Hatta “kötülerin dayanışması” diyelim biz buna.
Haluk Levent isimli müptezel kumarbazın dolandırıcılık soruşturması kapsamında ifadeleri alınan ünlülerin hepsi “biz zaten Haluk Levent’in ne çoktan bir herif olduğunu biliyorduk, o yüzden şahsi olarak para mara yollamadık Ahbap’a” minvalinde cümleler kurmuşlar. Eksik oldu. İfadesine başvurulman ünlülerin tamamı da neredeyse ilk günden beri “biz zaten biliyorduk” diyorlar.
“İyi de, madem bu Haluk Levent isimli müptezel kumarbazın nasıl bir dolandırıcı olduğunu biliyordunuz da, şahsi olarak herifin derneğine para yollamadınız da, kah kapıya dayanıp ‘çok sahipsizmişiz’ diye afkurarak, kah FETÖ P.İ.Ç’lerinin yalandan ağlamalarını taklit ederek milletin parasının bu herife yollanmasına niçin yardım ve yataklık ettiniz a ibişler?” diye sormayalım mı?
Sormayalım bence. Çünkü bu kerameti kendinden menkul zirzoplar Haluk Levent’in kim olduğunu iyice bilmelerine rağmen deprem zamanı o kötülük dayanışmasını yaptılar. Çünkü basit bir hesapları ve bu hesaba bağlı bir amaçları vardı: “Bir vaveyla koparır da bu iktidarın bu depremin altında kalmasını sağlarsak her şey çok güzel olacak.”
Kendileri açısından “doğru bir hedef”ti bu ama her zamanki gibi bu hedefe giden süreçte nelere mal olabileceklerini asla hesap etmediler. “Edemediler” değil, “etmediler.” Geldikleri noktada ise ellerinde “baraj patladı” yalanı, “sahipsisiz” yavesi, “Ahbap para çalmaz, AFAD’dan bile daha güvenilir bir kurum” zırvası, binlerce bahis kuponu ve binlerce borsa hareketinden oluşan kocaman bir rezalet kaldı. Kavramın gerçek anlamıyla söyleyeyim: Allah Teala bu azgın azınlığın burnunu öyle bir sürttü ki ibretlik hale geldiler.
Çünkü basitçe ifade etmek gerekirse hedefleri öyle gerektiriyor diye depremzedelerin parasını çok iyi tanıdıkları bir dolandırıcıya yönlendirecek denli kötüydüler ve bu kötülüklerinin karşılığını aldılar. Ancak bu karşılık da onlarla ilgili herhangi bir şeyi değiştirmeyecek.
Bu “kötüler” hukuki olarak cezaya konu olmayacaklar yüksek ihtimalle. O esnada suçu ortaya çıkmamış birine insanları yönlendirmek (bu şahıslarla Haluk Levent arasında bir para alışverişi olmadıysa tabii) suç olarak tanımlanmaz.
Bu “kötüler”i maşeri vicdanda ademiyete de mahkum edemeyeceğiz bence. Çünkü bunlar yarın yine “Atatürk” diyerek, “her şey çok güzel olacak” diyerek bir kalkan edinecekler kendilerine ve toplumu etkilemeye, yönlendirmeye devam edecekler.
“Türkiye’nin büyük çaresizliği” diyeceğim ben buna artık. Normalde “bir daha hiçbir sözüne itibar edilmeyecek denli büyük bir kabahat işlemiş” bu kötüler ellerini kollarını sallaya sallaya toplumu bir şeylere ikna etme işine geri dönecekler. Bütün pişkinlikleriyle, bütün terbiyesizlikleriyle kah devlete, kah iktidara, kah sokaktaki insana operasyon çekmeye devam edecekler ve alkış da alacaklar.
“Öyle olmayacak” diyebilir misiniz?
Haluk Levent’in popülaritesinden medet umarak deprem zamanı onunla fotoğraf vermeye özen gösteren bürokratın, bakanın, bilmem neyin kompleksi bile bitmeyecek. Bugün o kompleksin adı Haluk Levent olacak, yarın Sıla olacak, ertesi gün Ece Üner olacak, ertesi gün bilmem kim olacak. Danışmanının elinde oyuncağa dönüşmüş, makamını pespayelikle dolduran, kompleksini kibirle, kibrini hırsla yoğurmuş adamların hikayeleri ise sürecek.
Parası çalınan depremzedenin, iyi niyeti çalınan yardımseverin, umutları çalınan çocukların, olan bitene anlam vermeye çalışıp veremeyen sıradan adamın hikayesiyle kalacağız elimiz böğrümüzde. Yazık bize.


Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.