
Hayat aslında sadece bu dört kelime üzerine kurulu bence… Ne evet ne de hayır var bunların içinde! Olsalar bile yalandan öte bir şey değiller çoğu zaman. Evet ve hayır dilin kurtuluşu ama gönlün tutsaklığı sadece… Peki hayatın neden bu dört kelimeden ibaret olduğunu düşündüğümü soruyorsanız açıklayayım… Öncelikle hayatın neresinde ve nasıl yaşıyorsanız yaşayın, ne derseniz deyin eğer ve ama aklımızı çünkü ve rağmen de gönlümüzü meşgul ediyor… Hatta bunlar, kesin bile görünse de her evet ve hayırda, bilinç altımızın en önemli dikteleri! İşten aşa ve sevgiden ve aşka kadar her attığımız adımda onlar bizimle… En kötü olan da duyduğumuz veya duyurduğumuz her düşüncede ön planda olmamaları! Kendimize bile izah edemediğimiz taraflarımızın sebebi onlar… Dedim ya, bunlar bilinçaltımızda hayatımıza etki eden virüsler… Nasıl mı? Şeytanca ve çaktırmadan… Hatta bazıları dışında onlar, siz bu yazıyı okuyunca bile size yaşadıklarınızı inkar ettirecek kadar sinsi ve aptal bir savunma mekanizması oluştururlar! Hayatın her yerinde, "eğer" sonuna kadar beklentili… "çünkü" ilk andan itibaren değerli… "ama" her zaman memnuniyetsiz… ve "rağmen" de sonuna kadar kendine güvenli bir yaşam ve sevgi biçimidir… Hayattaki mutluluk da eğer ve amayla çünkü ve rağmenin kavgası değil mi işte?
Eğerleriniz bolsa hayat size mutluluk getirmez…
Aklımızdaki en güçlü virüs budur! Ve maalesef sıradan bir iş anlaşmasından evliliklere varan en büyük aşklara kadar hayatımızı yöneten kısır bir akıldır… Hayatı sadece kendi beklentileri doğrultusunda yaşayanların ilk kelimesidir… Eğer böyle olursa, başarırım! Eğer bunu yaparsa, severim gibi… Eğer, eğer, eğer! Bencil bir karakterin dışa vurumudur o… Nalıncı keseri gibi hep kendine yontar hayatı! Siz ister onun yanında olun, ister karşısında işiniz çok zordur! Ağzınızla kuş tutsanız bir "eğer"e mağlup oluverirsiniz… Siz yapacaklarınızın sonuna gelseniz bile eğerlerin sonu gelmez… Özellikle sevgiler de en çok rastlanan tür de budur… Eğer, başarıya giden yolda bir kontrol ve tedbir gibi görünse de sevgide hep negatif düşünceleri besler ve mutsuzluk getirir… Her ne kadar karşılıksız bir sevgi olan evlat sevgisi bile kimi zaman buna endekslidir. Kazanılan bir üniversiteden, ailenin istediği biriyle evlenmeye kadar varır… Hayatın akışı içinde de bundan en çok etkilenen çocuklardır… Bireylerin anne ve baba sevgisine endeksli bu mutluluk arayışları da hep akıllardaki eğer düşüncesini baskın hale getirir… Her eğer de, onları mutsuzluğa bir adım daha yaklaştırır ve onların mutsuzluk karşısında bile söyledikleri ilk şey, yine eğerdir… Eğer şöyle olsaydı, ben de mutlu olurdum gibisinden! Eşeğe altın semer hikayesini bilirsin işte? Öyle yaa… Eğer de, eyerin daha yumuşağı değil midir?
Çünkü, değer bilmek ve onu savunmak demektir…
Çünkü, eğerdeki gibi negatifi değil, bir o kadar pozitifi savunur… Bireyin daha çok kendi aklını ve gönlünü temsil eden bir eğilimdir! İşinden ayrılmıştır çünkü…. değerini bulamamış veya o iş kendi hayatı ve hayalleri için yeterli gelmemiştir. Bu ister kazanç ister yapılan işin nev''i olsun, insanın kendine biçtiği değerin bir göstergesidir. İnsanın "çünkülerinin" olması eğerlerinin olmasından her zaman daha iyidir. Çünkü o, insanın mutlu olduğu veya olabileceği detayların ve bilinçaltında kendine veya başkasında verdiği değerin bir izahı ve savunmasıdır. Kim ne derse desin onu seviyordur çünkü o, akıllıdır! Ya da o, onu en iyi anlayandır… Çünküyle başlanan cümleler çoğunca değer ifade eder… İnsanın kendi değer yargılarını veya beğenilerini savunması kelimesidir … O, herkesin gördüğünü değil; kendi için özel ve güzel olanı ifade etme şeklidir. İnsanın çünküleri onu her zaman doğruya götürür… Bu düşünce ve sevgi biçimine sahip insanlar, mutluluk veya başarıyı geç bulsalar da, onu ömürlük yaşarlar… Çünkü, ne kimilerinin aklına göre hareket etmişlerdir ne de kimileri gibi bin bir türlü negatif düşünce ile kişiler ve olaylar karşısında beğenmediği tarafları cımbızla çekerler… Hayatı bu pencereden veya gönülden yaşayanlar, hayatın karşılarına çıkardığı kötü durumları, hep iyi taraflarını savunarak bertaraf ederler… Ancak her zaman son çünküleri de, kendi değerleri içindir…
Peki ya diğerleri…
Maalesef ama yer bitti! Bu da "ama" için belki de en masum savunmadır herhalde…
Haftaya her şeye "rağmen" yaşayan ve sevenlerle birlikte, her şart altında söyleyecek yine bir "ama"sı olanları konuşmak dileğiyle…
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.