Hayat Türk tarihine ışık tutacak 19 satır Okunan her kelime Türk dili için değerli

Türk tarihine ışık tutacak 19 satır: Okunan her kelime Türk dili için değerli

Şu sıralar kültür dünyasının en önemli gündemi Moğolistan’daki kazı çalışmaları ile ortaya çıkan Göktürk Devleti’nin hükümdarları Bilge Kağan ile Kül Tigin’in babası İlteriş Kağan’a ait yazıtın keşfi. 19 satırdan şimdilik 12 satırı okunabilen yazıt, Türk dili ve tarihi için hayati öneme sahip. “Türk” adının ilk kez geçtiği Göktürk döneminin en eski yazıtını Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun, Prof. Dr. Mehmet Ölmez ve Prof. Dr. Ali Ahmetbeyoğlu ile konuştuk.

Abone Ol Google News
Halil Solak Yeni Şafak
Türk tarihine ışık tutacak 19 satır: Okunan her kelime Türk dili için değerli
Arşiv.

Moğolistan’ın Ötüken bölgesinde yürütülen bilimsel kazı çalışmalarında Göktürk Devleti’nin hükümdarları Bilge Kağan ile Kül Tigin’in babası İlteriş Kutluğ Kağan’a ait külliye ve yazıt keşfi Türk dünyasında büyük bir sevinç yarattı.

Uluslararası Türk Akademisi ile Moğol Bilimler Akademisi Arkeoloji Enstitüsü iş birliğiyle gerçekleştirilen kazıya dair Akademi başkanı Darhan Kıdırali’nin paylaştığı ilk bulgulara göre, yazıt 70 santimetre yüksekliğe ve 19 santimetre genişliğe sahip. Yazıtın her iki tarafında da metin yer alıyor. Yazıtın ön tarafında bulunan 19 satırdan şimdilik okunabilen 12 satırda yer alan kelimeler şöyle: “İnek yılının dokuzuncu ayı”, “tanrı oğlu”, “Kutlug Kağan: Türk”, “erkek çocuklarım, köz”, “bizim güzel”, “etdim: bizim yabancı erler”, “yerde”, “tümen: on bin”, “işimi gücümü ver”, “tayin ettim (unvan verdim)”, “tamamı eşitti”. Peki bu yazıtın bulunması Türk dili ve tarihi açısından ne anlama geliyor? Eski Türk dili ve tarihi üzerine önemli araştırmalarda bulunan Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun, Prof. Dr. Mehmet Ölmez ve Prof. Dr. Ali Ahmetbeyoğlu’na sorduk.

SEVİNCİNİ MESLEKTAŞLARI VE ÖĞRENCİLERİYLE PAYLAŞTI

“Türk Kağanlığı ve Türk Bengü Taşları” kitabının yazarı Prof. Ercilasun, keşif haberini aldığında çok sevindiğini belirtiyor: “Satırların sadece üst bölümleri olsa da yazılı bir metnin bulunmuş olması çok önemlidir. Tunyukuk anıtının

tarihini 720 civarı olarak düşünürsek 30 yıl kadar geriye gitmiş oluyoruz. Çünkü İlteriş Kutlug Kağan 690 yılı civarında ölmüştür.”

Prof. Ölmez ise hâlâ birçok soru, bilinmezlik içeren, elimizde toplam 1000 kelimeden de az bir söz varlığı olan yazıtların öğrenilmesine, araştırılmasına büyük bir katkı olacağı için çok sevinip heyecanlandığını ve haberdar olduğum anda da meslektaşlarına ve öğrencilerine duyurduğunu ve basın açıklamalarını takip ettiğini söylüyor.

Arkeolojik çalışmalarda bir külliyenin ortaya çıkartılması ve kurganlarda çok kıymetli eserlerin bulunmasının beklenmedik derecede bir sürpriz olduğunu belirten Prof. Ahmetbeyoğlu ise haberin özellikle eski Türk tarihi ve kültürü ile uğraşan, bu mevzulara ilgi duyan herkesi tarifsiz duygulara sevk edip sabırsız bir bekleyişe ittiğini söylüyor.

Prof. Dr. Mehmet Ölmezn
Prof. Dr. Mehmet Ölmezn

TAMAMI BULUNMUŞ OLSAYDI…

“Eğer yazılı metnin yer aldığı gövdenin tamamı bulunmuş olsaydı bu keşif, Köl Tigin, Bilge Kağan ve Tunyukuk anıtlarının keşfinden daha önemli olacaktı” diyen Ahmet Bican Ercilasun’a göre İlteriş Kağan adına da bir anıt dikilmiş olması ve orada bir metnin yer alması, dilimizi de, edebiyatımızı da, Köktürk yazısını da 7. yüzyılın sonlarına götürmüş oluyor: “Yeni metinde okunan her kelime Türk dili için değerlidir. Demek ki Türk, kutlug, kagan, tümen sözleri 690’larda da varmış. Biz kesin olarak onların var olduğunu düşünüyorduk ama şimdi belgelenmiş oldu. Başlangıç dönemleri için 30-40 yıl önemlidir” diyen Ercilasun, yeni keşfin, anıtlık (kompleks) ve yazılı taş geleneğinin sürekliliğini de gösterdiğini belirtiyor.

