Rehineler harika bir operasyonla kurtarıldı.
Emeği geçen herkese teşekkürler, tebrikler, göz aydınlığı...
Elbet, aynı zamanda göz aydınlığı: hem rehine olarak tutulanlara, hem onların ailelerine... Onların sabırlı bekleyişleri olmasaydı, operasyon böylesine usulet ve suhuletle gerçekleştirilemeyebilirdi...
İşin teknik ve insani boyutu önemli...
Ama bundan sonra ne olacağı konusu daha da önemli...
Bundan sonra ne olacağı konusunda IŞİD hakkında Türk hükümetinin tutumunun ne olacağı sorusuyla ilgili...
Bu sorunun sağlıklı cevabına ulaşabilmemiz için IŞİD"e ilişkin tutarlı bir bilgiye sahip olmamız gerekiyor.
Bu adamları kim örgütledi, kime karşı, ne yapmak için?..
Kendilerine İslam ve Müslüman adını yakıştırıyor olmalarına rağmen eylemlerini ne İslam"ın hukukuna, ne Müslümanca davranış içine yerleştirmek mümkün...
Medyaya servis ettikleri iki infaz olayının İslam"a da, Müslümana da yaraşır bir hali yok... Celladın, elinde kasap bıçağı ile maktulün (mazlumun) etrafında dolanıp durması akla gelebilecek en hunhar davranış biçimine, engizisyon katillerine bile parmak ısırtacak kerte zalimce, alçakça...
Ama mesele bunlar da değil...
Mesele, bu örgütü kimin kurduğu, kimin manipülasyonuyla hareket ettiği noktasında odaklanıyor...
Eğer bu son cümlenin cevabını bulabilirsek sorunun cevabına da yaklaşabiliriz. Sorunun cevabını bulmak, aynı zamanda onun çözümünü de yakalamak demektir...
Bu örgütün şimdiye kadar yapıp etmelerine bakıldığında Türkiye"nin Ortadoğu politikasında atacağı adımları zorlaştırmaya matuf olduğunu fark ediyoruz. En basitinden, işbu son rehine olayı, Türkiye"nin gerek Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde iç politika ile ilgili olsun, gerekse dış politikada atılacak adımlar konusunda olsun hep kısıtlayıcı bir faktör olarak ön aldı...
Ve bu örgüt 2013 Haziranında Taksim Gezi Parkı olaylarından sonra (kuruluşu daha önce mi, bilemem) eylem alanına mantar gibi birden çıkıverdi... Taksim Gezi olaylarının, ardından 17 ve 25 Aralık (2013) hükümet karşıtı operasyonların arkasında kimin eli varsa, IŞİD"in arkasında da aynı eli aramak akla uygun düşüyor.
IŞİD"in arkasında kimin olduğu keşfedildiğinde, bu, bodoslama saldır ve işini bitir anlamını taşımamalı... IŞİD"i kimin kurduğu, kim için çalıştığı bilinirse "kuklayı değil, kuklacıyı vur" fehvasınca hareket etmek gerekir.
Eğer kuklacıya ulaşılırsa IŞİD"in de, ona paralel olduğu düşünülen yapılanmaların da kökten çözümüne ulaşılabilir, diye düşünüyorum. Mesele, çözüm olsun da ne olursa olsun değil, uygun çözüm olsun...
İskender"in Gordion düğümünü kılıcıyla parçalaması çözüm
değildi; belki problemi ortadan kaldırdı, ama çözmedi. Bunu idrak etmemiz gerekiyor.
Başlıklar :

