Yazarlar ETO virüsü

ETO virüsü

Yavuz Fettahoğlu
Yavuz Fettahoğlu Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Son günlerde sosyal medyada dolaşan bir paylaşım saklı hazinelerimizden birini daha gün yüzüne çıkardı.
Tabii “kulaktan kulağa” gelen tüm yaşanmışlıklar gibi birkaç kusur da var içinde; örneğin hikayenin kahramanının ismi yok, “mübarek bir zat” olarak bahsediliyor. Halbuki o, nadide değerlerimizden Zat-ı Muhterem Hacı Cemal Öğüt Efendi.
Cemal Öğüt Hoca yakın tarihte yaşamış en kıymetli âlimlerden ve mütefekkirlerden biri. Üstad Necip Fazıl O'nu bir cümleyle şöyle özetliyor: “Dinî ve şer'î ilimlerde asrımızın en seçkin örneklerinden, Fatih Camii vaizi, 77 yaşında, 27 yaşındaki delikanlıdan daha genç Hacı Cemal Öğüt”… Kısacası ismini bilmemiz, tanımamız gerekiyor onu.
*
Bu değerleri iyi tanıyan, tüccar bir ailede yetişmiş her evlat, muhakkak hikâyeyi bir büyüğünden dinleyip, çok önemli dersler çıkarmıştır kendine…
Hikaye malûm; oldukça soğuk bir kış günü yoğurtçunun sokaktan üç kez geçmesi üzerine Hocaefendi kızını şöyle uyarıyor: “Sen fazla yoğurdu harcayacak yer bulursun zira adamcağız yoğurdunu satabilseydi bu soğukta sokaktan üç defa geçer miydi?
Ve kızı yoğurdu alıyor bu sözün üstüne…
Nasıl muazzam bir hassasiyet, nasıl muazzam bir yaklaşım… Fakat biz, yeni örneklerle bu tutumu yaşatabilecekken, maalesef yalnızca mazide kalan bu güzellikleri hatırlayarak romantik dakikalar yaşamakla yetiniyoruz…
*
Öylesine önemli bir hadise ki bu yaşanan; üzerine saatlerce konuşulabilir, sayfalarca yazılabilir ama ben, payıma düşen hisse üzerine dökülmek istiyorum cümlelere… Rızk ve vesile penceresinden bakmak istiyorum bu güzel örneğe.
Rızkı getiren keramet mübarekte mi; yoksa yoğurtçunun çabası mı?
Yahut önemi var mı? Rızkı veren Allah(cc) değil mi? Hiç şüphesiz öyle. Lakin ruhumuza yerleşen bir zamane virüsü bizi bu gerçekten öylesine koparıyor ki, mağrifeti çabaya, kerameti kula yükleyip sıyrılmaya çalışıyoruz imtihanlardan.
Oysa her şey sonsuz hikmet zinciri içerisinde cereyan ederken, yaratılmış her şey de ancak birer vesile olarak kalıyor bu kısa imtihan sürecinde… Sadece vesile teknelerine yüklenmiş sebepler ulaşıyor kıyılarımıza…
*
Bu kati gerçekten kopunca bizler, bünyemizde bir virüs gelişiyor. Bu virüs özellikle gençler üzerinde çok etkili… Adını “ETO” koydum. “Elimden Tutan Olmadı” virüsü. Vallahi komik değil, çok tehlikeli…
Her tür olumsuzluğu sürekli: “Benim elimden kimse tutmadı”, “Torpilimiz yok ki a'bi” serzenişine indirgeyen genç bir kitle büyüyor içimizde…
İman diyen, dava diyen fakat imanın ve davanın sahibinden değil de, yarattığı kuldan medet uman yeni modeller yetişiyor.
Şöyle bir düşünelim; kim kimin elinden tuttu?
Tutmadı. Biz öyle sandık.
Elimizden yalnız Allah(cc) tutabilir.
Torpil tutmaz. Dayı tutmaz. Yüksek mertebelerdeki mühim tanıdık da…
Bize torpil yapan dayıya kararı uygulatan da Allah(cc) değil mi?
Belki o büyük torpil sandığımız destek de korkunç bir imtihan?
Olamaz mı?
Çoğu zaman hiçbir şey göründüğü kadar mükemmel değil. Ve yine çoğu zaman, hüzünlenerek şahitlik ettiğin birçok şey, anlamlandıramayacağın mucizeler içeriyor.
Yani en güzel pozunu verdiğin an en zor anın; en kötüsü de en huzurlu olduğundur çoğu zaman…
Biliyoruz. Hepimiz yaşadık… Elinden tutan oldu mu?
Senin elinden tutan, özgür kılan, sana o delinmez haysiyet zırhını giydiren tek şey; her şeyi ama her şeyi devletten, iktidardan, yakini olduğun kartın sahibinden, özetle, tıpkı senin gibi aciz bir kuldan değil, mülkün ve hükmün mutlak sahibi Allah(Azze ve Celle)'tan geldiğine olan şartsız imanın.
Gayret senden, tevekkül de, lakin hüküm O'nun.
Yani anlayacağın; o yoğurtçu o gün, o soğukta, o saatte, orada olmalıydı. Çabalamalıydı. Bağırmalıydı. O mübarek de onu duymalı… Ama nihayetinde rızkı gönderen Allah(cc)'tı.
Göndermeseydi ne yoğurtçu, ne de mübarek suçluydu… Takdir oydu, “Devam!” diyecekti, biz de beklemeye, gayrete ve hayır bulmaya devam edecektik…
Yoğurtçu gibi ol. Soğuk olsun. Kimse bakmasın. Sen, kızmadan, üzülmeden, isyan etmeden gayrete devam et. Devam et ki; Rabbin Cemal'ini göndersin. Elinden sadece O tutsun.
Sen hep güçlü ol, özgür ol, dimdik dur.
*
Şafağa kurşun işlemez. Şafağa ateş değmez. Her gün yeniden doğar şafak. Aydınlatır, hiçbir karanlık engelleyemez.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.