KAĞANLIK SÜLALESİNE AİT BİR YAZIT ALANI

Bir dilin en eski dönemine ait her türden, en ufak kısa bir metin, yazıt dahi büyük önem arz ettiğini vurgulayan Prof. Mehmet Ölmez, keşfin önemini şöyle anlatıyor:

“Yeni bulunan yazıt alanı görünüş itibariyle yönetici, kağanlık sülalesine ait bir yazıt alanıdır. Bunun yarısı hâlâ toprakta gömülü bulunan “sunak taşı”ndan çıkartabiliriz. Benzer taşlar Kül Tégin ve Bilge Kağan yazıt bölgelerinde de görülebilir.

Yine yarısı toprağa gömülü vaziyette bulunan dağ keçisi suretli taş parçası da bu yazıt alanının kağanlık sülalesine ait olduğunu gösterir. Büyük bölümü kopuk olan yazıtın okunabilen kısımlarından ‘Kutlug Kagan’ sözü açık bir şekilde okunsa da devamı çok açık değildir.”

İHTİYATLI DAVRANMAK GEREKİYOR

Yazıtın daha büyük olan kısmının kayıp olduğunu ve bu sebeple de bütüne ilişkin konuşmanın erken olduğunu söyleyen Prof. Ölmez’e göre, şimdilik ihtiyatlı davranmak gerekiyor:

“Yazıtta Elteriş adı (unvanı) geçmez. Bu sebeple burada söz konusu olanın ikinci Türk kağanlığının ilk kağanı olan Elteriş – Kutlug Kağan olduğu konusunda ihtiyatlı davranmak gerekir. Araştırma ekibinin yer verdiği 12 satırlık metne göre (her satırda 2-3 söz yer alır) ilk defa bir Türk yazıtında ‘Tengri Oglı’ (göğün oğlu) sözü de geçer. Daha önce bu sözün muadili olan Çince tensi (tian-zi) Tunyukuk yazıtında bir yer adı olarak geçerdi. Yine yazıtta bir kez Ud Yıl (sığır yılı) geçer ki 682 -744 yılları arasındaki II. Türk Kağanlığı döneminde söz konusu yılın geçme ihtimali altı defadır: 677, 689, 701, 713, 725, 737. Yazıt işte bu tarihlerden birisinde dikilmiştir. Kayıp olan daha büyük parçası bulunup konu daha açık hale gelmedikçe veya bu tarihleri destekleyen Çince bir tarih bulunmadıkça tam olarak hangi yıla ait olduğunu söylemek şu an mümkün değildir. Eğer yazıt söz konusu “sığır” yıllarından ilk üçünden birisine denk gelirse, bilinen öteki Türk yazıtlarından daha eski bir yazıtla karşı karşıyayız demektir.”

26 EYLÜL’DE BURSA’DA AÇIKLANACAK

Ölmez’e göre bu keşif, saha çalışmaları yapılmaya devam edilirse ikinci Türk kağanlığına ait daha başka ve kısıtlı bilgilerimize yeni bilgiler katacak Türk yazıtlarının bulunmaya devam edeceğini gösteriyor.

Akademi başkanı Darhan Kıdırali, yaptığı son açıklamada sürekli yeni bilgi ve bulgulara ulaştıklarını, kazılar neticesinde ulaştıkları nihai sonuçları 26 Eylül’de Bursa’da açıklayacaklarını belirtti.

Türk milleti kendini esaretten kurtardı

Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun, İlteriş Kağan’ın Türk tarihindeki konumunu şu sözlerle anlatıyor: “İlteriş Kutlug, başkomutanı ve başdanışmanı Bilge Tunyukuk ile birlikte Türk milletini 50 yıllık Çin tutsaklığından kurtaran hükümdardır. Köl Tigin anıtında tutsak Türklerin “Devletli millet idim, devletim şimdi nerede, kağanlı millet idim, kağanım nerede?” şeklindeki arzularını gerçekleştiren hükümdardır. Bağımsızlığı sağlamakla kalmamış, 10 yıl gibi kısa bir zamanda, başkent Ötüken’i geri almış, akınlarıyla Çinlileri bezdirmiş ve kardeşi Kapgan’a koskoca, bağımsız bir devlet bırakmıştır.”

En önemli keşiflerden biri

Prof. Dr. Ali Ahmetbeyoğlu’na göre bu buluntuları Türk tarihi, sosyo-kültürel hayatı için oldukça önemli. Ancak tam anlamıyla değerlendirmelerde bulunabilmek için kazı raporlarının detaylı olarak yayınlanmasını, yazıtların bilim adamlarınca detaylı olarak okunmasını, bulunan eşyalar ve külliye alanı üzerindeki incelemelerin sonuçlanmasını ve ortaya çıkan tartışmaların mahiyetinin görülmesi gerekiyor: “Bunlara rağmen verilen ön bilgiler ışığında İlteriş Kagan yazıtı ve külliyesinin bulunması Türk yazı tarihi, Türk adının başlangıcı, Türk mimarlık ve sanat tarihi, idari ve dini birçok açıdan büyük ehemmiyet taşımaktadır. Orhun Abidelerinden sonraki en önemli keşiflerden biri olan bu kazıların Türk Akademisi ve Türk bilim adamlarınca yapılması hassaten vurgulanması gereken bir hadisedir.”

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.