|
Yazarlar

Küresel projenin son ayağı: Türkiye'de iç savaş

04:00 . 27/06/2015 Cumartesi

Kevser Topkar

1966 yılında İstanbul’da doğdu. Kuzguncuk İlkokulu ve Üsküdar Kız Lisesini bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümüne girdi. 1987’de mezun olacakken başörtüsü yasağından dolayı üniversiteye ara verdi. Fakülteyi iki sene sonra bitirebildi. 1998-2000 tarihleri arasında Sudan’da bulundu. Bu esnada Afrika Üniversitesinde Arap dili eğitimi aldı. Türkiye’ye döndüğünde özel sağlık alanında yöneticilik yaptı. Fide Yayınlarının kuruluşundan itibaren editörlüğünü üstlendi. Öykü, çocuk hikayeleri ve derlemelerden oluşan kitapları yayınlandı. TC. Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde özel araştırmacı olarak Filistin’e Yahudi göçlerini araştırdı. Başörtüsü yasağı kaldırıldığında Marmara Üniversitesi Yakınçağ Tarihinde yüksek lisansını tamamladı. Aynı üniversite halen doktora yapmaktadır. Üsküdar Belediyesi’nde 6 senedir sosyal projelerden sorumlu Başkan Danışmanı olarak çalışmaktadır. Almanca, Arapça ve İngilizce bilmektedir. Evli ve dört çocuk annesidir.

Kevser Topkar
Tel Abyad'dan çekilen İŞİD, PYD kontrol noktalarından rahatça geçerek Kobani'de saldırılarda bulundu. Türkiye terörist ilan edildi.

BBC başta olmak üzere ''Dünya Kobani Müttefikleri'' cephesi yeniden harekete geçti. İŞİD militanlarının Türkiye'den, Mürşidpınarı sınırından geçerek Kobani'ye girdikleri iddiasıyla, dünyada infial uyandıracak katliam senaryoları uyduruldu. Ev ev girilerek öldürüldüğü iddia edilen çocuklar ve kadınlardan ülkemiz sorumlu tutuldu. Gerek Urfa Valilili'ğinin gerekse PYD'nin bu haberi yalanlaması da fayda etmedi. Dış basının iç sözcülüğünü üstlenen malum medya ve siyasi destekçileri aynı ağızla konuşup Türkiye aleyhinde karalama kampanyası başlattılar.

HDP 80 milletvekili ile meclise girdiğinde artık söylemlerinin değişeceğine, barışcı bir dil kullanacaklarına ve Kürt halkının problemlerini kendilerinden beklenildiği gibi siyaset zemininde çözmek için gayret sarfedeceklerine inanmıştım. Yanılmış olduğumu görüyorum. HDP Kürt halkını sokağa dökmekten, yakıp yıkmaktan başka bir söylem geliştiremiyor. Böyle bir siyaset dili olamaz. ''Öyleyse mecliste ne işiniz var'' diye bu partiye oy verenlerin sorgulaması gerekir.

Seçim atmosferinde başlatılıp, sonrasında oluşan siyasi belirsizlikten istifade ederek Türk-Kürt çatışması çıkartmak isteyenler son hamlelerini de yapmak üzereler. Türkiye'de iç savaş çıkarma projesi adım adım hayata geçiriliyor. AK Parti'nin çözüm süreci için sarf ettiği gayretin ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın ''baş koyduk'' dediği davanın ciddiyetini anlamanyanlarımız uyansalar artık. Türkiye, bölünmesi konusunda çoktan karar alınmış bir ülke. 1800'lerin sonlarına doğru II.Abdülhamid'in gerçeği gördüğü gibi, bugün Cumhurbaşkanımız da oyunun farkında. O günkü ecnebi medyası ve güdümündeki kandırılmış yerli işbirlikçileri, hangi metotlarla İmparatorluğun sonunu getirmişlerse bügün de aynıları kullanılıyor. Çirkin, yalan ve iftara dolu mizah anlayışlarından, kardeşi kardeşe düşman etme yolunda takip ettikleri metotlara varana dek hepsi tıpa tıp aynı. Son iki yüz yıldır Hrıstiyan dünyanın Hilalle olan savaşında ne strateji ne de taktik değişikliği var. Dünkü II.Abdülhamid düşmanları, bugün Recep Tayyib Erdoğan düşmanları. Tarihinden kopartılmış Müslüman halkların kör cehaleti ve umursamazlığı, aynı oyunun coğrafyamızda defalarca oynamasına rağmen her seferinde zokayı yutmamıza sebep oluyor.

Dünya yeni bir paylaşım savaşına girişti. Ülkemiz topraklarını da hedef alan yeni sınırlar çizildi. Türkiye ve Ortadoğu daha küçük devletçiklere bölündü. ABD ve İngiltere menfaatlerini gözeten, yeni bir paylaşımın eşiğinde duruyoruz. Lakin bu sorumluluğu üstlenecek siyasi bir irade mevcut değil. Seçim sonuçları güçlü bir siyasal iradenin oluşmasını engelledi. Hilal cephesinden meselelere bakabilecek iki parti MHP ve AK Parti ittifakı bir türlü gerçekleştirilemiyor. Savaş kapımızı çalmanın ötesinde kapımızdan içeri çoktan girmiş bulunuyor. Türkiye geri dönülmesi mümkün olmayan bir sürece zorla-şerle sokuldu. Bundan öte yol yok. Hepimize düşen ''en az zararla bunu nasıl atlatabiliriz?'' sorusuna kafa yormak olmalıdır. Lakin bunun da çok uzağındayız. Fuzuli zaman kaybediyoruz. Çünkü paylaşamadığımız bakanlıklarımız var.

Sağduyu denilen bir şey varsa ortaya çıkması için bundan daha elzem bir vaziyet olamaz. Bu topraklarda kardeş kanı akıtılmasının önünde durmak için elimizden geleni seferber etmeliyiz. Nefret söylemlerine, HDP'nin tahriklerine kapılarak siyaset belirleme lüksümüz yok. Devletimizi bütün kurumlarıyla işler halde tutmalıyız. Çözülme başladığında toparlamak imkansız olacaktır. Suriye'nin yaşadığı çıkmaza ülkemiz sürüklenmek üzere. Projeye dahil olanlarla içimizdeki hayalperestler süreci kontrol edilemez bir mecraya sürüklüyorlar. AK Parti ve MHP'nin bir an evvel insiyatifi ele alıp iç savaşa sürüklenmek istenilen memleketimizi en az hasarla kurtarmanın yolunu bulmaları gerekir. Aksi halde geçen yüzyılda yaşadıklarımızın aynını bugün de yaşayacağız. Anadolumuz parçalara ayrılacak ve yıllar sürecek bir savaşla halkımız, ülkemiz perişan olacak. Dahası ümmet olma iddialarımız, İslam medeniyetinin yeniden inşaası artık hayal bile edilemeyecek şekilde toprağa gömülecek.
#Tel Abyad
#Ortadoğu
#ışid
8 yıl önce
default-profile-img
Küresel projenin son ayağı: Türkiye'de iç savaş
“Erdoğan’sız seçim” senaryosu!
Kılıfa sokulan süngerin ince işleri
Çerkeszade bir muhacir alim Cevdet Said
Beş bin Kur’ân-ı Kerim yakan piskopos
Cumhuriyetçi Parti Trump’tan kaçıyor mu?