HayatManeviyatımız müebbet olsun

Maneviyatımız müebbet olsun

Darülecezeler, cezaevleri, hastaneler ve öğrenci yurtlarında danışmanlık hizmeti veren manevi rehberler, dini ve psikolojik sorunlara çözüm arıyor. Darüleceze sakinleri bu hizmetle hayata yeniden bağlanırken cezaevindeki mahkumlardan en çok müebbet hapis cezası alanlar büyük bir pişmanlık duyarak dine bağlanmaya çalışıyor. Hastanelerde ise hastalar ilaçların helal olup olmadığını önemserken yurtlardaki öğrenciler de en çok zihin açıklığı, haramdan sakınma ve iç huzur ile ilgili konularda manevi rehberlerin kapısını çalıyor.

Aylin İzmirYeni Şafak
 Darüleceze sakinleri bu hizmetle hayata yeniden bağlanırken cezaevindeki mahkumlardan en çok müebbet hapis cezası alanlar büyük bir  pişmanlık duyarak dine bağlanmaya çalışıyor
Darüleceze sakinleri bu hizmetle hayata yeniden bağlanırken cezaevindeki mahkumlardan en çok müebbet hapis cezası alanlar büyük bir pişmanlık duyarak dine bağlanmaya çalışıyor

Hayatın yükünü omuzlarında taşıyan farklı yaşlardaki insanların hem bu yükünü azaltmak hem de daha güçlü olmalarını sağlamak için onların dertlerini dinleyen çözüm yolu öneren manevi rehberlerle bir araya geldik. Kimi öğrenci yurtlarında kimi huzur evlerinde kimi hastanelerde kimi ise cezaevindekilere manevi rehberlik yapıyor. Bu kişiler memleketinden uzakta tek başına ayakta kalmaya çalışan öğrencilere ‘dürüst ve ahlaklı’ bireyler olarak hayata atılmaları için yol gösterirken, ömrünün son günlerini yatağında geçiren hastaların zor günlerinde yanlarında olup hem hasta yakınlarına hem de hastalara manevi olarak destek veriyorlar. Annesini, babasını, arkadaşını öldürmüş ve bir anlık öfkenin karşılığında ömrünü hapishanede geçirenlerin de yine iç hesaplaşmalarını yaparlarken yanlarında olan tek dostları manevi rehberler oluyor. Huzur evinde ömrünün son baharını yaşayan yaşlılara ise geçmişlerini sorgulamak yerine bu günleri nasıl mutlu ve huzurlu geçireceklerine dair tüyolar vermeye çalışıyorlar. Kimseyi yargılamadan, sorgulamadan insanların sadece yaşam kalitelerini yükseltmek için bu çalışmayı yürüten manevi rehberler, buradan hayata dair kendilerinin de pek çok alanda beslendiklerini söylüyor.

REKLAM

Hastalıklarını ceza olarak görüyorlar

İki buçuk yıldır Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde manevi rehberlik yapan Aysun Özkan, din psikolojisi alanında yüksek lisans yapmış ve manevi rehberlik üzerine tez çalışmış. İnsanların en sıkıntılı ve zor anlarında onların yanında olmak istediği için bu görevi yerini getirdiğini ifade eden Özkan, "Hastanenin bütün servislerinde hizmet veriyoruz. Onlara hastalıklarını anlamlandırma ve başa çıkma yöntemleri konusunda yardımcı oluyoruz. Daha çok uzun süre tedavi gören kronik hastalarımız, cerrahi servislerinde şiddetli ağrısı olanlar, nöroloji servislerinde yatan inme veya felç geçirenlerle kemoterapi hastalarımız ve çocuk servislerindeki annelerimiz bize başvuruyor. Kanser tedavisi gören hastalarımız daha çok 'Neden ben?' sorusunu sorarken anne ya da babası hasta yatan çocuklar ise 'Babam ne yapmış olmalı ki bu durumu yaşıyor' türünden tepkilerle anne ya da babasının kötü bir insan olabileceği düşüncesine kapılıyorlar. Hastalıklarını bir ceza olarak görenler de oluyor" şeklinde konuşuyor.

REKLAM

İlaçlar helal mi hocam?

Hastalık dönemlerinde insaların manevi yönelimlerinin hayli arttığını söyleyen Özkan, "Zaten manevi yönelimi yüksek olan bir toplumuz ama buna dindarlık diyemeyiz tabi. Hastalarımız bu dönemlerinde daha çok dua ettiklerini söylüyorlar. Genelde Kur'an cüzleri dağıtıyorlar. Yatalak olan hastalarımız özellikle nasıl abdest alıp namaz kılabileceklerini soruyor. Oruçla ilgili ve dinen helal olmayan ilaçların kullanımıyla ilgili sorular da en çok bize yöneltilen sorular arasında" diyor.

