Önceki yazımızda Hardt ve Negri’den yaptığımız alıntıdaki şu cümleyi tekrar hatırlatalım: “Diyalektik olan gerçeklik değil sömürgeciliktir. (…) Sömürgecilik başkalığı ve kimliği üreten soyut bir durumdur. Ancak sömürgeci durumda bu farklılıklar ve kimlikler sanki mutlak, temel ve doğal şeylermiş gibi işlev görür. Diyalektik okumanın ilk sonucu, bundan ötürü ırksal ve kültürel farklılıkların tabi olmaktan çıkarılmasıdır. Bu, yapay kurgular olduğu fark edilince, sömürgeci kimliklerin buhar olup uçacağı anlamına gelmez. Gerçek illüzyonlardır ve sanki temel şeylermiş gibi işlev oynamaya devam ederler.”
Bunu asıl, bizim zamanımızda tedavüle sokulan radikal, fanatik, terörist vd. terimleri de ihtiva edecek şekilde antik özlü ve her devir için çok kullanışlı bir hurç olan barbar teriminin serüveninden izleyebiliriz:
“Barbaros: barbar (barbarian): Genelde Yunan kökenli olmayan halklar için kullanılan barbaros ve barbarikos (barbarca) terimleri olumsuz anlamda gayri-medenilik, ilkellik, geri kalmışlık gibi çağrışımlar içerir. Aslında Yunanca terimin bu olumsuz çağrışımı taşıyıp taşımadığı veya ne derece taşıdığı tartışmalıdır, zira nötr olarak ‘Yunan olmayan’ anlamı taşır. Mısırlılar, Persler, Kartacalılar gibi daha gelişmiş, Keltler ve İskitliler gibi daha az gelişmiş halklar için de kullanılmaktaydı.” (Trc.: Özgüç Orhan, Pinhan)
Buradan devam edelim inşallah
Bu yorumu Spam olarak bildirdiniz. Talebiniz değerlendiriliyor.