalıklar yok ama
Çin
var,
Hindistan
var,
Japonya
var.
ABD'nin tek yanlı tezleri çöpe gitti
Belki daha sonra, G.
Kore
olacak, belki
Endonezya
ve
Avustralya
olacak. Latin Amerika'daki birlikler yok ama daha sonra bu kurucu alana
Brezilya
ve
Arjantin
gibi ülkeler de katılacak. Afrika Birliği yok ama belki
Nijerya
olacak.
Anlatmaya çalıştığım;
İkinci Dünya Savaşı
sonrası
statüko
tamamen dağılmış durumda.
“Bunu biliyoruz, zaten dağılmıştı”
diyeceksiniz. Ama Soğuk Savaş sonrasında ABD ve Avrupa'nın başını çektiği
küresel düzen projeleri
de çöpe gitti. Yeni dönem bu projelerin
iflasının ilanı
işte. Bu da ABD'nin tek yanlı hakimiyet tezlerinin tamamen çöktüğüne işaret ediyor.
Hatta,
Rusya
ve
Çin
'in Atlantik ittifakını boşa çıkaracak
karşı tezleri
de eski keskinliğini kaybetti. Atlantik ve
Asya güçleri
arasındaki keskin ayrışma yeni dönemde sanki
daha paylaşımcı bir ilişki
olarak yeniden şekil alıyor. İşte değişiklik burada. İşin yeni olan tarafı burası.
Dünyanın son şansı: İşte fırtına o zaman kopacak..
Belki
örtülü güç mücadelesi
devam edecek, belki
Doğu-Batı ayrışması
daha da derinleşecek. Belki bu yeni yaklaşım da
birkaç yıl içinde başarısız olacak
ve bir kenara atılacak.
Ama şu an denenen şey; coğrafi ayırım yapmaksızın, eski hesaplaşmaları aşarak ulaşılmak istenen hedef, dünyanın son şansı olacak
.
Bütün
üst iktidar formatları
başarısızlığa uğrayan dünyada, bu son şansın da sonuçsuz kalması, kuvvetle muhtemel, dünyayı
kasıp kavuracak bir fırtına
ya yol açacak. İşte o zaman, bu fırtınanın kazananı olmayacak.
Bu
“son şans”
ın üzerinde fazlaca durmak lazım. Uluslararası ilişkilerin tamamında bir güven krizi var ve
tedaviye
cevap verecek eşiği çoktan aştı.
İttifakların tamamı
çöküşte ya da çok hızlı
çözülme
süreci yaşıyor. Birleşmiş Milletler dahil,
hiçbir üst yapının insanlık ailesi üzerinde etkisi kalmadı
. Dolayısıyla, bu yapılarla yeni bir üst yapı inşa etmek artık mümkün değil. Çoğu dönemini bitirdi ve ortadan kaldırılacak.
İç politik söylemlerde değişime hazır olun..
Yeni dönemde,
demokrasi ve insan hakları
söylemleri artık eskisi kadar
tahrik edici, coşturucu
olmayacak, öne de çıkarılmayacak. Bu değerler üzerinden ikili ve
uluslararası iklim
oluşturulmayacak.
Güvenlik, istikrar
, ayakta kalma ve güç biriktirme konuları baskın gelecek. Ülkelerin kaderi,
kaynaklar ve iktidar
üzerinden belirlenecek. Güç arayışları da öyle.
Birçok ülke, eskiden yüklendiği
yükümlülüklerden
kaçacak, onları üzerinden atacak. Çünkü onları birer
angarya
olarak görecek. Sadece uluslararası ilişkilerde değil,
iç politikada da siyasi söylemler kökten değişecek
.
Siyasi kimlikler, ideolojik kimlikler yerine ülkeler tarihsel kimliklerini, iddialarını
öne çıkaracak.
Bu kimlikleri iç politik dizaynda, dış ilişkilerde etki alanları sınırlandırılacak. Bazı ülkelerin
imparatorluk
geçmişleri, bazılarının bölgesel hesapları, bazılarının geçmiş siyasi zenginliği
geleceğe dönük bütün platformlarda
öne çıkarılacak.
