İdeolojisi ne olursa olsun derdi yazı ve şiir olan herkesi dalları altına alan ''Ağaç''ın ardından kesintilerle de olsa çıkan Büyük Doğu bereketli bir çınardı. Diriliş, Hareket, Aylık Dergi ve Türk Edebiyatı... Arada, başka dergiler...
80''li yıllarda doğru düzgün bir televizyon kanalımız, ses verebileceğimiz bir radyomuz, kendimizi anlatabileceğimiz bir gazetemiz yok. Varsa yoksa dergiler... Ya da, sadece İstanbul''da Çorlulu Ali Paşa Medresesi, Birlik Vakfı, II. Mahmud Külliyesi, Dergah Yayınları, Cağaloğlu''ndaki Üretmen Han''da yer alan küçücük odalardaki sohbet halkaları.
Edebiyat burjuvasının şartlarını ve sınırlarını belirlemiş olan beyazlar, biz yerlileri uzakta tutmak, çemberin içine almamak için yoğun bir çaba içinde. Bu arada, kendi aramızdaki tefrik de zaman zaman can sıkıcı bir hal almakta.
* * *
Allah''tan, Cahit Zarifoğlu var, sığınacağımız. Nuri Pakdil, kapalı. Sezai Karakoç, serin. Ama onlar var diye var olan güçlü bir damar...
Ustalarımız, kendilerine bir dergi sayfası bulmayı başarmış.
Bir yanda Yusuf Ziya Cömert, bir ayağı bu coğrafyada olan ama başta İslam coğrafyası olmak üzere bütün dünyaya dikkat kesilen ''Kayıtlar''la, diğer tarafta Ebubekir Eroğlu ''Yönelişler''le, bir diğer caddede Necat Çavuş ''Bürde''yle, Ali Haydar Haksal ''Yedi İklim''le, Ahmet Kabaklı ''Türk Edebiyatı''yla...
İstanbul başta olmak üzere Anadolu''nun her köşesinde çıkan onlarca edebiyat dergisi, bugüne o günlerden selam durmak için dönmekte rotatifler arasında.
* * *
Biz bir grup, rahmetli Bahri Zengin''in ''talimatı''yla Mavera''ya omuz veriyoruz, o sıralar. Hatta, Cahit abinin bayrağı yere düşmesin diye yazıp çizdiğimiz dergimizin pikajını, montajını bile yapıyoruz, Feriköy''deki Akabe Yayınları''nın bir odasında...
Sonra ''Kırklar'', ''Kardelen'', ''Dergah'', ''Düş Çınarı'', ''Endülüs'', ''Merdiven'', ''Ay Vakti'', ''Bir Nokta'', Hece''... Sayısı onları geçen şahane dergiler, kibirden burnunun ucunu göremeyen edebiyat dükalarına kafa tuttu, görkemli şiirler, öyküler, denemeler, eleştiriler yayımladı ve artık sadece bu dergilerin ürettiği değerlerin oluşturduğu bir havza bağışladı edebiyata.
Bu yolculuk, kelimenin tam anlamıyla, çileli, fakat ''derdi olan''lar dışındakilere göre zaman zaman ''ahmakça'' bulundu. İyi şiir yazmak bir paye kazandırmadı, sahibine. Ya da bir öykü, bir deneme... Dünya telaşına karışanların ya da yorulanların çoğu bıraktı yürüyüşü. Bir kitap, birkaç dize ve bir-iki şiir, sadece...
* * *
Hayata neresinden bağlanırsa bağlansın, harflere sadakatini iman derecesinde kutsal bir geleneğe dönüştürenler, birer yıldız oldu. Hala onların satırları veya dizelerinin bir ucunu kaldırdığımızda yepyeni dünyalar buluyoruz, kuruyoruz.
Şimdi daha güçlüyüz elbette. Gazetelerimiz, televizyon kanallarımız, radyolarımız, internet sitelerimiz var. Kültürü ve edebiyatı dönüştürecek sermaye, geçen on yıl öncesine göre göz kamaştırıcı. Ama ne yazık ki, on yıl öncesinin samimiyeti ve direncinden çok uzağız. Bunun nedenlerini tek tek sıralamaya gerek yok. Büyüdükçe, gürbüzleştikçe, güzelleştikçe nelere ve kimlere dönüştüğümüzü aynaya bakınca görmek zor değil.
Edebiyat dergisini internet sitelerinin mağlup ettiğine inanıp gereksiz gören, şiir kitabına ''pöh'' diye bakan, kendi dünyasının sınırları içinde olmasına rağmen çetesi dışındakileri insan olarak bile görmeyen postmodern hödüklük hepimizi getirip bir yozluğun ve sığlığın kenarına bıraktı. Şimdi buradan bakarak yeni bir hasbilik ve samimiyet inşasına nasıl başlayabiliriz, doğrusu çok fazla ümidim yok/tu.
* * *
Geçen hafta ''Düş Çınarı'' şairimiz Nurettin Durman adına düzenlediğimiz vefa gecesine kadar bu ümitsizliğin kıyılarına demir atmış idim. O gece, Cahit Koytak, Metin Önal Mengüşoğlu, Mustafa Özçelik, Mürsel Sönmez, Adem Turan; sonrasında gazeteye döndüğümde ağabeylerimiz Yusuf Ziya Cömert, Yusuf Kaplan ve dışarıdan heyecanını paylaşan onlarca dostumuzun içinde uyumaya çekilmiş kelimeler aslanını görünce ''evet, hâlâ ümit var'' dedim.
Var olan bu küllenmiş ilhamı yeşertecek dinamiklerin –ne demekse- bir an önce saklandıkları dehlizlerden çıkmasını –hâlâ ve inatla- bekliyorum. Kendini sorumlu gören herkesin, bu yeniden dirilişe el vermesini ve dünkü, ''medeniyeti yeniden inşa ve ihya ahdi''ne sadık kalmasını diliyorum.
Başlıklar :


Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.