Ziya Gökalp’in Türkçülüğü, Cumhuriyetin Türkçülüğü

Yasin Aktay
Yasin AktayYeni Şafak Gazete Yazarı
04:00, 11/11/2024, Pazartesi • Yeni Şafak Haber Merkezi
Ziya Gökalp’in Türkçülüğü, Cumhuriyetin Türkçülüğü
Türklerle Kürtlerin kardeşliğinden, birbirlerini sevmelerinin dini ve siyasi bir farz olduğundan bahseden
Ziya Gökalp
Türkiye Cumhuriyeti’nin fikir babası, ideoloğu olarak biliniyor. Hatta Mustafa Kemal’in sonradan Türkçülük lehine, Türkleşme yolunda yapacağı bütün hareketlerin fikir babası olduğu da sıkça söylenir.
Vaka,
Gökalp
Milli Mücadele yıllarının ilk dönemini Malta’da sürgünde geçirir, 1921 yılında serbest kaldığı andan itibaren de Milli Mücadeleyi fiilen desteklemeye koyulur, ancak ittihatçılığından dolayı Malta’da sürgünde olduğundan,
Ankara’ya geldiğinde İttihatçılara yönelik tutumdan dolayı pek de hoş karşılanmaz.
O yüzden memleketi
Diyarbakır’a
gitse de oradan yaptığı yayınlarla, çıkardığı
Küçük Mecmua’da
yazdığı makaleler ve kitaplarla
“İstanbul’un düşünce temayüllerini idare etmektedir
”. Bu yakıştırma bizzat
Falih Rıfkı
tarafından yapılır.
Aslında 1922’de İttihatçılar yeni bir parti kurma çalışmaları yapar ve kendisine de katılımı için teklifte bulunurlar,
ama o Mustafa Kemal ile çalışmayı tercih ederek onlarla bir anlamda yollarını ayırmış olur.
Kendisi bu vefalı tavrı gösterir ve Mustafa Kemal ile yol yürümeye karar verir,
yazdıklarıyla, fikirleriyle onunla aynı çizgide olduğunu düşünür. Ama ömrü vefa etmediği için Mustafa Kemal’in sonraki yapacağı işlerin kendi yazdıklarıyla oluşacak olan farkını göremez.
Görse ne yapardı doğrusu insan merak etmeden duramıyor ama tarih kuşkusuz bu merakı giderecek bir imkân sunmaz.
Ama tarihin sunduğu gerçekler sonradan Türkleşme ve Muasırlaşma adına girilecek olan yolun Ziya Gökalp’in teklif ettiğinden veya öngördüğünden çok daha farklı olduğudur.
Mesela “
Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak
” isimli kitabında kendi savunduğu Türkçülüğü İslam’a ters düşmekle suçlayanlara karşı, bilakis “
Türkçülerin hedefi ‘Çağdaş bir İslam Türklüğü’ idi. Çünkü Türklerin Millet Mefkûresi Türklükse, ümmet mefkûresi İslamlıktır
” şeklinde sert bir cevap verir ve ardından Türkçülerin bir ümmet programları olması gerektiğini ve bunun da şu esasları ihtiva etmesi gerektiğini yazar:
“1. Bütün İslam kavimleri arasında, ortak olan Arap harflerini değiştirmeden kullanmak.

2. Bütün İslam kavimlerinde, bilimsel terimlerin ortak bir duruma getirilmesi için İslam kavimleri arasında terim belirleme kongreleri düzenlemek ve terimleri Türkçeden, Arapçadan ve Farsçadan yapmak.

3. Bütün İslam kavimlerinde ortak bir eğitimin gerçekleşebilmesi için eğitim kongreleri toplamak.

4. Bütün İslam kavimlerinin müftülükleri arasında devamlı bir bağ kurmak.

5. İslam ümmetinin simgesi olan Hilal’in (ay) kutsallığını korumak için birlikte hareket etmek.

Bu ilkelerden anlaşılıyor ki, Türkçülük aynı zamanda İslamcılıktır.

