Neocon Avrupa

Süleyman Seyfi Öğün
Süleyman Seyfi ÖğünYeni Şafak Gazete Yazarı
04:00, 06/05/2024, Pazartesi • Yeni Şafak Haber Merkezi
Neocon Avrupa
ABD siyâsal târihinde Nixon devri bir kırılmayı ifâde eder. Bu kırılma sâdece ABD açısından değil, küresel gelişmeleri de belirleyen bir mâhiyete sâhiptir. 1945-1960 arasında kızışan ve dünyâyı topyekûn bir yıkımın eşiğine kadar getiren ABD-Sovyetler Birliği arasındaki gerilim bu târihten itibâren, karşılıklı diyalog mekanizmalarının inşâ edilmesi ve çok sayıda anlaşmanın imzâlanması üzerinden hafifletilmeye çalışılmıştır. Eş anlı olarak Mc Carthycilik ve Stalinciliğin tasfiyesi tam da buna işâret eder.
Yumuşama (détente) ve Barış İçinde Birarada Yaşama (coexistence pasifique)
ilkeleri karşılıklı olarak kabûl edildi. 1969’da seçilen ve 1974’e kadar ABD’yi idâre eden Nixon bu sürecin en mühim kilometre taşlarından birisini ifâde eder. Ama herkes bilir ki Kissinger ve onun ekipleri bu sürecin asıl mimarlarıdır. Stratejik silâhların karşılıklı olarak azaltılması anlaşmaları (SALT1 ve SALT 2), Vietnam savaşının sona erdirilmesi, Çin ile yakınlaşmalar onların eseridir. Bu gelişmelerin arkasındaki akıl,
rekâbetin çatışmalara evrilmeden denge içinde devâm ettirilmesiydi.
Aslında bu, ardalanı Metternich’e kadar geri götürülebilecek bir Avrupa aklıydı. Kissinger’in doktora tezinin Metternich üzerine olması da tesâdüf sayılmamalıdır.

Bu tespitler Nixon-Kissinger siyâsetine güzelleme yapmak niyetini taşımıyor. Elbette başta Şili olmak üzere Latin Amerika’da ABD yanlısı askerî diktatörlerin işbaşına getirilmesi, yaşanan toplumsal ölçekli işkenceler de bu ekiplerin işiydi. Bunlarla söylenmek istenen, iki kamp arasındaki mücâdelenin paylaşılmış bir dünyâda devâm ettirilmesi; buna mukâbil olarak doğrudan bir çatışma ihtimâlinin ortadan kaldırılmasıydı.

