|
Yazarlar

Seçimde safımızı belli edelim

04:00 . 4/06/2015 Perşembe

Kevser Topkar

1966 yılında İstanbul’da doğdu. Kuzguncuk İlkokulu ve Üsküdar Kız Lisesini bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümüne girdi. 1987’de mezun olacakken başörtüsü yasağından dolayı üniversiteye ara verdi. Fakülteyi iki sene sonra bitirebildi. 1998-2000 tarihleri arasında Sudan’da bulundu. Bu esnada Afrika Üniversitesinde Arap dili eğitimi aldı. Türkiye’ye döndüğünde özel sağlık alanında yöneticilik yaptı. Fide Yayınlarının kuruluşundan itibaren editörlüğünü üstlendi. Öykü, çocuk hikayeleri ve derlemelerden oluşan kitapları yayınlandı. TC. Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde özel araştırmacı olarak Filistin’e Yahudi göçlerini araştırdı. Başörtüsü yasağı kaldırıldığında Marmara Üniversitesi Yakınçağ Tarihinde yüksek lisansını tamamladı. Aynı üniversite halen doktora yapmaktadır. Üsküdar Belediyesi’nde 6 senedir sosyal projelerden sorumlu Başkan Danışmanı olarak çalışmaktadır. Almanca, Arapça ve İngilizce bilmektedir. Evli ve dört çocuk annesidir.

Kevser Topkar
Seçime saatler kala hala kafalarda soru işaretleri var. AK Parti ana omurgasından, muhafazakar kimlikli seçmen kitlesine kadar partisine küsmüş, belirsizliğe düşmüşlerimiz var. Anket sonuçları AK Parti seçmeninin yüzde 10'unun belirsiz olduğunu gösteriyor. Eski günlerin şevkinden bir şeylerin kaybolduğu kesin. Ne oldu? Ne yapmalıyız? Sorularıyla sıkça muhatap olduğumdan okurlarıma ve dostlarıma kişisel kanaatimi yazmak ihtiyacı duydum.

AK Parti ilk iktidara geldiğinde seçimden evvel verilen vaatlerin pek çoğu gerçekleştirilememişti. Bunu siyasal iradenin isteksizliği olarak algılamadık. Rejim tehdit altındaydı. Genel Kurmay muhtıra gibi açıklamalar yapıyordu. Siyasetçiler her gün ihtilal havasında uyanıyorlardı. O günlerdeki gerginliği, Ankara'nın tedirginliğini ve buna rağmen taviz vermeden dik duruşunu bizzat gören, yaşayan bir insan olarak mevcut kurumların işleyen yapılarıyla çok şeyler gerçekleştirmenin mümkün olmadığını söylemem gerekir. O zamanlar da; “Niçin başörtüsü problemi çözülmüyor? Niçin İmam Hatip Liseleri problemine çözüm bulunamadı?” gibi halkın genelinin çözüm beklediği bir yığın sorun mevcuttu. Bazılarımız aldatıldıklarına inanıyor ve hayal kırıklıkları yaşıyordu.

Devlet denilen mekanizma kağıt üzerinde kuvvetler ayrılığı ile yönetilse de ''daha eşit'' bir gücün varlığı açıkca görülmekteydi. Devralınan kurumlar 100 yılda ayar verile verile bir merhaleye getirilmişti. Burada halkın iradesi söz konusu değildi. Halka rağmen oluşturulmuş bir devletin içinde yaşamaktaydık. Basiret sahibi milletimiz çoğunlukla bunun farkındaydı. Yapılamayanların hükümetin isteksizliğinden değil, imkansızlığından olduğunu anladılar. Bu aşamaya nerelerden geçerek geldiğimizi idrak ettiler. Bugünkü gibi seçim öncesi şaibelere rağmen oylarını AK Parti'ye verdiler. Bu coğrafyada yeniden var olma mücadelesinin, tarihi misyonumuza geri dönüş yolunun tek adresi olduğunun farkındaydılar.