  • Harama giderken vicdanım sızlıyor
  • Fatih Kredi Yurtlar Kurumu'nda manevi rehberik yapan Havva Irmak, yurda gittiği ilk zamanlarda bazı öğrencilerden tepki aldığını söylüyor. Öğrencilerin kendisini tanıdıkça sevmeye başladığını söyleyen Irmak, yurttaki öğrencilerin en çok yalnızlıktan şikayetçi olduklarını belirtiyor. Öğrencilerle en çok yemek saatlerinde bir araya gelmeye çalışan Irmak, "Öğrenciler en çok adaptasyon sorunu yaşıyor. Çoğu sevgi ve yardım bekliyor. Örneğin bir öğrencimiz yurt parasını yatıramamıştı. Ben de elimden geldiğince çevremi haberdar ederek bu tür sıkıntıları yaşamış öğrencilerimize yardım etmeye çalışmıştım. Onlar için burs imkanları da araştırıyoruz. Bunlar bizim vazifemiz değil ama onlara her konuda destek olmaya çalışıyoruz" şeklinde konuşuyor.

Zihin açıklığı için ne okumalıyım?

REKLAM

Öğrencilerin hepsinin farklı bölümlerde okuyup farklı dünya görüşlerine sahip olduğunu da sözlerine ekleyen Irmak, "İlk etapta benim kendilerine sadece din eğitimi vereceğimi zannetmişlerdi. Oysa biz birilerini dindarlaştırmak için burada bulunmuyoruz. 'Allah'a inanmıyorum' diyen biri bile benden maddi destek bekliyor. Bir öğrencimiz bir keresinde 'Hocam, harama giderken vicdan azabı çekiyorum. Nasıl arınabilirim?" diye sormuştu. 'Allah'a kendimi yakın hissedebileceğim yollar arıyorum' diyen de oldu. Sınav haftalarında en çok 'Zihin açıklığı için ne okuyalım?' diye soruyorlar örneğin. Kimiyle ise akademik kariyer planları yapıyoruz" diyerek devam ediyor: "Ben genellikle öğrencilerimize kendilerini manen tatmin edebilecekleri alanlara yönelmeleri gerektiğini söylüyorum. Gittiğim özel gönüllü projelere onları da çağırıyorum" diyor.

REKLAM

Hatalarının farkına varıyorlar

3 Yıldır cezaevlerinde manevi rehberlik yapan Ömer Yaşkabak, mahkumların kendisine gelerek pek çok soru sorduğunu ve sohbetlere katıldıklarını dile getiriyor. Şu an Maltepe Cezaevi'nde görev yapan Yaşkabak, "Cezaevinde Kuran-ı Kerîm öğrenmek isteyen tutuklu ve hükümlü kardeşlerimize dilekçelerine istinaden tamamen gönül esasına dayalı Kuran-ı Kerîm öğretiyoruz. Ayrıca periyodik olarak bütün koğuşları ziyaret ederek ordaki kardeşlerimizle sohbet ediyor ve onların sorularını cevaplamaya çalışıyoruz. Bu ziyaretlerimizde onlara insanların hata yapabileceğini ancak Allah'ın gerçekten pişman olanları affedeceğini ve buradan çıktıktan sonra hayatının geri kalan zamanında iyi bir insan olarak daha huzurlu ve mutlu bir hayat yaşayabileceğini söylerek onlara moral vermeye çalışıyoruz. Genel olarak bize karşı tutumları iyi ve bu da bizleri mutlu ediyor. Bizim buradaki amacımız kardeşlerimizi hayata ve topluma kazandırabilmek" diyerek devam ediyor: "Müebbet hapis cezası alanlar sohbetlerimize oldukça katılım sağlıyor. Onlar daha çok namaza sarılıyor ve işledikleri suçtan pişmanlık duyuyor. Hatta aralarında 'İyi ki buraya düşümüşüm de Kur'an'ı Kerim'i öğrenebildim, hatalarımın farkına vardım, dinimin ne olduğunu anladım' diyenler de oluyor. "

REKLAM

Yıllar sonra suskunluğunu bozdu

Darülecezede manevi rehberlik yapan Birsen Kapıcıoğlu, bu hizmetle birlikte pek çok yaşlı kimsenin hayata yeniden tutunduğunu söylüyor. Yaşlılarla bir araya geldiklerinde daha çok sabır, şükür ve hoşgörü gibi konularda sohbetler gerçekleştirdiklerini söyleyen Kapıcıoğlu, "Darüleceze sakinleri kozmopolit bir yapıya sahip. Geçmişte sanatçı olan ve yaşadıklarından pişmanlık duyan kimseler de bulunuyor. Onlar genellikle yalnızlıklarını duaya sarılarak gidermeye çalışıyorlar" şeklinde konuşuyor. Manevi rehberlik hizmeti sonucunda hiç konuşmayan bir teyzenin konuşmaya başladığını ifade eden Kapıcıoğlu, "Nafiye teyzemiz önceden sadece örgü örer ve kimseyle konuşmazmış. Teyzemiz onunla birebir iletişim kuran rehberimiz sayesinde artık başka kimselerle arkadaşlık kurmaya başlamış. Çocukluğundan beri Darüleceze'de kalmış bir Ayşemiz var. Beni gördüğü anda boynuma sarılıyor. Bir de Mary teyzemiz var. O önce bize tepki gösterirken şimdi yanımıza koşa koşa geliyor" şeklinde konuşuyor.

