Garip inançları vardır Bizans'ın. Bu inançları yüzünden oldukça enteresan faaliyetlerde bulunmuşlar, sütunlar dikmişler, anıtlar yapmışlar ve bunu yüzyıllarca sürdürmüşlerdir. Bunlardan günümüze kadar gelen Bizans'ın tılsımlı sütunları, hâlâ İstanbul'da en ilgi çeken ve en çok ziyâret edilen anıtlar arasında. Kentin belirli yerlerine dikilen bu anıtlar, hem şehre sembol oluyor, hem de şehri bâzı musibet ve belâlardan koruyordu onlara göre.
Bizans İmparatorlarından Yanko, Vezondan ve Konstantin dönemlerinde İstanbul'un imarına önem verilmiş, değişik ülkelerden getirilen mühendis, mimar ve sanatkârlara, şehri her türlü beladan korumak maksadıyla anıtlar ve tılsımlı sütunlar yaptırılmıştı. 27 tane olan bu tılsımlı sütunlardan en meşhur 16 tanesinden bahsedeceğim bu hafta. İşte size Bizans'ın inancına göre İstanbul'u koruyan tılsımlı anıtlar:
Tekfur sarayındaki tunçtan bir İfrit heykeliydi. Bu heykel yılda 1 kez etrafına ateş saçarmış. Bu ateşten bir kıvılcım alabilen çok sağlıklı olur, hiç hastalanmaz ve ölene dek genç kalırmış. Gençlik iksiri yâni.
Koca Mustafa Paşa Altımermer'de idi. Altı tane mermer sütunun her biri, eskiden yaşamış olan bilginler tarafından yaptırılmıştı. Bunlardan birinin üstünde sürekli vızıldayan bir sinek resmi vardı. Şu an ihtimal ki sinek öldü.
Sultanahmet meydanındaki siyah renkli Burmalı Sütundur. 3 başlı ejderha, ya da birbirine dolanmış 3 yılan şeklindedir. Yılanların başlarındaki 3 ayaklı kazan, İstanbul'a getirilmeden önce çalınmıştı Foçalılar tarafından. Yılan kafaları ise Osmanlılar tarafından yok edildi. Ne de olsa canlı heykeli İslâm dininde yasak. Bu konuda efsâne de çok. Kafalardan birini İstanbul patriği kırmış, bir diğerini Fâtih gürzüyle ezmiş, bir diğerini de bir yeniçeri kılıcıyla uçurmuş vs. Yılanların kafaları kopunca tılsım bozulmuş. Ve İstanbul'da daha önce hiç görülmezken birdenbire akrepler, yılanlar ortaya çıkmış.
Saraçhânede Büyük Pozantin'in kızının mezarı üzerindeydi. Kıztaşı diye bilinen bu tılsımlı sütun, imparatorun kızını yılanlardan, çıyanlardan ve karıncalardan korumak için dikilmişti. Fakat yine kendisi için yapılmış olan Kız Kulesinde otururken, bir üzüm sepeti içine gizlenmiş olan ve üzümlerle beraber Kızkulesi'ne gelen zehirli bir karayılanı tarafından öldürüldü. İmparatorun kızını ne sütun koruyabildi, ne de kule. Esâsen Kıztaşı ismini taşıyan 3 sütun vardı Bizans'ta. Biri halk arasında yanlışlıkla Kıztaşı diye isimlendirilen İstanbulun 4. tepesi Fâtih'te bulunan şimdiki Kıztaşı, ikincisi 5. tepe olan Sultan Selim Civârındaki sütun.
Çemberlitaş Tavukpazarındaki sütun. Kırmızı renkli som mermerden yapılmış olan sütunun, hânedânı kötülüklerden, hastalıklardan ve fesattan koruduğuna inanılırdı. Hz. İsa'nın çarmıha gerildiği haçın, çemberlitaşın altında olduğuna inanılır. Bizans imparatoru Konstantin, İstanbul'u îmâr ederken, bu sütunu Roma'dan getirtmiş, üzerine de kendi heykelini koydurmuştu. Heykelin başında, ( Hristiyan inancına göre ) Hz. İsa'nın çarmıha gerildiği esnâda kullanılan 7 çiviyi simgeleyen 7 sivri uçlu bir taç vardı. Newyork'ta bulunan Özgürlük Heykeli'nin başındaki tâcın 7 sivri ucu da Hz. İsa'nın çarmıhtaki çivilerini simgeliyor olabilir mi?
Sultanahmet Meydanında, Milyobar (Örme Sütun ya da diğer adıyla Konstantin Sütunu) denilen bir anıttır. Bir zamanlar 300 bin taştan yapılmış olan bu sütunun tepesinde çok güçlü bir mıknatıs varmış. Bu mıknatıs İstanbul'u depremlerden korurmuş.
Zeyrek'te Hz. Yahya Kilisesi bitişiğinde idi bu mağara. Her sene kışın Zemheri geceleri olunca Koncoloz denilen cadılar bu mağaradan çıkarak arabalara binip şehrin sokaklarında dolaşırlarmış. Cadılar Bayramı hâlen Hıristiyanlarca kutlanır.