Bugün ne değişti? Ordu artık siyasal iktidar için tehdit olarak algılanmıyor. Ama dünyaya şekil vermek gayretindeki egemen güçler, topyekun içerideki işbirlikçileri ile bu yükselen sesi tarihin sayfalarına gömüp, İslam coğrafyasında sürdürdükleri sömürü ve vahşetlerine devam etme savaşı veriyorlar. Karşılarında bugün tek düşmanları var. AK Parti. AK Parti şüphesiz bir siyasal yapılanmanın adı. Lakin egemen güçlerin nezdinde Türkiye'nin yüzde 60'ı AK Parti. Bizden kopartmaya çalıştıkları Kürt kardeşlerimiz ve 100 yıldır her imkanı sunarak devşirmeye çalıştıkları yüzde 25'lik kitle ile marjinal taşeronları birlik-beraberlik içinde seçim ittifakı yaptılar. Niçin? Hangi ideolojik birliktelikleri var? Hiç! Tek ortak noktaları AK Parti'nin karşısında olmaları. AK Parti'nin ümmete sahip çıkan sesinden rahatsızlar. Milletin manevi değerlerine sahip çıkan sesinden rahatsızlar. Sömürgecilerin İslam coğrafyasındaki hain ve kanlı emellerine karşı duruşundan rahatsızlar.

Bu rahatsızlarını aleni söyleyemedikleri yerde yolsuzluk, hırsızlık, liyakatsizlik, adam kayırma vs. bahaneleri ile gündeme getiriyorlar. Peki bunlar yok mu? Var. Olmama imkanı da yok. CHP iktidardayken alası vardı. MHP iktidarda olsa da olacak. Çünkü toplumu biz oluşturuyoruz. Bizim ahlakımız yaptığımız her işe yansıyor. Birine güvenip yola çıkmışsın, yolda aklı çelinmiş. Bu sadece AK Parti'nin başına mı geliyor? Toplum ahlaklı olsa sorun kalmaz. Kendi yanlışlarımızın faturasını bu coğrafyanın misyonunu taşıyan bir partiye mal etmek insafsız bir düşünce. Kendimizden yola çıktığımızda düzeltebileceğimiz ne çok şey olduğunu göreceğiz.

Kararsızların durumu hafızalarını yoklamamaktan kaynaklanıyor. AK Parti'den evvel memlekette inançlı insanların üzerinde nasıl bir baskı vardı, unutuldu. Üzerimize rehavet çöktü. Sanki bu düzen hep böyleymiş gibi algılıyoruz. İmam Hatip Lisesini bitirmiş olmak, kamuda etkili bir konumda çalışmanın önündeki en büyük engeldi. Hanımı başörtülü olanlar çalıştırılmıyordu. Namaz kılanlar fişleniyordu. Kur'an eğitimi yasaklanmıştı. Kız çocuklarımızı yurtdışına göndererek okutabiliyorduk. Yargıçlar ve hakimler rejimi cariydi. Kask sistemine doğru hızlı bir gidiş vardı. Bugün referanslardan şikayet edenler dün arasalar da referans bulamıyorlardı.

Algı yönetimi, seçim öncesi AK Parti seçmeninin kafasını günlük siyasetle karıştırarak bütünü görmesini engelliyor. Yapılanları görmeyip, yapılamayanlara odaklanmak iddia ettiğimiz inancımız başta olmak üzere insaniyete, insafa sığmaz. Doğru ve güzel yapılan onlarca şeyden, eksik ve yanlış yapılanlarını seçip çıkarmak haklı da olsak bizi istikametimizden saptırır. Kazanılan şeyler bir günde kaybedilebilir. Ateş çemberinin içindeyiz. İçeride söndürmeye çalıştığımız ateş alevlendiğinde etrafımızda istikrarlı tek yapı olmadığından kendimizi kaosun içinde buluruz. Bugünün şükrünü bilmeliyiz. Bunu AK Parti için değil yaşadığımız toplumun istikbali için yapmak zorundayız. Seçimden sonra şikayeti olanlar yazsınlar, çizsinler, yüksek sesle dile getirsinler. Biz de onların sesi olalım. Ama seçimde safımızı belli edelim.
#7 Haziran seçimleri
#AK Parti
#Kararsız seçmen
8 yıl önce
default-profile-img
Seçimde safımızı belli edelim
“Yılan çukuru”..
Güven sorunu aşılırsa...
İşgalci Yahudilerin hubris sendromu
Bu kez de tamam inşallah…
Siyasi hesaplar, büyük hülyalar, renkli rüyalar…