Yalnız Türkçüler, İslam ümmetçisi olarak kendilerini İslam Milliyetçilerinden ayırt ederler. Çünkü İslam kavimlerinde milliyet duygusunu yok eden, böyle tabii olmayan bir birlik kurmayı bugün ne Türkler, ne Araplar, ne Hintliler (Pakistanlılar), ne Afganlar, ne Berberiler, ne Farslar kabul edebilirler.

Türkler millî ülkülerini kuvvetlendirmek için, dindaş ve vatandaşı olan hiçbir kavme karşı ‘millî kin’ aşılamağa çalışmadılar.”

Ziya Gökalp’in Türkleşmeden veya Türkçülükten anladığı şeyin sonradan hayata geçecek olan Türkçülükle hiçbir alakasının olmadığını bu satırlardan anlamak hiç de zor değil.
Belki o zamana kadar beraber yol yürüdüğünü düşündüğü
Mustafa Kemal
’in telaffuz ettiklerine uygundu bu düşünceler.
Ancak 1924 yılında vefat eden
Ziya Gökalp
’in yaşamış olsaydı bu düşüncelerinden vazgeçip diğer birçok kişi gibi akışa mı teslim olacağı yoksa tamamen farklı bir yöne rota çeviren
Cumhuriyet nezdinde dışlanmış mı olacağını bilemeyiz, ama bu metinler arasındaki açık farkı görebiliyoruz.
Belki bu yüzden Ziya Gökalp’in kült eseri olan
Türkçülüğün Esasları
1923’teki ilk baskısından sonra 1939 yılına kadar ne devlet ne de özel yayınevlerince hiç basılmamış, 1939 yılında ise
Reha Oğuz Türkkan
’ın gayretleriyle az sayıda basılmış, sonra tekrar diğer bütün kitapları gibi 1950 yılına kadar hiç basılmamış, okunmamıştır.
Yukarıda naklettiğimiz sözleri muhtemelen onu Cumhuriyetin şekillenmiş olan ideolojisi nezdinde makbul olmaktan çıkarmıştır.
Cumhuriyetin Türkçülükten anladığının ne olduğu ise
Afet İnan
’ın DTCF’ndeki antropolojik çalışmaları kapsamında
Türk ırkını tespit için yaptığı kafatası incelemeler
inde iyice belirginleşecektir.
Mustafa Armağan
’ın
konuyla ilgili bir yazısında (Akit, 22 Mayıs 2022)
dikkat çektiği gibi bu kafatası incelemelerinin neticesinde Türk ırkının bizatihi Âri ırk olduğu sonucuna varılmıştır.
Zaten yola bu sonuca çıkmak için çıkılmış olduğunu söylemeye gerek yok tabii.
Yani bildiğiniz Avrupalı Âri ırk Türk’ün atası olarak tescil edilmeye çalışılmıştır.
Bu da sarı saçlı mavi gözlü Mustafa Kemal’in fizik yapısına uygun göründüğü için çok da sempatik gelmiştir ilk anda.
O yüzden kendi kızına “
Âri
” ismini koyacak kadar bu işi ciddiye almış olan Atatürk’ün manevi kızı
Afet İnan’ın 1. Türk Tarih Kongresi’ndeki
şu sözleri resmi bir kabul görmüş veya belki resmi görüşün tercümesi olmuştur:
“Bugünün Türk çocukları (…) 400 çadırlı bir aşiretten (yani Osmanlı’dan) değil, on binlerce yıllık, Arî, medenî, yüksek bir ırktan gelen, yüksek kabiliyetli bir millettir.”
Bu sözleri ve Türklük üzerine bu tezi Ziya Gökalp içine sindirebilir miydi acaba?
Veya bugün Türkçülüğü bir şekilde benimsemiş herhangi bir insan bu sözleri ne kadar benimseyebilir? Türkçülüğü ırktan öte bir kültür bir millet hatta İslamcılık olarak tasavvur etmiş olan Ziya Gökalp’in Cumhuriyetin ideoloğu olduğu düşüncesini tekrar gözden geçirmek gerekmez mi?
Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026