Max Weber Bîrûnî’den intihal mi yaptı?

Yasin Aktay
Yasin AktayYeni Şafak Gazete Yazarı
04:00, 26/09/2026, Cumartesi • Yeni Şafak Haber Merkezi
Max Weber Bîrûnî’den intihal mi yaptı?

Semerkant’tan sosyal düşüncenin tarihine bakarken, İbn Haldun’un yanına Bîrûnî’yi de yerleştirmek gerektiğini söylemiştik. Bîrûnî’nin başka bir toplumu kendi anlam dünyası içinden kavramaya çalışan yöntemiyle Weber’in anlamacı sosyolojisi arasında dikkat çekici bir yakınlık bulunduğuna da işaret etmiştik. Ancak bu yakınlığı bir etkilenme ilişkisi olarak değil, iki düşünürün farklı yüzyıllarda ulaştığı yöntemsel bir akrabalık olarak değerlendirmiştik.

Yazım yayınlandıktan sonra sohbet ettiğim Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nden meslektaşım Prof. Dr. Mustafa Orçan meseleyi daha ileri bir noktaya taşıyan “Max Weber’den Önce Ebü’r-Reyhân Muhammed b. Ahmed el-Bîrûnî’de Kast Sistemi” başlıklı makalesini haber verdi, okudum, iyi ki de okumuşum.

Orçan, Bîrûnî ile Weber’in Hindistan ve özellikle kast sistemi hakkındaki değerlendirmelerini yan yana getiriyor. Bu karşılaştırma, rahatsız edici fakat sorulması gereken bir soruyu gündeme taşıyor: Weber, Hindistan ve kast sistemi hakkındaki bazı fikirlerini Bîrûnî’den mi aldı? Eğer aldıysa neden ona hiç atıf yapmadı?

Tabi bu soruya bugün elimizdeki bilgilerle kesin bir “evet” cevabı veremiyoruz. Orçan da bunu kanıtlanmış bir intihal vakası olarak sunmuyor. Fakat ortaya koyduğu tarihler, benzerlikler ve suskunluk, soruyu ister istemez gerektiriyor

Bîrûnî, TahkĪku mâ li’l-Hind’i yaklaşık 1030 yılında tamamladı. Hindistan’a dışarıdan bakmakla yetinmedi. Sanskritçe öğrendi, Hintli bilginlerle konuştu, kutsal metinleri okudu, farklı bölgelerdeki dil ve uygulama ayrılıklarını gözlemledi. Bugünkü ifadelerle söylersek, yazılı kaynak incelemesini katılımcı gözleme yaklaşan bir saha araştırmasıyla birleştirdi. Hindistan’ın dinini, felsefesini, coğrafyasını, takvimini ve astronomisini incelerken kast sistemini de toplumsal hayatın merkezî kurumlarından biri olarak ele aldı.

Brahmanlardan Kşatriyalara, Vaişyalardan Sudralara ve kast dışında bırakılan kesimlere kadar toplumsal tabakaları anlattı. Bu tabakaların yalnızca bir itibar sıralaması olmadığını; meslekleri, iş bölümünü, evlenme biçimlerini, birlikte yemek yeme imkânlarını, yerleşim alanlarını ve gündelik temasları belirlediğini gösterdi. Dinin, devletin, mesleklerin ve toplumsal hiyerarşinin birbirini nasıl beslediğine dikkat çekti. Kastların birbirine karışmasının engellenmesiyle mesleklerin kalıtsal hâle gelmesi arasındaki ilişkiyi gördü.

Bunlar, sosyolojinin henüz adının bile bulunmadığı XI. yüzyılda yazılıyordu.

Aradan yaklaşık dokuz asır geçtikten sonra Max Weber, 1916-1917 yıllarında yayımlanan Hinduismus und Buddhismus çalışmasında kast sistemini din, ekonomik hayat ve toplumsal örgütlenme ilişkileri içinde inceledi. Weber de kastın yalnızca bir toplumsal sıralama olmadığını; meslek, statü, dinî saflık, evlilik, yemek ve gündelik ilişki kurallarıyla örülmüş bir sistem oluşturduğunu anlatıyordu. Kast ile meslek arasındaki ilişkiyi vurguluyor, kastları esnaf ve zanaatkâr loncalarına benzeyen meslekî birlikler olarak değerlendiriyordu.