Türkiye o dar masada yer bulabilecek mi?
Türkiye'nin işte bu
dar masada yer alma
arzusunu iyi izlemek lazım.
Kurucu ülkeler arasına girmesini teşvik etmek
, kolaylaştırmak lazım. Eski
ezberlerden
kurtulup, yeni duruma göre
yeni sözler
söylemek, tanımlamalar yapmak lazım. Kurucu aktörlerin güç oyununun dışında kalmaması, 21. Yüzyılda daha da öne çıkması için Türkiye için
seferber
olmak lazım.
Bugünlerde
ABD, Çin, Rusya, Almanya
arasındaki diplomasiyi, görüşmeleri, anlaşma ya da anlaşmazlıkları çok dikkatle takip edin derim. Özellikle
Mayıs ayındaki ikili ya da çoklu görüşmeleri
iyi izleyin derim.
Trump, Putin, Erdoğan, Merkel ve Çin
yönetimi arasındaki diyaloglara kulak verin derim.
Suriye gibi bölgesel konuların ötesine geçip,
nasıl bir merkez iktidar ilişkileri
kurulmaya çalışılıyor, görmeye çalışın derim. Yeni uluslararası iktidar biçimlenmesini, iyi anlayın ve
olacaklara şimdiden hazırlıklı olun
derim.
Şaşırtıcı trafik: Soçi'den sonra Çin'de üçlü görüşme
Şahsen,
Cumhurbaşkanı
'nın Mayıs ayı boyunca yürüttüğü temasları bu çerçevede anlamaya çalışıyorum. Türkiye, bir taraftan ilişkileri yeniden
restore
ediyor, diğer yanda yeni oluşan
merkez alana girmeye
çalışıyor.
Trump, Putin ve Erdoğan inisiyatifi
nin, güçlü liderlerin, yeni dünyanın şekillenmesinde
tahmin edilenden çok daha belirleyici
olacağını sanıyorum. İzlediğim kadarıyla dünya bu yöne gidiyor çünkü.
Erdoğan'ın
Soçi
ziyaretinden önce Putin-Trump görüşmesi ve
Merkel-Trump
görüşmesi gerçekleşiyor. Dolayısıyla
Türkiye-Rusya
ilişkilerinde ekonomik çerçevenin dışında kalan unsurlar, küresel ölçekte nitelik arzediyor, iki ülkenin konuştuğu meseleler ABD ve Rusya ile de konuşuluyor. Çin'de ise
Rusya, Çin, Türkiye üçlü görüşmesi
gerçekleşecek. Hemen ardından Trump-Erdoğan görüşmesi, daha sonra Brüksel'de
NATO
zirvesi…
Kurumlar üzerinden değil liderler üzerinden inisiyatif
Kurucu ülkeler, güçlü liderler üzerinden yeni bir uluslararası iklim
, bütün doktrinleri bir kenara iten yeni
inisiyatifler
öne çıkıyor. Sanırım bu konuyu çok tartışmak lazım. Zaman geçtikçe bunun detayları, somut örnekleri çokça çıkacak önümüze.
Şok olmamak için,
“bu da nereden çıktı”
dememek için yeni ilişkiler ağını,
yeni güç oyununu, güç arayışını
, Türkiye'nin mücadelesini iyi okumak lazım.
Çok şey değişecek!
Ama ben
çok şeyin değişeceğini, çok sözün yeniden kurulacağını
, Türkiye içinde de eski siyasi anlayışların zayıflayacağını,
ezber kimliklerin aşınacağını
şimdiden görüyorum. Türkiye içinde de büyük tartışmalara hazır olun!
Ama daha da önemlisi,
bu yeni inisiyatif, bölgesel ve küresel ölçekte sorunları yumuşatmayı başaramazsa, çok büyük bir fırtına, insanlık ailesinin tamamını vuracak demektir
. Başka bir inisiyatif ihtimali kalmamış olacak çünkü.

