Cumhuriyet Halk Partisi ismi ile yüzyıllık bir partidir. Dünyanın en eski partilerinden biri olduğu yine bir sonraki cümlede ele alınır.
Bu parti, Türkiye siyasetinin 100 yıllık siyasi hayatının her aşamasında var oldu ve siyasi tartışmaların odağında yer aldı.
Peki, bugün Cumhuriyet Halk Partisi'ne ne oldu?
Partinin içine klasik CHP’lilerin hiç alışık olmadığı bir unsur girdi.
Ve Cumhuriyet Halk Partisi darmadağın oldu, parti felç geçirdi.
Geçtiğimiz hafta yaşanan bir operasyon, yeni partinin siyaset yapma tarzına dair ipuçları verdi.
Kendi genel başkanları olan Kılıçdaroğlu’nu şeytanlaştırdılar. Daha önce aynı linç Muharrem İnce’ye yapılmıştı.
Figüran tartışması ile şantajcı siyasetin nasıl işletildiği, bırakın yeni partiye destek veren medyayı, ülke medyasının bütününün gündemine oturdu.
Cumhuriyet Halk Partisi nasıl bir akılla bu hâle geldi?
Bu aklın yerleşik bir akıl olduğunu düşünmüyorum.
Altılı Masa döneminde CHP eleştirisi çok yaptım. Siyaset üretemediği ittifak ortaklarından, her genel başkanın konuşmasında siyasetin değiştiği, seçim yaklaştıkça iyice kontrolden çıktığı, Ümit Özdağ çıkışları ile PKK söylemlerinin, Ünal Çeviköz’ün açıklamalarının birbirine karıştığı günleri toplum olarak yaşadık.
Yine de Altılı Masa çalışması başarılı bir çalışmaydı. CHP’nin bütün hâlinin bu potansiyele ulaşması Altılı Masa sayesinde oldu.
Yeni partinin akıl hocaları CHP bagajından kurtulmak istiyordu.
Butlan kararından sonra bu bagajdan kurtuldular.
CHP kitlesinin %70’ini ve parti medyasının tamamını saflarına katıp götürdüler.
Bu ülkede MHP bir operasyona maruz kaldı, zor günler yaşadı; fakat kendi kurumsal yapısını ve gücünü muhafaza etmeyi başardı.
CHP bu bölünmeden büyük yara aldı. Görünen o ki CHP üzerine oynanmaya devam edilecek.
15 Temmuz darbe girişiminden sonra ülkemiz için en önemli gelişme siyasette yerlileşme ve millîleşme oldu.
Ülke asrın felaketi ile karşılaştı ve onun üstesinden geldi.
Bugün deprem bölgesinde küçük bir ülke nüfusuna yetecek kadar yeni konut üretildi.
Ülkemizin etrafı ateş çemberi olduğu hâlde hem istikrarımızı koruduk hem de çevre ülkelerin istikrarı için güç birliği ortaya koyduk.
Terörsüz Türkiye meselesi çözüme bağlanmak üzere.
Dış politikadaki büyük başarılar bu dönemde elde edildi.
Dünyada oluşan her bir kriz ve savaş, Türkiye’nin pozisyonunu bir kez daha güçlendiriyor.
SAHA Expo ve NATO Zirvesi günlerinde bütün dünyada Türkiye konuşuldu.
Dost düşman herkes biliyor ki bu zor zamanda bir savunma sanayi devrimi gerçekleşti.
İstanbul yönetimi bize bir şey öğretti:
İstanbul Belediyesini kazanan yönetim, kayda değer hiçbir iş üretmeden bütün kaynakları reklam ve iletişime, seçimlere harcayarak bir yol, yöntem öğrendi.
İki dönemdir belediyeyi yöneten ekipten geriye üç başlık kaldı:
Kreş,
Süt dağıtımı,
Kent lokantası,
ve açıktan ya da örtük olarak reklama harcanan milyarlarca lira vatandaş vergisi.
Görünen o ki yeni parti aynı yoldan gidecek.
Ülkenin hiçbir ciddi meselesine mesele gibi bakmayacak.
Yüzeysel popülizm yapacak.
Sosyal medya çağında malayani işlerle de kahraman olunuyor.
Bu popülist siyaset dikkatle takip edilmeli.
Çünkü AK Parti yatırımcı ve kalkınmacı bir parti. Ülkenin kalkınması, büyümesi, uluslararası alanda güç kazanması, Büyük Türkiye vizyonuna güç katmak AK Parti’nin birinci uğraşı.
Yeni partinin asıl sınavı tam bağımsızlık konusunda olacak.
Parti akıl hocalarının başından beri dış güçlere selam verme arzusu var.
Eski Türkiye’de bu durum geçer akçe idi.
Büyük Türkiye ile kimse cepheden mücadele edemedi.
Bir İtalyan siyaset bilimcinin deyimiyle, “Hangi Avrupa ülkesi Türkiye ile karşı karşıya geldiyse doğal yenilen oldu.”
Her bir siyasi partinin siyaset yapma tarzı vardı. Yeni Partinin CHP’ye karşı tutumu bazı ipuçları veriyor. Bunu onlara destek veren medya ile birlikte düşündüğümüzde daha çok anlam çıkıyor


Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.