Orçan’ın karşılaştırması, iki metin arasındaki ortak başlıkların tesadüfen geçiştirilemeyecek kadar fazla olduğunu gösteriyor: Dine dayalı tabakalaşma, mesleklerin kastlara göre ayrılması, kastların birbirleriyle evlenmesinin ve birlikte yemek yemesinin engellenmesi, “temiz” ve “kirli” kabul edilen gruplar, alt kastların köylerin dışında yaşaması, dinî hukuk ile toplumsal düzen arasındaki ilişki…

Elbette iki çalışma aynı değildir. Bîrûnî’nin bakışı çok daha bütüncüldür. O, kastı Hint toplumunun coğrafyası, astronomisi, mitolojisi, takvimi, matematiği, hukuku ve gündelik hayatıyla birlikte anlamaya çalışır. Weber ise kast sistemini daha ziyade dinî inançların ekonomik davranışa ve kapitalizmin gelişmesine etkisi bağlamında ele alır. Weber’in elinde modern nüfus sayımları ve istatistikler vardır. Bîrûnî’nin üstünlüğü ise Hindistan’da bulunmuş, dilini öğrenmiş ve incelediği toplumun insanlarıyla doğrudan konuşmuş olmasıdır. Weber Hindistan’a gitmemiş ve Sanskritçe öğrenmemiştir; çalışmasını kutsal metinlere, hukuk kitaplarına, nüfus sayımlarına ve Avrupa’daki Hindoloji literatürüne dayandırmıştır.

Bîrûnî’nin Hindistan kitabı, Alman şarkiyatçı Eduard Sachau tarafından XIX. yüzyılın sonlarında Avrupa ilim dünyasının erişimine açılmıştı. Eserin Arapça neşri ile İngilizce tercümesi 1880’lerin sonunda yayımlandığında Weber yirmili yaşlarının başındaydı. Weber’in Hindistan hakkındaki çalışmasını kaleme aldığı 1916’ya gelindiğinde kitap yaklaşık otuz yıldır Avrupa’nın akademik dolaşımındaydı.

Üstelik Sachau sıradan ve tanınmayan bir mütercim değildi. Berlin Üniversitesi’nde çalışan, Doğu dilleri ve kültürleri üzerine dönemin önde gelen Alman şarkiyatçılarından biriydi. Bu şartlarda Weber’in Bîrûnî’nin kitabından hiçbir şekilde haberdar olmaması mümkün müdür?

Mümkündür; fakat bu da başlı başına düşündürücüdür. Çünkü bir araştırmacı, Hindistan’ın dinî ve toplumsal yapısı üzerine kapsamlı bir çalışma yapıyor, kast sistemini çalışmasının merkezine yerleştiriyor, fakat yaşadığı akademik çevrede yayımlanmış en kapsamlı klasik Hindistan araştırmalarından birini görmüyorsa burada ciddi bir literatür sorunu vardır. Böyle bir durumda mesele Weber’in Bîrûnî’den yararlanması değil, Avrupa akademisinin kendi dışındaki bir bilgi mirasını görmeye değer bulmamasıdır.

İkinci ihtimal daha ağırdır: Weber, Bîrûnî’nin eserini gördü, doğrudan veya dolaylı olarak ondan yararlandı fakat adını anmadı. Bunun kanıtlanabilmesi için Weber’in notlarının, mektuplarının, kütüphane kayıtlarının ve kullandığı Hindoloji kaynaklarının ayrıntılı biçimde araştırılması gerekir. Yalnızca konu ve ifade benzerliklerinden hareketle “Weber Bîrûnî’den intihal yaptı” demek ilmî bakımdan acelecilik olur.

Fakat kesin delilin henüz bulunmamış olması soruyu sormamıza engel değildir. Çünkü fikirlerin her zaman doğrudan kitaptan kitaba geçmesi gerekmez. Bir bilgi önce şarkiyatçıların çalışmalarına, oradan sömürge idaresinin nüfus sayımlarına, ardından Avrupa sosyolojisinin kavramlarına geçmiş olabilir. Böyle bir dolaşım içinde ilk kaynak görünmezleşir; bilgi Avrupa akademisine ulaştığında onu üreten Müslüman veya başka doğulu âlimin adı metinden silinmiş olur. Avrupa Aydınlanma birikimi Müslümanlardan veya başka doğulu bilginlerden bu tür intihallerle doludur.

