Vakit eyyam vakti değil!

04:007/03/2026, Cumartesi
G: 7/03/2026, Cumartesi
Serdar Tuncer

Akl-ı selîm vaktidir. Uluslararası hukukun, sözleşmelerin, ahlakın yerle bir edildiği günleri yaşıyoruz. Haydutluk belki de en ilkel zamanlarda bile insanlığa bu kadar galebe çalmamıştı. Modern Batı, en son Gazze ve Venezuela’da ayaklar altına aldığı kendi değerlerini bugün İran’da hunharca katletmeye devam ediyor. Ben yazıyı yazarken Trump’ın açıklamasını veriyordu televizyonlar: “İran’da lideri ben belirlerim!” Böylesi bir aymazlık tarihte görülmedi. Dünya sessiz. ABD haydutluğuna, İngiliz aklına,

Akl-ı selîm vaktidir. Uluslararası hukukun, sözleşmelerin, ahlakın yerle bir edildiği günleri yaşıyoruz. Haydutluk belki de en ilkel zamanlarda bile insanlığa bu kadar galebe çalmamıştı. Modern Batı, en son Gazze ve Venezuela’da ayaklar altına aldığı kendi değerlerini bugün İran’da hunharca katletmeye devam ediyor. Ben yazıyı yazarken Trump’ın açıklamasını veriyordu televizyonlar: “İran’da lideri ben belirlerim!” Böylesi bir aymazlık tarihte görülmedi.

Dünya sessiz. ABD haydutluğuna, İngiliz aklına, İsrail terörüne İspanya’yı saymazsak adam akıllı ses çıkaran tek bir ülke bile yok. Çivisi çıktı günlerini geride bıraktık, çivi diye bir şeyin bir zamanlar var olduğunu hatırlamaya çalışıyoruz artık.

Vakit eyyam vakti değil, akl-ı selîm vaktidir.

Oh oldu İran’a! Arap coğrafyasında, Körfezde, Afrika’da Müslümanlar arasına saldığı fitne ateşinin bedelini ödüyor, diye sevinmek akıl tutulmasıdır. Giderayak İsrail’i vuruyor, Gazze’nin intikamı alınıyor ve içimiz soğuyor diye İran’ı baş tacı etmek ise akıl işi değil. İtidal, insaf ve izanla okumak mecburiyetindeyiz dünyada yaşananları. Uçlara savrulmaya harcayacak vaktimiz yok. Dünyada -vardıysa şayet- sistem çöktü. Gücü yeten yetene!

Sıra bize gelmeden önce üstümüze düşeni yapmak borcundayız. Biz huzur ve güvenle yaşadığımız Türkiye’mizin kadrini kıymetini bileceğiz. Şükredeceğiz halimize. Şükür nimeti artırır buyrulmuş. Nimet sadece kazanç ve sağlık değildir. İman da bir nimettir sevmeyi imandan bildiğimiz Türkiye’nin dört bir yanı yangın içindeyken güven ve huzura asil ve vakur bir mekân oluşu da büyük nimettir! Bunu unutmayacağız.

Kardeşliğimizi, muhabbetimizi ve birlik duygumuzu beş para etmez sebeplerle örselemekten vazgeçeceğiz. İşimiz, mevki ve makamımız ne ise onun hakkını vereceğiz. Helal kazanç ve Allah rızası düşüncesinin yanına Türkiye’yi de yazacağız bundan böyle. Çöpçü sokağı süpürürken, çaycı çay demlerken, hâkim karar verirken, bürokrat adım atarken, siyasetçi devleti yönetirken; her birimiz tek tek ne iş yapıyorsak o işi yaparken ‘savsaklarsam, işimin hakkını vermezsem, adam gibi yapmazsam Türkiye’ye zarar veririm’ düşüncesiyle hareket edeceğiz.

Vakit seferberlik vaktidir!

Siyasetçilere çok iş düşüyor. Terörsüz Türkiye çabasının ne anlama geldiği bugün daha iyi anlıyoruz. İçinden geçtiğimiz hassas zamanlarda bağrımıza taş basıp PKK yükünden kurtulmaya gayret ederken muhalefet ve iktidar arası lüzumsuz gerginliklerin yüküne bu ülkenin evlatlarının tahammülü yoktur. Mevzileri tahkim etmek zorundayız. Muhalefet, bir dahaki seçimlerde belki oyumu artırırım yahut iktidar olurum hevesiyle ülkeyi zora sokacak siyaset ve hesap yapamaz bundan böyle, yapmamalıdır. İktidarın, yapması gerekenleri yahut yapmaması gerekenleri belirlerken ve uygularken seçim hesabı yapma lüksü yoktur. Bir araya gelinmelidir. Kürsülerde ve ekranlarda kavga edip meclis koridorlarında karşılaştığı vakit birbirlerine fıkra anlatıp şakalaşan siyasilerimiz artık kamera önünde de tek bir yumruk gibi beraber olabildiklerini harbi ve hasbi bir şekilde ülke insanına ve dünyaya göstermek borcundadır. Hesap bir dahaki seçimin ve şahsi ikbalin hesabı değil, Türkiye’nin istikbal ve istiklalinin hesabıdır.

Olası bir savaşta neler yaşanabileceğini dün tahminlerle anlamaya ve kavramaya çalışıyorduk bugün gözümüzün önünde yaşanıyor her şey, ayan beyan. Sığınaklardan hava savunma sistemlerine, envai çeşit roket ve füzelerden İHA ve SİHA’lara, savaş uçaklarından radar sistemlerine, uçak gemilerinden yerli ve milli bilumum iletişim aletlerine, savaş yönetim merkezlerinden devlet ricalinin korunma protokolüne varana kadar her bir şeyin; nasıl, niçin, ne şekilde ve ne kadar olması gerektiğinin hesabını net bir şekilde yapabilecek durumdayız.

Vakit yola çıkma vaktidir.

Olası bir savaşın savunma ve hücum safhalarında ihtiyacımız olan her bir şeyin imal edilmesi, geliştirilmesi, seri üretimi, ithali gibi hususlarda hızla vites yükseltmeliyiz. Savunma ve savaş sanayi için ek vergi getirilmesi, özel fon oluşturulması, hatta deprem zamanı olduğu gibi kampanyalar yapılarak milli hassasiyetin teyakkuza geçirilmesi gerekmektedir. Yarın çok geç olabilir!

Savaş elbette temenni edilmez ama, hazır ol cenge eğer ister isen sulh ü salâh düsturunu unutmadan, perşembenin gelişinin çarşambadan belli olduğunu hatırlayarak ve yörük göçü bu kez yolda düzülmesin niyazıyla bu seferberlik çağrısını muhatabı olan herkese hatırlatmayı bir borç bilirim.

Yâ Allah Bismillah!

#aktüel
#hayat
#Serdar Tuncer