Milyonların sevgilisi olan DJ Mehmet Akbay, yani Gezegen Mehmet'in hayat hikayesi bu kadar da olmaz denilecek dramlara sahne olmuş. Gezegen'in, hayatını anlattığı kitabı “Mehmet'in Gezegeni- Gemileri Yaktım”da parçalanmış çocuk kalbine şahitlik edeceksiniz.
Kral Radyo'nun ele avuca sığmaz DJ'i olarak tanıdık Mehmet Akbay'ı, yani Gezegen Mehmet'i. Şeytan tüyü olan Gezegen, bir anonsuyla konser alanlarını hınca hınç dolduruyor, deprem mağdurlarına yardım için 20 milyon YTL topluyor, taksilerin kornalarına aynı anda bastırıyor. Tanındığı an hemen etrafında bir çember oluşuyor. Öyle ki bir konser alanında ezilmemek için, o önde, hayranları arkasında koşan ilk DJ herhalde Gezegen oluyor. Bu parıltılı hayatın altında ise bambaşka bir hikaye yatıyor. Dökülen sırların arasından Gezegen'in parçalanmış çocuk yüreğini görmeniz olası. Mehmet Akbay hayat hikayesini, samimi itiraflarda bulunduğu, Selis Yayınları'ndan basılan kitabı “Mehmet'in Gezegeni- Gemileri Yaktım”da anlatıyor.
Mehmet bir aşk evliliği sonucu Antep'te doğuyor. Evlenmesine izin verilmeyen anne babası açlık grevi sonucu kavuşuyor birbirine. Ama Mehmet'in doğumu ve sürekli ağlaması henüz çok genç olan annesinin sinirlerini alt üst ediyor. Mehmet'in vücudu yediği dayaklar ve annesinin ısırıklarından dolayı mosmor ve yaralar içinde. Hatta bir gece babası, Mehmet'i boğmak üzereyken annesinin elinden zor alıyor. Çalışmak için İstanbul'a giden aile bir gün “bakamıyoruz” diye Mehmet'i Antep otobüsündeki tanımadıkları bir aileye emanet edip babannesi ve dedesine gönderiyor. O günden sonra babannesini anne, dedesini baba biliyor Mehmet. Anne babası da ayrılıyor birbirinden. Yıllar sonra babası tekrar evlenmiş olarak Mehmet'i yanına alıyor ama burada da gün yüzü göstermiyor. Sevgiden şefkatten mahrum büyüyen Mehmet bir keresinde bir kutu ilaç içip intihar etmeye bile kalkıyor.
Mehmet çalışma hayatına ilk olarak bir gelinlikçide çırak olarak başlıyor. Daha sonra marangozluğa geçiyor. Yıllarca parasızlıkla mücadele eden, han ve kahve köşelerinde, farelerle, tahta kurularıyla uyuyan Mehmet'in radyoyla tanışması bir radyoya DJ kabini yapmasıyla oluyor. Bir gün doğan bir boşluğu doldurmak için mikrofon başına Mehmet geçiyor ve bir daha da ayrılmıyor çünkü programı başladığında radyonun telefonları kitleniyor. Bent yıkıldıktan sonra suyun önü alınamaz, Mehmet'in de başlayan yükselişi onu İstanbul'a sürüklüyor. Kral FM'de de kısa sürede zirveye oturuyor. O dönemde Büyükşehir Belediye Başkanı olan Recep Tayyip Erdoğan'la dostluğu bir konser organizasyonu ile başlıyor. Bugün Gezegen “özel radyoculuğun piri” olarak tanınıyor. Her yerde hayranları var. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan bile makam aracında Gezegen'in programını dinliyor.
Gezegen işe başlayacağını sanarak Kral FM'e gelmiş. Çünkü demosunun beğenildiği söylenmiş ona. Radyolardan sorumlu Harun Bey'le görüşebilmek için tam 20 gün kapıda beklemiş. Gezegen Harun Bey'le konuşmasını şöyle anlatıyor: “Bir gün, güvenlikçilerden biri kulağıma eğildi: “Kardeş, bak şu karşıdaki adam Harun Bey, gördün mü?” Daha lafını bitirmemişti… Koluna yapıştım: “Harun Bey, Ben Gezegen Mehmet, size bir demo göndermiştim. Her şeyi bıraktım buraya geldim, beğenmişsiniz ama..” “Aaa o sen misin? Güzeldi demo!” Eee… Bu kadar mı? O ana kadar ben zannediyorum ki Harun Bey'le görüşeceğim ve hemen işe başlayacağım. Harun Bey yüzüme baktı:“Ben beğendim dedim, gel demedim ki. Biz şu anda eleman almıyoruz!” Yığılıp kalacaktım oraya. Ama o anda Harun Bey'i tuttuğumu ve kendime doğru çevirdiğimi hatırlıyorum. “Harun Bey, benim için ölüm kalım meselesi. Lütfen bana bir şans verin!” Gözlerini açtı ve “Süper FM için sana söz veremem ama City FM var. (Şu anki Joy Türk) Hafta sonları gel, seni orada deneyelim. Ama para-mara veremeyiz…” Sonradan anlattığına göre, o gün benden çok korkmuş. Öyle ya çaresiz insanların ne yapacağı hiç belli olmaz. Gemileri yakmışım ben.. Hem de kaç kez…