REKLAM

Para isteme alışkanlıklarını bıraktılar

Gelen misafirlerden para isteme alışkanlığı olan kimselerin bu alışkanlığı bıraktığını ifade eden Kapıcıoğlu, "Yaşlılarımızın çoğunun psikolojik sorunları oluyor. Bu nedenle bazen ilginç sorular sorabiliyorlar. Yaşlılarımız özellikle ahir ömürlerini imanlı bir şekilde tamamlamak istiyorlar. Bu nedenle ibadet noktasında onlara yardımcı oluyoruz. Daha çok zikir çekiyoruz. Onlara asla 'anne ve baba hakkı' temalı vaazlar vermiyoruz. 'Nerelisin?' diye bile sormuyoruz. Onlara hassas davranmaya çalışıyoruz. Onlarlayken empati kuruyorum. Karşılıklı olarak birbirimizden çok şey katıyoruz" ifadelerini kullanıyor.

REKLAM
En küçük taviz yok
Gündem

En küçük taviz yok

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Afrin operasyonundan sonra Türkiye’yle müzakere masasına oturmak isteyen ABD’ye, “Söz elbette değerlidir. Fakat biz sahada ne olup bittiğine bakarız. Yani hem müzakere eder, hem operasyonlarımızı sürdürürüz” karşılığını verdi. Erdoğan, Türkiye’nin asıl hedefinden ise en küçük taviz vermeyeceğini söyledi.


Erdoğan, AK Parti’nin Ankara İl Kongresi’nde şu mesajları verdi: “Bize dostluk gösterene, yüreğimiz de kollarımız da açıktır. Bize husumet besleyenin, istiklal ve istikbalimizi tehdit edenin ise ne kimliğine ne cesametine bakarız. Allah’ın yardımı, milletimizin cesareti, dostlarımızın duasıyla ezer geçeriz, hiç bu işin şakası yok.”

Yerli ilacı kim istemiyor
Hayat

Yerli ilacı kim istemiyor

Türkiye, savunma başta olmak üzere birçok sektörde yerli atılımı yaparken ilaçta tersi yaşanıyor. Yerli firmalar kapandı, ilaç pazarı ABD'li ve Avrupalı firmaların eline geçti. İlaca yılda 25 milyar lira harcayan Türkiye’de en çok ciro yapan ilk 100 ilacın 95’i ithal.


Yerli ilaca darbe, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’nun (TİTCK) 2016’da yerli üretime desteği kesmesiyle indi. Hatta yabancılar aynı ilaca iki farklı hastalık için ayrı ruhsat alabilirken yerli firma ruhsat almakta zorlanıyor. Ruhsat öncesi istenen paralar ve TİTCK’e ödenen danışmanlık ücretleri de yerli üreticiyi vuruyor. Yerli şirketler ya kapanıyor ya da fason üretime geçiyor.


Yerli üretim durunca yabancı firmalar ilacı piyasadan çekiyor veya fahiş zamlar yapıyor. Mestino isimli ilaç ilginç bir örnek. İthalat özendirilince üretim İsveç’e taşındı. Fiyatı da 11 liradan 300 euroya fırladı.

IMF Türkiye’yi durdurmak istiyor
Ekonomi

IMF Türkiye’yi durdurmak istiyor

IMF, 2017 yılında dünyanın en hızlı büyüyen ülkesi olan Türkiye’yi durdurmak için harekete geçti. Türkiye ekonomisinin aşırı ısınma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu iddia eden IMF faiz şantajı yaptı: Türk Lirası'ndaki değer kaybı, artan talep ve maliyet baskısı enflasyonu yükseltiyor. Merkez Bankası'nın daha fazla faizi arttırmaması durumunda enflasyon tek haneli rakamlara düşmez.
MHP: Milli mutabakatın oyu yüzde 65
Gündem

MHP: Milli mutabakatın oyu yüzde 65

MHP Genel Başkan Yardımcısı Celal Adan, "Milli mutabakatın bugün Türkiye'deki oyu yüzde 65'tir. Dolayısıyla bugün, milletimizin birliğine kast edenlerle omuz omuza olanların seçimlerde hüsrana uğrayacağını görmüş bulunmaktayız" dedi.
'Memati' ünlü dizinin kadrosunda yer alacak
Hayat

'Memati' ünlü dizinin kadrosunda yer alacak

Kurtlar Vadisi'nde canlandırdığı "Memati" karakteriyle tanıtan Gürkan Uygun, Mehmed Bir Cihan Fatihi dizisinin kadrosuna katıldı. Dizi için imajını değiştiren Gürkan Uygun'u görenler şaşırdı.