Tabi burada Weber’in Bîrûnî’yi bizzat okuyup okumamış olduğundan önce, Weber’in kullandığı Avrupa Hindolojisi ve İngiliz sömürge raporlarının Bîrûnî’den ne ölçüde beslenmiş olduğuna bakmak lazım.

Elbette bu mesele Weber’in sosyolojiye katkısını inkâr etmeyi ve onu harcamayı gerektirmez. Kuşkusuz Weber kast sistemini kendi kavramsal çerçevesi içinde yeniden yorumlamış; onu statü grupları, ekonomik ahlâk, geleneksellik ve kapitalizmin gelişme şartlarıyla ilişkilendirmiştir. Ancak teorik olarak geliştirmiş olmak, bir konuyu ilk defa keşfetmiş olmak anlamına gelmez. Bîrûnî’nin yaklaşık dokuz asır önce ortaya koyduğu gözlemlerin önceliğini teslim etmek, Weber’in değerini azaltmaz; yalnızca sosyal düşünce tarihinin eksik yazılmış sayfalarını tamamlar.

Batı-merkezci bilim tarihi çoğu zaman bir fikrin ilk defa ne zaman söylendiğini değil, Avrupa’da ne zaman keşfedildiğini başlangıç kabul ediyor. Başka bir dilde ve medeniyette yüzyıllar önce üretilmiş bilgi, Batılı bir düşünür tarafından yeniden ifade edildiğinde bilim tarihine onun adıyla giriyor. Böylece yalnızca insanlar değil, fikirler de sömürgeleştiriliyor, kaynağından koparılıyor, yeni bir isimle dolaşıma sokuluyor ve geldiği medeniyet görünmez kılınıyor.

Aslında Orçan’ın makalesi Weber’i kolayca bir “intihalci” ilan ediyor değil, aksine bilim tarihinin kaynaklarını yeniden araştırmaya çağırıyor. Weber bağlamında ise karşımıza iki ihtimal çıkarıyor:

Weber Bîrûnî’yi bilmiyorsa, bu Avrupa sosyal biliminin ciddi bir bilgisizliğini ve içine kapanmışlığını gösterir. Biliyor ve yararlanmasına rağmen atıf yapmıyorsa, mesele çok daha ağır bir akademik ve epistemolojik soruna dönüşür.

Doğrusu bir üçüncü ve iyimser ihtimal de Bîrûnî’nin fikirlerinin Avrupa Hindolojisine karışarak, kaynağının adı unutulmuş biçimde Weber’e ulaşmış olmasıdır. Belki en güçlü ihtimal budur. Çünkü aşina olduğumuz kadarıyla kolonyal bilgi düzeni çoğu zaman Doğu’dan aldığı bilgiyi bütünüyle reddetmez; onu kaynağından ayırarak yeniden adlandırır ve kendisine mal eder.

Semerkant’ta hatırladığımız Bîrûnî böylece sosyolojinin tarihini, kaynaklarını ve kurucularını yeniden sorgulamaya kapıyı açar. Tabi bu noktada “Bîrûnî, Weber’in öncüsü sayılabilir mi?” sorusuyla yetinmiyoruz ve daha rahatsız edici olan sorunun peşine düşüyoruz:

Weber Bîrûnî’den ne kadar haberdardı? Haberdar değilse neden değildi; haberdarsa neden onun adını hiç anmadı?

Not: Tarihsel olarak güvenle söyleyebildiğimiz husus, Eduard Sachau’nun Bîrûnî’nin eserini 1887-1888’de neşredip İngilizceye çevirdiği ve kitabın Weber’in Hindistan incelemesinden yaklaşık otuz yıl önce Avrupa’da erişilebilir olduğudur. Yine de Weber’in eseri doğrudan okuduğunu gösteren bir belge henüz ortaya konulmuş değildir. Sachau’nun 1888 tarihli tercümesinin nüshası Internet Archive’da görülebilir.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026