Gelin görün ki Kissinger’a muhalif olan bir başka klik, durumdan hiç memnun değildi. Akıl hocası nazi düşünür
Carl Schmitt
olan ABD’li meşhûr siyâset felsefecisi
Leo Strauss
’a bağlı neoconlardı bunlar. Başlıca temsilcileri,
Commentary
dergisinde toplanan ve bilhassa Cumhûriyetçi partide örgütlenen Paul Wolfowitz, Richard Perle, Robert Kagan, Donald Rumsfeld, Daniel Pipes, Samuel Huntington, Francis Fukuyama gibi isimlerdi. Israrla Kissinger’a karşı çıkıyor ve Sovyet tehdidinin artarak devâm ettiğini, buna en sert şekillerde karşı koyulması gerektiğini iddia ediyorlardı.
Watergate skandalıyla işten el çektirilen Nixon’a vekâlete eden Gerald Ford devrinde neoconlar yavaş yavaş vaziyete hâkim olmaya başladılar. Kissinger ekipleri tasfiye ediliyordu. Sovyetlerin 1989’da yıkılmasını büyük bir coşkuyla kendi zaferleri olarak selâmladılar.
Neoconlar ile neoliberaller arasındaki nikâh
da bu iklimde kıyıldı. Tesirleri sâdece sağda değil, solda da yaşandı. Sosyal demokrat partilerin o mâhut Üçüncü Yol formülü ve liberalleşerek metamorfoz geçiren sol bu akımın elinin nerelere kadar uzanabileceğini gösterdi. Tony Blair ve halefleri, Reagan, Bush, Thatcher, Kohl zincirine büyük bir iştah ile eklemlendiler.
Ama manzara aynı zamanda bir boşluğa karşılık geliyordu.
Neoconlar
düşmansız yapamazlardı. Düşman nihâyet
Müslüman coğrafyanın çöllerinde ve dağlarında
bulundu. Bu düşman iyi kötü devletli olduğu yerlerde, meselâ Irak ve İran’da olduğu gibi somut olarak görülebiliyordu. Kissinger ekiplerinin özene bezene inşâ etmiş olduğu ABD yanlısı diktatörler de artık topun ağzındaydı. Ama hâkim sistem için bu yetmiyordu.
Düşmanı görünmez kılmak
daha keskin ve istenen dönüşümdü. Nihâyet o da bulundu. Aslında inşâ edildi demek daha doğru olur. Yeni düşmanın ismi özgürlük düşmanı, kanlı, gözü dönmüş “İslâmcı terör” idi.
9/11
bunun milâdı oldu. Artık kamuoylarının bu korkuyla terbiye edilmesinin önünde hiçbir mâni kalmıyordu. Bir taraftan hiçbir denge gözetmeyen mutlak dünyâ hâkimiyetine giden yol açılmış oluyor; diğer tarafta biteviye korkutulmuş kamuoylarına her nev’i acı ekonomik reçeteler bu korku şurubuyla içirilebiliyordu.
Bu hâkim küresel siyâsetin içsel ve dışsal sorunları mevcuttu. Merkez ekonomilerde yaşanan verimlilik kayıpları, artan mâliyetler bu açıkların aşırı finansal şişmelerle telâfî edilmeye çalışılması ağır ekonomik krizlere sebep oldu. Nihâyet üretim güçlerinin ve nihâyet teknolojinin merkezkaç bir dinamik kazanması ve bugün en büyük başlıkla
Küresel Güney
denilen bir dizi yapının ortaya çıkması işleri bozmaya başladı. Geri çevrilebilecek, tâmir edilebilecek süreçler değildi bunlar. Son zamanlarda, paleoconların Cumhûriyetçi Parti’de hâkimiyet sağlamasının arkasından mevzi değiştirip Demokrat Parti’de yuvalanmış olan neoconlar, her zamanki aşırılıkçı nitelikleriyle bu krizli manzaraya da el koymakta gecikmediler. Merkez dünyânın elinde kalan son üstünlük olan askerî üstünlükleri devreye sokmak sûretiyle büyük küresel hesaplaşmayı örgütlemeye başladılar. Bunun için Rusya yeniden hedefe oturtuldu. Kissinger ekolüyle neocon ekol arasında örtüşen tek hususun bu olduğunu düşünüyorum. Batı için en tedirgin edici mesele Çin-Rusya ittifâkıdır. Kissinger bu ittifâkı bozdu. Neoconlar da Çin hesaplaşmasını öteleyerek Rusya’yı hedefe koydu. Fark,
ilkinin bunu bir denge oluşturmak için
; ikincisinin ise dengesizliği derinleştirmek için yapmasıdır. (Hoş bunda başarılı oldukları söylenemez. Rusya bugün her zaman olduğundan daha fazla Çin’e yakınlaşmış durumda).
Küresel savaş artık kaçınılmaz görünüyor. Pek çok çevre barış adına Trump’ın, kasım seçimlerini kazanmasına bel bağlamış görünüyor. Onun Rusya-Ukrayna savaşını bitireceğini iddia ediyor. İlk olarak Trump’ın seçimi kazanacağından artık çok da emin değilim. Trump kazanırsa yapacağı işin
ABD’yi Ukrayna cephesinden çekmek, desteğini
örtükleştirmek
ve dolaylılaştırmak
olduğunu düşünüyorum. Muhtemelen savaşı
Avrupa-Rusya savaşına
evriltmek isteyecektir. Değilse savaşı bitirmek için inisiyatif geliştireceğini zannetmiyorum. Fransa ve Birleşik Krallığın, Macron ve Cameron’ın Avrupa’dan Kafkasya’ya, oradan da Asya içlerine dönük atakları tam da bunu ortaya koyuyor. Neoconlar kasım seçimlerini kaybetse de
Neocon Avrupa
yoluna devâm etmeye kararlı görünüyor.
Başlıklar :AvrupapolitikaABD
Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026