MTO (Medeniyet Tasavvuru Okulu) Akademik Yaz Kampları’mız 30 Temmuz’da Çorum’da başlıyor. 15 Eylül’de Kocaeli’nde nihayete eriyor.
Bu yıl dört şehirde 10 akademik kampımız var.
Kamplarımız, derslerimizden ve 100 kitap listesindeki okumalarımızdan elde ettiğimiz birikimin ürünlerinin alındığı bir “hasat mevsimi” ve ruh dolu bir kardeşlik iklimi.
Bir yıl boyunca yaptığımız leziz dersler ve verimli okumalardan elde ettiğimiz birikimi 10 ayrı başlıkta kamplara girerek makaleler yazıyor ve onların sunumlarını yapıyoruz…
Türkiye’de benzeri olmayan, ülkemizin önünü açacak öncü bir çalışma bu.
Akademik hayatımıza ruh, entelektüel hayatımıza derinlik kazandıracak, MTO kamplar mevsimi başlıyor…
Kamplarımıza aile efradımızı ve çocuklarımızı da alıyoruz. Böylelikle leziz ve ruh dolu bir kardeşlik ortamı oluşuyor.
Bugün size kamplarımızı, hedeflerini ve ortamı anlatan, MTO yönetim ekibimizden Muharrem Kartancı Hocanın kaleme aldığı nefis bir yazıyla baş başa bırakıyorum.
***
Bugün insanlığın en büyük sorunu bilgi eksikliği değil; yönünü kaybetmiş bir zihin, anlamını yitirmiş bir hayat ve medeniyet iddiasını yitirmişlerin savruluşudur.
MTO Akademik Yaz Kampları, sıradan bir eğitim faaliyeti değildir. Birkaç konferans dinleyip dönülecek bir organizasyon hiç değildir. Bu kamplar; zihni uyandırmak, kalbi diriltmek, hafızamızı tazelemek ve çağın meydan okumalarına medeniyet perspektifinden yeniden cevap aramak için çıkılan bir yürüyüştür. Çağı tanıyıp; tanımadığımızı ilan etme yolculuğudur.
Bu yıl Çorum, Aydın, Erzincan ve Kocaeli’nde gerçekleştirilecek on ayrı akademik kamp; tarih felsefesinden bilim felsefesine, “Bilginin İslamileştirilmesi ve Sorunları” meselesinden yapay zekâya, Balkanlar’dan aileye, eğitimden hukuka ve sanat tasavvuruna kadar çağımızın en yakıcı meselelerini birlikte yeniden düşünme imkânı sunuyor.
İlk kampımız, 30 Temmuz–2 Ağustos tarihlerinde Çorum’da gerçekleştirilecek “Tarih Felsefesi” ile “Bilginin İslamileştirilmesi ve ‘Sorunları’” kampları…
Bu kampta sadece makaleler okunmayacak; metinler zihnimizi sarsacak, sunumlar ufkumuzu genişletecek, müzakereler bizi kendimizle yeniden yüzleştirecek. Yakın tarih, resmî tarih, medeniyet krizi, tarih felsefesi ve bilginin mahiyeti üzerine yapılacak her konuşma, hakikati yeniden arama çabasının bir parçası olacak.”
MTO’yu farklı kılan asıl husus, MTO’nun bereketi; aynı sofrada lokma paylaşabilmekte, aynı mescitte omuz omuza saf tutabilmekte, aynı yolda yürüyebilmekte ve gecenin ilerleyen saatlerine kadar hakikati konuşabilmektedir. Çünkü medeniyet sadece kitaplardan öğrenilmez; birlikte yaşanır, birlikte tecrübe edilir ve birlikte inşa edilir.
Ve bütün kamplarımızda Yusuf Kaplan hocamız, bu yolculuğun fikrî omurgasını ve kalbini oluşturan medeniyet tasavvurunu, sadece kürsüden yaptığı konuşmalarla değil; aynı sofrada paylaşılan bir lokmada, bir bardak çayın demindeki muhabbette, yürüyüş esnasında kurulan bir cümlede ve samimi sohbetlerde de bizlerle paylaşacak. Çünkü bazı hakikatler anlatılarak değil, birlikte yaşanarak anlaşılır. MTO’nun en büyük farklarından biri de işte bu yakınlık, bu muhabbet ve bu ortak yürüyüştür.
Bilgi, tefekkür, zihin açıcı sunumlar, makaleler vb. kamplarımızın geleneksel hâle gelen üçüncü günü yapılan ruh dolu, anlamlı; bir adımın, bir duruşun çok şeyler ifade ettiği ‘geziler’ ile zirveye ulaşıyor.
Hıdırlık’ta sahabe efendilerimizin aziz hatıralarını yâd edeceğiz. Dümdüz bir ovada tek bir tepede dimdik ayakta duran Kerebi Gazi Camii ve Türbesi’nde kurulan halkada birlik, beraberlik, kardeşliğimizi yaşayacağız.
Çorum Ulu Camii’nin asırlardır taşıdığı ilim ve irfan iklimini hissedeceğiz. Dünyanın en dar arastasında mekânı hiçleştiren dedelerimizin ufkunu keşfedeceğiz; Veli Paşa Hanı, Meydanı, Saat Kulesi vb. farklı okumalarla şehri, kendimizi tanıyacağız.
Şeyh Yavsi Camii’nde Ebussuud Efendi’yi rahmet ve minnetle anacak, İskilipli Atıf Hoca’nın kabri başında vefanın ne demek olduğunu yeniden hatırlayacağız. Ardından Akşemseddin Hazretleri’nin doğduğu Evlik Köyü’nde, bu toprakları mayalayan büyük ruhların izini süreceğiz.
Bu ziyaretler bir gezi değildir. Bunlar, medeniyet hafızamızı diri tutan, köklerimizle bağımızı güçlendiren ve yürüdüğümüz yolun anlamını yeniden hatırlatan duraklardır.
İskilip dolmasının ikram edildiği gönül sofrasında kurulacak dostluklar, Çorumlu Obası’nın sıcak ikliminde yapılacak sohbetler ve Yusuf Kaplan hocamızın kamp boyunca sürecek değerlendirmeleri, yıllar sonra hafızamızda en canlı kalan hatıralardan biri olacaktır.
Yıllar sonra geriye dönüp baktığınızda, “Hayatıma istikamet veren günlerdi.” diyebilmek, belki de bu dört günün en büyük kazancı olacaktır. Çünkü bazı yolculuklar insana sadece bilgi kazandırmaz; istikamet kazandırır, şahsiyet kazandırır ve dava kazandırır.
Onun için dünya telaşını birkaç günlüğüne ertelemeye değer.Belki de bu çağrı… tam da sana…
Sessiz…
İçten…
Samimi…
‘Kendin’ olmaya…
MTO, bir okul değildir. MTO, birlikte yürünen bir medeniyet mektebidir.


Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.